“Hurufu Mukatta’a” (kati harfler)

 

27-02-2002

Tekirdağ

 

Bilindiği gibi Kur’an-ı Keriym’in bazı sure başlarında kısa kısa, müstakil harflerden meydan gelen ayetler vardır. Onlar da zati hakikatleri meydana getirdiklerinden ve her biri ayrı bir Kelime-i Tevhid mertebesini  oluşturduklarından yeri gelmişken kısaca değinmek istedim.

 

Alimlerimiz bunlar hakkında “şifre” kelimesini kullanmışlar ve Allah ile Peygamberi arasında şifredir demişlerdir.  Fazla izahat vermeyip sadece harflerini yazarak geçmişler, bazı tefsirlerde belli ölçüde fikirler de yürütülmüştür.  Dileyenler oraları da inceleyebilirler.

 

Bu harflerin daha iyi açıklanması için müstakil bir eser yazmak gerekir.  Biz burada genel bir yorumunu yapmağa çalışacağız.

 

Kur’an-ı Keriym’de öz ve içerik olarak 104 kitabın da varlığını bilmekteyiz.  Ayetlerin içerisinde o mertebelerin varlığı Arapça lisanıyla genel olarak ifade edilmiştir.  Özel olarak da zat mertebesinden “Allah”ça olarak tercüme edilmeden bütün mertebelere şamil hurufatlarla zati tecelli ve hakikatler Kur’an-ı Keriym ile inzal olmuştur.  Diğer kitaplarda böyle bir oluşum yoktur.  Çünkü onlar zat tecellisinde değillerdi.

 

Daha evvelki satırlarımızda Kur’an-ı Keriym’in dört (4) tercümesinden bahs etmiştik, işte bu “Huruf-u Mukatta’a”lar tercüme edilmeden ve gönderilmiş bütün kitaplarla bildirilen tüm manaları içeren zati ve ilahi harflerdir.

 

Bu harfler İlahi kitabımız Kur’an-ı Keriym’in maddi manevi varlığını muhafaza eden 29 adet ilahi nur sütunlarıdır. Bu yüzden de aslının  bozulması mümkün değildir ve bunlar hiçbir şekilde mutlak olarak hiçbir beşeri lisana tercüme edilemez, “meal”i dahi yapılamaz.

 

Onlara nüfuz etmek füyuzatından faydalanmak ancak sende mevcud “Hakk’ın varlığı” ile onu faaliyete geçirmekte ve ondan ilham alarak gayretin nispetinde mümkün olabilir.

 

Böylece kısa bir izahat yaptıktan sonra özet olarak bu harfleri belirtmeğe çalışalım. Bütün bu harfler aynı zamanda belirttikleri mertebelerinde Kelime-i Tevhid’leridirler.