Skip to Content

Varlıktan bahsediyoruz, sözü varlıktan sayarsak, ‘sükût’ nedir?

Evet, dinî deyimle, “Kün” (ol) sözüyle Varlık olusmuştur. Söz, Varlıktandır. İnsan konusan-varlık’tır; dili sussa bile beyni durmadan konuşur; düsünme, konusmadan baska bir sey değildir. Bilindigi gibi, düsünme sözcüklerle olanaklıdır. Söz (kelâm; logos), bilinci oluşturur. Yuhanna Incili’nin birinci âyetinde “Kelâm, baslangıçta var idi, Kelâm Allah nezdinde idi ve Kelâmullah idi” denmiştir.

Devâmında ise “Her sey, onunla oldu ve olmus olanlardan hiç bir şey onsuz olmadı. Hayat onda idi ve hayat insanların nûru idi. Nûr, karanlıkta parlar ve karanlık onu bilmedi.” diye söylenmistir. Söz, sınırlı varlıktır ve bilinç sözcükler aracılığıyla ancak mevcûdu kavrayabilir. Varlık ise, sınırsız-sonsuz’dur.Sükût, sözün bittiği, düsünme ve bilincin açıldığı, damlanın deryâya kavustugu hâl’dir.

Mevlâna: Sus söyleme, söz bakışı bulandırır. Varını yoğunu sükut diyarına çek. demistir.

Niyâzî: Göz, kulak, dil kapıların, Kapatalım bir zaman. demiştir. Söz ikilikte olur, bilen bilinen ikiliginde. Bu da mevcûda aittir. Vücûd’da ikilik yok ki söz olsun. “Lâ mevcûde illallah” denmiştir. Yâni, mevcûd örtüsü kalkınca, illallah’tır, ayrılık kalkar, ikilik biter, söz biter. Ondan sonrası dile gelmez. Sükut, la ilahe’dir, fenafillah’tır.Sükût’a erenler, varlık zannından kurtulur, Hakk’tan gayri bir varlıgın olmadıgını dogrudan deneyimlerle kesfederler. Sükûnet, sekine’den gelir, o da, gönül rahatlıgı demektir.