Skip to Content

PEYGAMBERE KARŞI EDEP

Muhammed Hikmet TUZKAYA (k.s.)

Cenâb-ı Hak (C.C.) şöyle buyurmuştur:

“Rasûlüm de ki, Eğer Allah’ı (C.C.) seviyorsanız bana uyunuz ki Allah’da (C.C.) sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir.” (Âl-i İmran Sûresi, Âyet 31)

1) Rasulü Ekrem (s.a.v.)’in her kavli ve fiilini başkalarının kavline ve fiiline tercih etmek.

2) Peygamber Efendimizin davet ve emirlerine halisane bir şekilde icabet etmek.

3)Ehli beytine ve cümle sahabelerine hürmet ve tâzimde bulunmak. Allah tarafından getirdiği şeylere mütabaat edip hükmüne razı olmak.

4)Sözleri, amelleri, zâhiren ve bâtınen ona uymak ve onu kendisi için en güzel numune addetmek.

Cenâb-ı Hak (C.C.) şöyle buyurmuştur:

“Her kim Peygambere itaat ederse muhakkak Allah Teâlâ'ya itaat etmiş olur. Ve her kim yüz çevirirse Allah-ü Teâla Hazretleri, Rasûlüne itaatı, kendisine yapılan itaatinin aynısı kıldı. Bu sevgi ve hürmeti birbirinden ayırmamak lâzımdır. (Nisâ Sûresi, Âyet 80)

Cenâb-ı Hak (C.C.) şöyle buyuruyor:

“Ey iman edenler Allah’a ve rasulüne itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine de. Eğer bir şey hakkında ihtilâfa düşerseniz onu Allah’a ve Peygamberine dönderin, o hususta Kur’an-ı Kerîm’e ve sünnet-i seniyyeye müracaat edin. Eğer Allah’a ve Âhiret gününe inanıyorsanız bu sizin için hem hayırlı hem de netice îtibarıyla daha güzeldir.” (Nisa Sûresi, Âyet 59)

Ebu Hureyre (r.a)’dan rivayete göre, Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
“Canım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, hiç biriniz ben, ona anasından, babasından ve çocuklarından daha sevgili olmadıkca iman etmiş olamaz.”
Hazret-i Ömer (r.a) bu hadisi şerifi işittikten sonra: “Ya Rasulallah sen bana canımdan başka her şeyden daha sevgilisin” demişti. Rasulullah: “Ya Ömer, canından da sevgili olmalıyım” buyurması üzerine Hazret-i Ömer: “Canımdan da daha sevgilisin” deyince, “İşte şimdi oldu ya Ömer” buyurdu.” (Hadîs, Buhari)

Kadı-ı İyaz, bu hadisin şerhinde şöyle buyurmuştur:

“Peygamber (s.a.v)’i sevmek, onun sünnetine tâbi olmak, onun getirdiği şeriata sahip çıkmakla ve malını, canını bu uğurda feda etmekle mümkündür.

Hadis-i şerifte Peygamberimiz şöyle buyuruyor:

“Sünnet-i seniyeme tabi olmayan benden değildir.” (Hadîs, Buhari, Muslim)

Sünnet-i Peygamberî

Sünnet; Peygamber (s.a.v.) Efendimizin, Allah’ın emirlerine uygun hareket etmek maksadıyla seçip yaşadığı hayat nizâmı ve gittiği yol; sözleri, işleri ile terkettikleri veya uygun gördükleri amellerdir. Sünnet, herhangi bir müslümanın kendisinden müstağnî kalamayacağı bir kaynaktır. İslâmî ahkâmın (hükümlerinin) anlaşılması sünnete bağlıdır. Hadis ise sünnetin esası ve temelidir.

Hadis-i şerif; Kavlî, fiîlî ve takrîri olmak üzere üçe ayrılır. Hadis-i kudsi de, kavlî olana dahildir. Sünnet ise vahyin bir çeşit sözden çıkarılan manası olduğundan dolayı vahiydir. Fakat lafz olarak vahiy vasfına sahip değildir. Bu sebebden O’na vahy-i gayr-i metluv (okunmayan vahiy) denilmiştir.

Mefhar-ı kâinat Rasûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz buyurdular :

“Evet, size iki şey bırakıyorum. Onlara sıkı sarıldığınız müddetçe yolunuzu şaşırmazsınız. Bunlar Allah’ın (C.C.) Kitab’ı ve benim sünnetimdir.” (Hadîs, Ebû Davud)

Ehl-i Beyte Muhabbet: Hz. Peygamberi (s.a.v.)’in kendisi ile beraber, kızı Hz.Fâtıma validemiz, damadı Hz.Ali ve torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin (R.A.)’dan müteşekkil zevat-ı kiram hazretleridir. Peygamberi Zîşan (s.a.v.) Efendimizin sülâlesi tâhiresinden yetişenler ve sünnet-i seniyesinin menbaı ve muhafızı ve bîhakkın sünnete ittiba ve O’nu idame ettiren, mümtaz ve şerefli seyyid mü’minlerdir.

Peygamber (s.a.v.) Efendimiz buyurmuşlardır:

“Şefaat-i mahsûsam (Özel şefaatim) ümmetimden ehl-i beytime muhabbet edenler içindir.” (Süyutî, El-Camiü’s-sağir.)

Malum ola ki, ehl-i beyte gerçek muhabbet onların hâliyle hallenip süluk ettikleri yola tabi olmaktır. Yoksa sadece ‘Seviyorum’ demek boş sözden ibarettir.
Şefaat: Âhirette günahkar ümmetin, af ve mağfiret olunmaları ve mü’minlerinde terfi-i derecat etmeleri için Peygamberân-ı izâm, sahabe-i güzin, evliya-yı kiram hazerâtının, Cenâb-ı Allah’a niyaz ve istirhamda bulunmaları.
Nebî-i muhterem (s.a.v.) Efendimiz Hazretleri buyurmuşlardır :

“Şefaatim ümmetimin büyük günahları içindir. (Hadis, Tirmizi, Kıyamet: 11, İbn Mace, Zühd: 37)

“Kabrimi ziyaret eden kimseye şefaatim vacib olur” (Hadîs İbni Hacer el metâlibul âliye, 1,371.)



İLAHİ & ZİKİR

Anket

SİTEMİZİN İÇERİĞİ HAKKINDAKİ DÜŞÜNCENİZ NEDİR?:

ARŞİV LİSTESİ

Hz. Pİr Mevlana

Restoran, kafe, çay bahçesi, otel,
halıcı, kasap, döviz bürosu çoğunlukta
olmak üzere farklı iş yerlerinin özellikle
''Mevlana'' kelimesini kullanmaları bizi
rahatsız etmektedir, rahatsızlığımızın sebebi
ise isim olarak bilinen aslen sıfat olan
kelimenin taşıdığı anlam ve önemi idrak
edilmeden ticari faaliyetlerde kullanılması
ve bunun devamı olarak kelimenin taşıdığı asıl
manevi değerini kaybetmeye başlamasıdır.
--->> Devamı