Skip to Content

Ceyhan Dede (k.s) yi Uğurlarken

Mehmet Doğramacı

 

Okumak güzel. Zikir de güzel. Sohbet dinlemek de… Allah Dostlarını sevmek, özlemek, hallerinden ibret almak da… Ama daha güzelini söyleyeyim mi? Daha güzeli bir Hak Dostunu görmek, nazarına muhatap olmak, birebir sohbet etmek. İşte bunun lezzetini tarifte kelimeler aciz kalır!..

Bundan iki yıl önce kasım ayı. Hava serin. Gönlü zengin bir büyüğüm haber gönderiyor;

“ Hemen gelebilirseniz sizi bir Hak Dostuna götüreyim.” Toparlanıyoruz 3-5 dost. Zeytinburnu Merkez Efendi (k.s) civarında yaşayan bir Allah Ehlini ziyaret edeceğiz. İzbe barakanın kapısını vuruyoruz. İçeriden Dede sesleniyor: “Ne var, niye geldiniz şu vakitte?”  “ Dedem, gençler seni dinlemek ister, azcık seni götürsek, bir çorba içsek” diyor büyüğümüz. Kızıyor Dede. Oldukça hırçın. Hasta ve yorgun zaten. 90’ından fazla olduğu belli. Onu kollarından tutarak aracımıza alıyoruz. Hemen yakında bir çorbacıda sohbetini dinleyeceğiz. Onu evvelce tanıyan büyüğümüz bizi ikaz ediyor:

- Size tuhaf gelebilir. Sayredin ve bozulmayın. Dedemiz Meczubtur. Sözlerinin zahirinden çok özüne nüfuz ederek Onu dinleyin olmaz mı?!..

Tamam, diyorum ama doğrusu Meczub Veliler hakkında da pek bilgim yok. Görelim neler seyrederiz diyerek çorba içmeye oturuyoruz. Dedeyi ve konuşulanları kaydediyorum.

 

***

 

Az sonra sohbetini okuyacağınız Tevfik Ceyhan Dedeyi uzun süre tekrar ziyaret nasip olmadı. Geçenlerde yolum Merkez Efendi’ye düştüğünde esnafa Dedeyi sordum. “Balıklı Rum Hst. Huzur Evine kaldırıldı” dediler. Akşam vakti Hastaneye koştum. Vakit geç, dediler ve izin vermediler girişime.

 

13 Eylül Çarşamba günü iş çıkışı Dedeyi ziyaret için tekrar Hastaneye gidiyorum. İlgili servisin hemşiresi tuhaf bir bakışla: “ Yakını mısınız? “ diyor. Sevenlerindenim diyorum.

 

“ Hayatta yakını olmasa da sevenleri çok gelirdi. Dedemiz bugün Hakkın rahmetine kavuştu. Başınız sağ olsun! “diyor. Neye uğradığımı şaşırıyorum. Elimde birden bire  boşa çıkan hediyeme, soğuk duvarlara, ranzalara bakakalıyorum. Hemşireden aldığım bazı telefonlara ulaşıyorum. “ İkindide Eyüp Kabristanına defnettik” diyorlar.

 

Hastaneden çıkarken şoktayım. Son devrin önemli bir siması daha Dar-ı Bekaya intikal ediyor, koca bir çınar daha devriliyor. Musikişinas- Bestekar- Şair ve Hakikati farklı bir düzlemden okumuş bu güzel insana sonsuz Rahmet olsun!.. Sözü uzatmadan sizi Onunla baş başa bırakıyorum… (İsmini vermek istemediğimiz dostlarımızın sözleri ve ara notlar yeşil, Dedenin sözleri siyah yazılmıştır. Sohbet doğaçlama bir akış olsa da ara başlıklar okurun dikkatini toparlamak için tarafımızdan konmuştur)

 

Ceyhan Dede ile sohbet

 

