Batının içinde bulunduğu gerçek hal

 

Bu onikinci (12.) mertebe hem “uruc” çıkışın sonu, hem de aynı zamanda “nüzül” iniştir.  Bu mertebe olmasaydı, buraya kadar yaşananların hiç birisi bilinmez ve oraya beşere yol olmazdı. İşte onikinci (12.) mertebe bu yüzden çok mühim bir mertebe olan “Mutlak Risalet” mertebesidir.

İnsanlık alemi bu mertebeden aldığı ilahi bilgilerle ancak gerçek bilgi sahibi olur, aksi halde bilgisi hayal ve vehme dayanır.  İşte batının içinde bulunduğu gerçek hal budur.

 

Kendilerinin zat mertebesine bağlantıları olmadıklarından ve “Hakikati Muhammedi” kanalına da siyasi ve maddi sebeplerden giremediklerinden gerek dünyevi, gerek uhrevi bilgileri hayal ve vehme dayalıdır, aslı yoktur, akl-ı cüz kaynaklıdır, kabul edilemez.

 

 

26-09-2001

Mekke-i Mükerreme

Ka’be-i Muazzama

 

Bütün kurguları hayal ve hayale dayanmaktadır, batılılar hayal tacirleridir.  Dinlerini dünyalarına göre düzenlemişlerdir.  Ne yazık ki “nefs-i emmare” denen varlık bu hayalin baş müşterisidir, çünkü kişiyi dışarıdan hayali şeylerle meşgul edip içeriden de kendisi elinden geldiği kadar Hakk yolundan ve hakikatten uzak tutarak, oyalayarak elinden en değerli  şey’ini, yani vaktini alarak boşa harcatmaktadır.

 

Bunun bilincinde olan batı, maharetini nefs-i emmarenin hayali istekleri istikametinde hayali kahramanlarla ve geçici zevkler hazırlayarak, göstererek, elinde en modern bilgiler olduğu halde, veyahut kullandırılmayan doğu ise, onların bu hayali tuzaklarına düşüp yem olmakta, hem parasını, hem vaktini ne yazık ki bir hayal uğruna heba etmektedir.

 

Allah c.c. cümlemizi şuurlandırsın. Amin.

 

Evet bir an kalem atı bizi bu sahaya getirdi, biz tekrar kalem atının dizginlerini çekip onu “Burak” gibi enginlerde koşturmağa çalışalım ve onun mübarekliğinden istifade etmeğe çalışalım ve böylece Kur’anı Keriym Kalem 68/1 ayetindeki

 

“nun vel kalemi ve mayesturune”

mealen:

“Nun’a ve kalem’e ve yazılan satırlara and olsun” ayetinden hissemizi alalım.

 

Nun: “Kudret-i İlahiyye”, kalem tecelli-i İlahiyyeler. 

Satırlar ise, bütün alemde meydana gelen varlıklar ve hareketlerdir.  Suretler ve işaretlerdir.  Onlar da “Sure” ve “ayetler” dir, ki bu alem baştan başa bir kitab-ı Hakk’tır.

 

      Hep kitab-ı Hakk’tır eşya sandığın.

      Ol okur kim seyr-ü evtan eylemiş.

 

Evet bu alem ve Kelime-i Tevhid kitabını gerçekten ancak seyr-i süluk sahibi, tevhid ehli kimseler hakkıyle okuyabilirler.

 

Biz tekrara kaldığımız yerden devam ederek Kelime-i Tevhid’in son harfine ulaşıp onu da okumağa çalışalım.  Bu mertebenin ismi İnsan-ı Kamil’dir.