ABDÜLKADİR GEYLANİ'YE HIZIR (A.S.)'IN TAVSİYELERİ

Şeyh Muhamed Kehimani ile Şeyh Bezzaz söyle anlatıyor:


Ebi Sair Kıleviden işittik. O, birçok defa başta Hazret-i Fahri Alem Ekmelittahiyya efendimiz olmak üzere bir çok peygamberlerin ruhlarını hatta melekleri Seyh Seyyid Abdülkadir Hazretlerinin meclisinde görmüştü. Hazret-i Gavsül Azam'ın meclislerinde gayp ricalini de görmüş. Onlar Cenab-ı Hazret-i abdülkadir'in meclisine girmek için birbirleriyle adeta yarış ediyorlarmış.
Ebül Abbas, Hızır Aleyhisselam'ı görmüş ve Hazret-i Hızır ona şöyle demiş: - Her iki dünyada da felah bulmak isteyenler Hazret-i Seyid Abdülkadir'in meclisine devam etmelidir.
***
Ömer, EI-Beza'dan naklen. Buyuruyorlar ki:
Irak ve sair yerlerden pek çok kimse Şeyh Seyyid Abdülkadir'e Fetva istemeye gelip müşküllerini arz ederlerdi. Hazret-i Abdülkadir hemen orada onlara karşılığını verirdi. Sordukları herhangi bir konu ve sual hakkında Seyh Abdülkadir tarafından dusünmek veya tetkik etmek için fetva isteyicilerin Gavsül Azam Hazretlerinin yanında geceledikleri görülmüş değildi.
O gelenler bile başkaları da müşküllerinin halli için Şeyh Hazretlerini görmek mecburiyetini hissederlerdi. Seyh Abdülkadir Hazretlerinin akran ve emsali yanında üstünlüğü açıkça belliydi. Ve kendini gösteriyordu.
Ömer Bin Hüseyin bin Halil-ür Cini'den naklen: Buyuruyorlar ki:
Ben Şeyh Abdülkadir Hazretlerinin meclisinde ve tam onun karşında oturuyordum. Birdenbire billur kandil biçiminde gökten bir şey indi. Hazret-i Seyh Abdülkadir'in hikmetler saçan ağzının hizasına kadar geldi: Sonra derhal yükseldi. Tekrar indi ve çıktı. Bu hal üç kere tekerrür etti. Ben hayretimden kendimi zaptedemedim. Olan biteni ve bizzat gördüğümü orada bulunanlara haber vermek için birden ayağa fırladım. Halin esrarına vakıf ve durum kendine malum olan Hazret-i Şeyh Abdülkadir işin farkina vararak beni çağırıp:
Allah adamları Allah'ın emirleridir. Meclisimiz de emanet meclisidir. Bu gibi hikmet sirlarının gizli tutulmasi gerek,_dedi.
Ben derhal yerime oturdum. Ve onun vefatına kadar kimseye söylemedim.
***
Şeyh Yahya'dan naklen. Buyuruyorlar ki:
Benim gençliğimde pederimle birlikte büyük şeyhlerden Şeyh Musa Zuli'nin maiyetinde Hacca gitmek için yola çıktı. Hazret-i Şeyh Abdülkadir'le görüştüğümüz vakit Şeyh Musa, Hazret-i Gavsülazam'a öyle bir saygı ve sevgi gösterirdi ki, ben şimdiye kadar Şeyh Musa'nın bir başka kimse için böyle, bu derece ikram, izzet ve hürmet ettiğini görmüş değilim. Ona sonradan bunun sebebini sordum:
-Siz Seyh Abdülkadir'e göstermiş olduğunuz hürmeti başka birisine göstermediniz. Bunun sebebi nedir? dedim.
Şeyh Musa su cevabı verdi:
- Evladım! Hazret-i Şeyh Abdülkadir Geylani, zamanımızdaki insanlarin en hayırlısıdır. O, devrimizdeki bütün evliyanın ve ariflerin efendisidir. Huzurunda meleklerin bile çekindikleri böyle ali bir zatın yanında ben nasıl edepli dumayayım ve hürmet göstermeyeyim?
*** Şeyh Seyyid Sultan Abdülkadir Hazretleri şöyle anlatıyor:
25 yıl kadar kimse ile temas etmedim. Kendi başıma çöllerde dolastım. 40 sene yatsı namazından sonra tek ayak üzerinde Kur'an-ı Kerim'i tilavet ettim ve hatim indirdim. Bir gece uyumak istedim, yine uyuyamactım. Nefsimin:
- Uyu! diye beni aldatmasına kulak asmadım. 40 gün oruç tutarrak mübah olan şeylerle iftar ettim.
***
Ebül Feth Herevi anlatiyor:
Ben 40 yıl Şeyh Abdülkadir Geylani Hazretlerinin hizmetinde bulundum. O benim şeyhim ve seyyidimdi. Sabah namazını yatsı namazının abdestiyle kılardı. Abdesti bozuludugunda derhal yeniler ve iki rekat namaz kılardı. Yatsı namazını kıldığında odasına yalnız çekilir ve ancak fecir vakti oradan çıkardı. Bir çok geceler onun yanında kaldım. Gece olur olmaz, bir kaç rekat namaz kılar, sonra gecenin üçte biri geçtiğinde zikirle meşgul olur ve şöyle söylerdi: Elmuhit, Esşehid, Elhasib, EIfaal, Elhallak, Elhalik, Bari elmusavvir.
Bu hal içinde, o gözümden kaybolur, gizlenir, göğe çıkaryükselir, nazarımdan kaybolurdu.
Sonra gecenin ikinci üçte biri geçinceye kadar namaz kılardı. Secdeleri uzun sürerdi.
Daha sonra fecir vaktine kadar oturup murakabe, müsabede ve teheccüde dalardı. 0nu müteakiben yalvarırcasına duaeder, bu sırada kendisini bir nur kaplar, sonra kaybolurdu. Ben onun yanında iken gözle görülmesi mümkün olmayan bir çok ziyaretçinin çok defa:
- Selamün aleyküm! Selamün aleyküm! diye seslerini işitirdim. Şeyh hazretleri de:
-Ve Aleyküm Selam! Ve Aleykümselam! diye cevap verirdi. Ve bu hal sabah namazına kadar sürerdi.