Dede; Allah’ı Bulana Derler: Dedeyi anlaman için yüz yaşında olman lazım... Dedeyi tanımak için dede olman lazım... Yaşamayınca anlayamazsın!... Bütün dünya gördü elektriği ama elektrik bu değil. Hangisi elektrik?!... Gel kulağına söyleyeyim. (Eğilir MD.nın kulağına)... Elektrik karı-koca halveti.... Anladın mı?... Açık konuşuyor değil mi Dede?... Efendim kusura bakmayın Dede biraz açık konuşur!.. (Maşallah..Biz de çıplak konuşanı özledik) Sayenizde bir çorba içeyim bari!.. Ben kimseyi tanımıyorum bir dakika... Neden bilir misin?.. Kendimi tanıyamıyorum.... Kendimi tanımam için kendime gelmem lazım... On sene hizmet etseniz, Dedeyi gene tanıyamazsınız!.. Neden?.. Aynı olmamız lazım.. Dede ihtiyar demek değil Ya Huuu.. Olgun demek olgun.. Allah’ı bulan demek. Allah’ı bulduktan sonra sen beni tanırsın!..

 

Elektriği anladın değil mi? Allah’ı tanıdıktan sonra sen beni tanırsın... Dedeyi anlamanız kolay değil be kızım!.. Müritlerim benim, senelerdir, ne kadar tanır ki!.. Tanıdıkları kadar!..

 

Bismillahirrrahmanirrahim (çorbaya)..Siz de için haydi!..

 

Kahveyi gördünüz değil mi? Giremezsin ki dumandan. Hepsi sigara içer pez......lerin!....

 

Dedeyi tanımak kolay değil gerçekten!.. (Kendimi tanırsam dedeyi tanımış olur muyum?) Kendini tanıman için beni tanıman lazım... Kimsenin anlayacağı gibi değil. Böyle yekpare değil yani... Birden bire yine olmaz... Bir beste, müsaade ederseniz okuyabilir miyim?.. Bağırırsam kızmazsın değil mi? (Lokantacıya)

 

Gönlüm sana tapalı

 

Kapın bana kapalı

 

Şaşırmışım yolumu

 

Bu sevgiye tapalı.

 

Susayan ırmak arar

 

Olmaz sevende karar

 

Güzelleri olmasa

 

Bu dünya neye yarar..

 

Gecemde güneş olsan

 

Kalbimi görmüş olsan

 

Unuturdum cihanı

 

Bana bir eş olsan

 

Susayan ırmak arar

 

Olmaz sevende karar

 

Güzelleri olmasa

 

Bu dünya neye yarar..

 

Güzellerin olmasa Ya Rabb!..

 

Cennetin neye yarar?..

 

(Maşallah)

 

Var mı böyle beste okuyacak adam?.. Varsa çıksın!.. Eşekte de ses var ama nota bilmez... Öyle mi?... (Öyledir dedem)

 

Güzelin Tarifi:  (Güzel nedir?) Güzel mi?... Güzeli anlatayım. Güzeli anlatıyorum bakın... Kainatı görmek için geceleyin uzun deniz yolculuğu yapacaksın. Güzel;yüz değil. Güzeli anlatıyorum aç kulağını. Şehirde kainatı göremezsin çünkü şehir ışık veriyor. Ama uzun deniz yolculuğuna çıkarsan, orada artık şehir yok, karanlıktır her taraf. Bütün dünyayı gemide olanlar görüyor... Aslında dünya da kainat da güzel değil!.. O anda gözü yaşlı kim seyrediyorsa o  adam güzel.. O adam gözünün yaşı çıkması için Allah’la Vahdet-i Vücud olur.

 

Allah olduğu zaman o adamın gözleri yaşarır. Anladınız mı?.. Allah olduğun anda gözler yaşarır. Demek ki güzel olan yine Allah’ın kendisi! Anladınız ama, anladığım kadar anlamış değilsiniz!

 

İkilikten Nasıl Çıkılır?  (Gözün yaşarması için ne lazım?) Gözün yaşarması için Allah olman lazım!... Kendisi Allah’a vermiş oluyor kendini, o zaman İKİ; BİR oluyor... İKİ DİYE BİR ŞEY YOK!.. İkilik yok hepsi kendisi ZATen.. ” Kim ki kendisini bana verirse ben de kendimi ona veririm buyurdu (Hadisi Kudsi)... Ne oluyor o zaman?.. O adamın gözü neden yaşarıyor? Kendisi BİR olmuş!.. Anlıyorsunuz be kardeşim ama... Elektriği anlayanlar gibi anlıyorsunuz... Elektrik bu değil... Hangisi? Çarpıp da yere serince anlarsın elektriğin ne olduğunu?

