AKLIN TARİFİ VE ŞUBELERİ TAKDİM
- Ana Başlıklar:
Muhammed Hikmet TUZKAYA (k.s.)
Aklın mahiyetinin ne olduğu; akıl ve zeka, idrak, şuur, hafıza, kalb ve diğer latifeler arasında ne gibi ilişkilerin bulunduğu hususunda söylenenler veya yazılanlara bir göz atacak olursa, bu konuda büyük bir mesafenin alınmış olduğunu söylemek fazlaca iyimserlik olur.
Akıl hiç şüphesiz insana özgü bir melekedir. Varlık bilim açısından bakıldığında, aklın insanoğlundan çok daha öncelere gidip dayandığı görülecektir. Çünkü İslama göre Allah'ın ilk yarattığı şey akıldır. Aklın yine aynu akılla kendini tanımaya çalışması da insana özğü bir keyfiyettir. Bu anlanda akılla marifet arasında da bir ilşki vardır. Marifetin kaynağının kalb/gönül olması, akıl ile kalb arasında gizli-açık bir arkadaşlığın olduğunu ortaya koyar. İçinde yaşadığımız fizik dünya ile, dünya gözüyle görmediğimiz gayb alemi arasında bir temas ve ilişki varsa- ki behamal vardır- bunun araılığın yapan melekeler hiç şüphesiz münevver akıl ile nurani kalblerdir. Bu iki alemin birbiriyle temasları ve muameleri bunlar aracılığıyla olmaktadır.
Kendini tanımanın, Rabbini ve Halıkını tanımakla eş anlamla olduğu noktasından hareket edilecek olursa, aklın mahlukatın ve yaratılmışların en şereflisi, en mükerremi ve Allah'a en yakın olanı olduğu ortaya çıkmış olacaktır. İnsanı eşref-i mahlukat ve zübde-i alem kılan şey budur zaten.
Aklı, kelami ve tasavvufi anlamlarıyla anlamaya çalışmamız halinde ancak onun kemaline ve dolayısla kendi varoluşun da nihai noktasına ulaşmış oluruz.Bu arada islam termilojisindeki aklın anlamıyla Batı felsefesindeki akıl (reason) arasın da büyük ve keskin bir farklılığının olduğunun da altını çizmek gerekir. Batı felsefesinin konu edindiği akıl, sadece fizik dünyayı anlamaya yönelik olan istidlali akıldır. Kaldı ki, kalbe arkadaşlık yapmadan tek başına hareket eden aklın insani mahall-i maksuduna ulaştırması imkanı yoktur. Kalbden kaynaklanan feyz ve ilhamla akıl ancak eşyanın hakikatını idrak edebilir. Aksi halde Mevla'nın, "Hazret-i Muhammed'in önünde aklı kurban et." dediği akl-ı meaş yahut akl-ı cüz mertebesinde kalmay mahkum olur.
Allah'ın izni olmadan hiçbir kimse iman edemez. O, akıllarını kullanmayanları murdar inkarcı kılar.
(Yunus Suresi: 100)
- Yorum göndermek için giriş yapın veya kayıt olun
- 239 okuma
