90 - İnsân-ı Kâmil Cili - Terzi Baba Şerhi - 02

Muhterem okuyucularım, sevgili kardeş ve evlâtlarımız. Uzun
zamandır sohbetlerini yaparak kayda aldığımız Abdülkerim Cîlî Hz. nin
gerçekten çök yüce hakikatleri bünyesinde bulunduran “İnsân-ı Kâmil”
isimli kitabının acizane şerhi bittikten epey zaman sonra, nihayet onun
da ses kasetlerinin kayda geçirme işlemleri de bittikten sonra, bu sahada
hizmeti geçen evlâtlarımıza teşekkür ederim sağ olsunlar.
Daha sonra kayda geçen bu ses kayıtlarının okuyucularımıza
sunulabilmesi için kitap haline dönüştürülmesi gerekiyordu vakti gelmiş
ki Rabb’im izin verdi, şükür “giriş” bölümü şerhi ile birinci kitap
tamamlanmış oldu bu kitap ilede “mukaddime” bölümünü ile ikinci
kitap haline getirmiş bulunuyoruz.
İnşeallah ileriki zamanlarda bölüm, bölüm tamamını kitaplar halinde
sizlerin okuyabilmenize sunulacaktır. Bu ve benzeri kitapların İnsan
tefekkür ufkunda çok büyük hedefleri gösterdiği aşikârdır. Cenâb-ı Hakk
bu ve benzeri kitaplarda kendi hakikatlerini kendi bildirmesiyle ve evvelâ
Peygamber Efendimizin bizlelere aktrımı ve daha sonra da büyüklerimizin
bu günlere kadar bizler dahil günümüz insanına kadar ulaşmasını
sağlayan büyüklerimiz İrfan ehline şukranlarımızı sunarız.
Bütün âlemlerin bir harikası olan “İnsân” ne yazık ki kendi değerini
varlığının üzerinden binlerce sene geçtiği halde, çok azı müstena,
anlamış ve kadrü kıymetinin bilmiş değildir. Ayrıca bu kıymetini
anlamamakta ısrar etmekte ve kısa süreli nefsi emmâre içinde olduğu
dünya yaşantısını tercih edep, İlâh-i ve ebedi hayatını heba etmekte,
gerek birey gerek toplum olarak, hazin bir sona doğru sür’atle
gitmektedir.
İşte elimizde bulunan bu kitap ve benzerleri, kişiye evvelâ kendini
sonra da Rabbını tanıtıcı haliyle tefekkür hayatımızda çok büyük bir yeri
olması lâzım gelmektedir. İnsan ki “Hakk’ın zât-i zuhur mahalli ve âlemin
göz bebeği”dir. Bu hakikatini yerinde kullanamadığından ne yazık ki
yerlerde sürünmektedir. Yerlerde sürünmekten kurtulup ayağa kalkması
ve asli asaletine ulaşması, bu ve benzeri tevhid kitaplarında belirtilen
kendi hakikatlerini anlaması ile ancak mümkün olacaktır.
Umarım Azrâîl (a.s.) ile zaruri ölüm gelmezden evvel ihtiyari ölüm ile,
bu dünyanın ve kendi beden dünyamızın hakikatini idrak etmiş olarak
varlığımızı daha evvelden Hakk’a teslim ederiz de Azrâîl (a.s.) geldiğinde
varlığımızda sadece geriye kalmış bir çuval et ve kemikten başka bir şey
bulamamış olsun.
Rabb-ımızdan cümlemizi gaflet ehli olmamızdan korumasını, ve
bizlere kendi varlığından varlık vermiş olduğundan, kendi aklından da
akıl vermesini niyaz ederim. T.B.