 

Elektrik güzel ama... Allah güzel değil, Allah güzelde güzel.. Güzel bu değil.. “Yar gönül ki aşkıyla sinede pür hazine bulur”... Nerdeymiş Allah?... Kalpte değil.. Sinede.. Burada.. “Ehli dildir diyemem sinesi pak olmayana” Anlıyorsun be kardeşim ama anladım sanırsın. İçine girmeyince anlayamazsın!.. (Dışarı da mı dolaşıyoruz?) Anladığını zannedersin. Zamanla anlarsın anladığını yada anlayamadığını...

 

İlimle Bulunur Mu Allah? (İlimle, okuyarak anlayabilir miyim?) Bir kere ilimle ne Hacı Bayram buldu kendini, ne Mevlana!.. Benim gibi keleğin biri olacak da o bulacak Allah’ı.. Hal Ehli olacak hal ehli.. Ben elk.müh.yim.. Müh. değil kurucuyum.. Santraller kurdum.. Senelerce Sıemens ve AEG de çalıştık.. 14 yaşında yalnız başıma santral kurardım.. Elk.Müh. benim kadar anlamazdı.. Neden?.. Kurmuş değil Ya Huuu.. Hal Ehli değil hal ehli.. Anlasana!.. Yoruyorum kendimi ya. Alimi sevmez Allah..Sevseydi Mevlana’yı severdi..Mevlana bulamadı.

 

Neden? Alim olduğu için... Alimde gurur vardır. İlla benim gibi birisi girip onu dürtecek, Dürten Allah olacak..

 

İbadetle Bulunur Mu?  (İlim ve akıl bırakılınca mı bulunuyor?) İlim manidir Ya Huuu.. Neden biliyor musun? Anlatması zor ya!.. (Çıktığı kadar) Bir kaba suyu birden doldurmazsın ki.

 

Allah’ı ibadetle bulmuş Peygamber bile yok. Allah dertle, belalarla, iftiralarla  bulunur... Haz etmediğin şeyle bulunur Allah.. Allah BED le bulunur...(BED=Kötü,istenmeyen,acıtan,zarar veren..) (Bed=Kötü,nefse ters gelen şeyle bulunur demek istiyor..) (Sakın demeyesiniz, başınıza gelir sonra!) Allah güzel değil, Allah güzelde güzel... Güzel bu değil Ya Huuu... Burası güzel olacak.. Sinesi.. Ondadır Allah.

 

Kafayı Bir Kullanan Var! Akıl semboldür. Zannetme sen kullanıyorsun, O kullanıyor. Kafa semboldür... Dinleyin ama... Bağırtmayın Ya Hu.. Niye bağırıyorum?... Gereği gibi anlatamadım diye... Bu kafa sembol.... Sen kullanırım sanırsın da yanılırsın... Kafaların hepsini o kullanır. İspat edeceğim. Ailece oturdunuz. Hanım “Bankadaki parayı çekelim de oturma grubunu değiştirelim” dedi. Param var dedin. Sabah kalktın. İhtilal olmuş. Bankalar kapalı. Haydi kullan parayı!... Kullanamazsın...Aklı da O kullanıyor sen değil... Hazineyim ama... Ya Hu... Hazineyi hazine olan alır.. Merkez Bankası parayı bankaya göre verir... Allah da öyle verir kendini... Kim ki kendini ona ne nispette verirse O da o kadar verir... Yazın varsa yaz haydi!... Yormuyorum sizi değil mi?...Bir şey yemem,çorba kafi..

 

Allah Kime Aşık? Allah insana aşık!... Müslümana mı?.. Hayır Ya Hu... Varlığını

 

meydana çıkarana Aşık Allah!.. Neyle geldiniz siz buraya? Araba ile.. Kim yaptı onu? Gâvur!

