“Kelime-i Tevhid”de uruc

29-04-2001

Mekke-i Mükerreme

Ka’be-i Muazzama

 

Buraya kadar “Kelime-i Tevhid”in “nüzül” (iniş) seyrini anlayabildiğimiz kadar takib ettik.  Buradan sonra da inşaallah “uruc” (çıkış) seyrini takib etmeye çalışacağız, ki tekrar aslına ulaştıralım.

 

Bütün haşmetiyle azameti ilahiyye’yi ifade eden bu muazzam “Kelime-i Cami’a” ne yazık ki, beşer idrak ve lisanına indirildiğinde, yazıldığı yerdeki (kapladığı alan) kadar dar bir yere sığdırılmış, böylece içindeki bütün hakikatler, gizlenmiş, perdelenmiş oldu.

 

Kendi varlığı ve manası itibariyle “Kelime-i Tevhid” ne iner (nüzül) ne çıkar (uruc). Çünkü zaten bunlar hep kendinde var olan şeylerdir.  Bizim “nüzül - uruc” (iniş - çıkış) dediğimiz şeyler, beşer aklının idrakine göredir.  O halde inecek ve çıkacak olan “Kelime-i Tevhid” değil bizim akıl ve idrakımızdır.

 

İnsanlarda değişik akıl ve idraklerde olduklarından dolayı onu anlayıp, yaşamaya çalışanlarda değişik düzeylerde olacaklardır, ki bu da tabiidir. O muazzam “Kelime-i Cami’a”yı herkesin aynı idrakle anlaması zaten mümkün değildir.  Ancak kişi temiz saf çalışmasıyle ve eğitimi ile ne kadar yükseklere çıkabilirse, gayret ederek, o derece çok faydalanmış olur.

 

Kısa kısa da olsa sonsuz olan bu değişik idrakleri kendi oluşumu içinde tanımaya çalışalım ve bir mertebeye göre “Kelime-i Tevhid”in harf sayıları kadar bir guruba ayıralım

 

“Kelime-i Tevhid” de 12 harf vardır. Bunlar 12 mertebeye işarettir.  Her mertebenin salikleri de birer gurup teşkil ettiklerinden 12 değişik idrak sahiplerinin olduğunu anlamamız zor olmayacaktır.

 “lâ ilâhe illa”ya kadar olan 7 harflik bölüm “ettur’u seb’a/yedi (7) nefis turu”

“Allah” cc. Kısmı da “hazaratı hamse/beş (5) ilahi hazret” mertebesine delalet eder ki, bu 12 mertebenin de “salikleri” (yolcuları) vardır.

 

Bu arada şu sırra dikkat çekmek isterim, “Kelime-i Tevhid”i her mertebesi itibariyle o mertebenin hali içerisinde telaffuz ve telakki edenlerin tamamı, bütün alemler düzeyinde hep birlikte sadece tek bir “Kelime-i Tevhid”i dile ve zuhura getirmiş olmaktadırlar.

 

Her mertebede olanlar gayretleriyle yaptıkları aşamalarla yukarıya doğru uruc etmektedirler.  Belki bireysel manada bakıldığında her “Kelime-i Tevhid”i telaffuz edenin ayrı ayrı telaffuz ettikleri zannedilir, bir bakıma öyle olmakla beraber genel mana’da “Kelime-i Tevhid”i telaffuz edenlerin cümlesi olarak bir tek “Kelime-i Tevhid”i zikr ve telaffuz etmektedirler. 

İşte bu yüzden de birleşik dillerdeki tek kelimedir ve alemde bundan daha çok telaffuz edilen başka bir “kelime” yoktur.