Skip to Content

SEYYİD AHMED EL-RUFAİ HAZRETLERİNİN KEMALATI

Seyyid Ahmed El Rufai Hazretlerinin künye-i şerifleri Ebül Abbas'tır. Büyük ceddinden Rufaiye nisbet oluduğu için Rufai diye anılmıştır. Hazret-i Seyyidin menkibelerini yazan muteber kitaplarin kaydına göre Seyyid Hazretleri orta boylu, esmer çehreli, değirmi yüzlü idi. Sükut vaktinde ne kadar muhabbetli ise konuşurken, hitabette bulunurken de o kadar münbasitül-cemal bir mürşid-i sahibi kemal idi.

Fıkıh ve hadis ilminde emsali nadir bulunan zamanın bir allamesiydi. Taam yemeleri iki veya üç günde bir defa idi. Yaz ve kış iki kat elbise giydikleri görülmemişti. Haneleri din alimleri için medrese müridleri için manevi riyazethane idi. Gece gündüz irşad ve şeriatin ihyası için meşgul olurlardı. Tedris usulü va'z:-ü nasihatla idi. Fasihel'lisan beliğal. beyan idiler. Vücutları nadir bulunan gizli bir ilim ve irfan hazinesi idi. Zamanında küçük büyük, alim, cahil herkes ona meftun ve hayrandı. Va'az kürsüsüne çıktığı zaman bir ibret nümunesi olan hitabeti seriflerinin fesahatinden edibba müstefid olur marifetinden ulema istifade ederdi.

Tahkikatindan felsefe ehli (Filozoflar) hakikatler keşfederlerdi. Beyanlarından kelam erbabı istifade ederlerdi. Dekayıkından baliğa hissedar olur hakikatlarından evliya lezzetyab olurlardı. Hikmetinden ukala mevaziindan hükema, adabından fukara hasılı herkes idrakine, göre fazilet ve malumatından faydalanırlardı. Huzurunda salikler vecde ve raksa gelirler; huşu ehli ağlarlar, bazı kimseler halin tesirinden cuşu huruşa gelerek vefat ederlerdi. Hitabet kürsüsünde bulunduğu bir Perşembe günü dinleyici meyanında bulunan sekiz bin masiyet erbabı tevbe etmişlerdir. Meclisleri nübüvvet meclislerinden bir nişane olurdu.

Seyyid Ahmed Rufai'nin zamanındaki ricalden kutbur Rabbani Seyyid Abdülkadir Geylani Şeyh Yakubi ve sair evliyai ızamın Hazret-i Rufai hakkında: "Eshab-ı güzin ve al·i beyt-i rasil-ü emin ile eimmei müçtehidin hazeratından maada tabakat-i evliyada Ahmed-i Rufai mertebesine kimse vasıl olmadi" buyurduklari mervi idi.