 

Tahta kaşıktan başka ne yaptı müslüman?... (Gülüşmeler...) Allah ne diyor bilir misin? Ben o gavurlara son nefeste iman nasip edeceğim der. Niye?.. İşleri dürüst, muameleleri dürüst. Bizim hacının, hırsız hacının neresi dürüst?.. (Hepsi değil dedem) Hepsi değil ama, beni yanlış konuşuyor sanma. Ben doğru konuşurum. Allah insana aşık... Kime? Burası temiz olana. Sinesi. Müslümana falan değil Ya Huuu... Kolundaki saat nasıl pırıl pırıl. Gâvurun işi düzgün. Bizim hacı haram yemez ama hamama gider, bohça çalar. Beni kaç hacı dolandırdı. Ulan kimi kandırıyorsun bir de koşa koşa namaza gidiyor!... Dedenin sözlerini hazım zor!... Elektrik çarpınca anlıyorsun değil mi?.. Hacıyı da seni çarpınca tanırsın!.. Yormuyorum değil mi sizi?... Yormam, yormam.. Yazıyor  musun? Ağzımdan çıktığı gibi yaz mısraları. (Ehli İrfan bir dost, Dedenin arada söylediği mısraları yazıyor)

 

Ben Allah Değilim Ama; Allah Benim!  Kim ki kendini bana verirse ben de kendimi ona veririm... Buyurdu ezelde... Ceyhan Dede der ki; Ben Allah değilim, Ama Allah benim. Ne demek? Benimsedim Ya Huuu. Benimsediğim için Allah benim!.. Çözmeye çalışmayın, çözülmüş zaten. Allah varlığını meydana çıkarana aşık! Dürüste aşık, camide yatıp kalkana değil!

 

Her Şey Doğmadan Evvel:  Bu yaratılış bu... Her şey doğmadan evvel. Dünyada ne varsa doğmadan evvel olur... Rızıklar doğmadan evvel... İspatı. Köpekte de insanda da memeye süt bebek doğmadan dolar. Niye? Doğmadan evvel verilir rızık?... Peygamber doğmadan evvel peygamber. Mesleğiniz doğmadan evvel verilir size. Her şey doğmadan evvel...

 

Einstein doğmadan mucit... Kafanın sembol olduğu ortada işte. Kafayı kendi kullanır evladım.

 

İrade-i cüziyye vermiş ya, kullanıyor işte. Çözmeye çalışma. Çözülmüş  o şiir. Güzel mi?..

 

Güzel di mi?..(Çözülmüş evet) Aferin evladım, aferin yaz bakalım... Deşiyor, çözüyorsunuz maşallah...

 

Olmayan Aşık: “Olmayan Aşık, ne bilsin aşığın esrarını /Aşık olmayan ne bilsin aşığın esrarını...” İkisi aynı mı?... Değil... OLMAYAN AŞIK=HAM AŞIK... Alttaki olgun, ham değil... Meyve ham yenir mi? Anladın değil mi çocuğum?... İstediğin kızı alabilir misin emek vermeden? Güzel di mi?.. O cümlelerimin hepsi güzel.. Dede güzel değil, sinesi güzel... Allah sinede, kalpte değil, karıştırma.

 

Çorba mı içiyorum, aşkı mı içiyorum, ne güzel bee! Korkarım anlattığımı tam anlayamazsınız diye. Ama maşallah güzel anlıyorsunuz. Zaten keleği göndermez bana Allah! Çünkü dede kelek değil... Bak ……. topladı sizleri geldi. Demek ben hakim olduğuma göre beraat ediyorsun yani. Beraatın manasını bilen de yok.

 

Allah sende yoksa sen de yoksun. İki diye bir şey yok. Sen de yoksan Allah da yok. Hepsi BİRden ibaret. Hayvanda da Allah var. Dinle şiirimi okuyacağım.

 

(Sürecek)

 

Mehmet DOĞRAMACI

 

İstanbul - 19.09.2006

 

m_dogramaci@yahoo.com

 

www.blogcu.com/siratimustakim