Skip to Content

AZİZ MAHMUD EFENDİ CELVETİ ASİTANESİ - POSTİŞİNLERİ- HAZİRESİ


Dergâh, Ahmed Çelebi Mahallesi'nde, Hüdâyî Mahmûd Sokağı ile Azîz Efendi Mektebi Sokaı'nın çevrelediği büyük bir alan içindedir. Külliye câmi - tevhîdhâne, harem - selâmlık, kütüphâne, hünkâr kasrı, halvethâne, beş adet meşrûta evi, derviş hücreleri, iki mutfak, taamhâne, su deposu, şadırvan, abdesthâne, çocuk mektebi, çeşmeler, kuyu, türbe ve geniş bir hazîreden oluşur. Kurucusu Azîz Mahmûd Hüdâyî Efendi'dir. Celvetî Pîri bu arâzîyi 1589 yılında Mustafa ve Ahmet Efendi adındaki kardeşlere ait ev yeri iken vekilleri Ali Efendi'den satın almış ve inşaata hemen başlamıştır. Dergâhın inşaatı 1594 yılında tamamlanmıştır. Daha sonraları tevhîdhâneye minber eklenmesi ile de câmiye dönüştürülmüştür (1599). 1850 yılında vuku bulmuş olan meşhur Üsküdar Yangını'nda türbe hâricinde tüm külliye yanmış, harâb olmuştur. Sultân Abdülmecîd türbe dâhil bütün külliyeyi eskisine sâdık kalarak yeniden inşâ ettirmiş (1855), hattâ hünkar mahfeli ile sıbyân mektebi de bu sırada eklenmiştir. Külliyenin ihyâsı şâir Senih Efendi'nin mısrâları ile külliyenin aşağı giriş kapısı üzerindeki kitâbede okunmaktadır :
Hazret-i Abdülmecîd Han'ı ilâ yevmi-l hisâb
Ömrü şevketle Hudâ tahtında kılsın kâm-yab16

Pîr Mahmûd Hüdâyî'nin uluvv-i himmeti
Âsitânın eyledi ma'mûre vü zerrin-kıbab

Sa'y ile kesb-i safâ kıl kim bu dergâh-ı bülend
Kâbe-i uşşâkdır olmuş metâf-ı Şeyh-u şebâb

Baş keser bu bâba mührünü ferş eyleyüp
Kad-ı hamîde olmuş ânınçün sipihr-i bî-tınâb

Bendesin envâr-ı Hû ile kılıp rûşen-çerağ
Ol azîz-i celvetî eyler derûnun lem'a-tâb

Cûybâr-ı feyz-ü himmet kim der-i ihsânın
Çeşmesâr-ı cânibinden revândır âb-ı nâb

Levh-i bâba yazdı bir matla' Senîh-i kemterin
Kıldı her mısrâda bir târih-i terkim-u hısâb

Oldu dergâh-ı Hüdâyî bendeye hayru-l meâb
Sıdk ile gel âsitan-ı kutb-i âlemdir bu bâb

1272

Câminin giriş kapısı üzerindeki, Sultân Abdülmecîd Han tuğralı, şâir Zîver Efendi'nin ta'lik yazı ile yazılmış kitâbesinde :

Şâh-ı gazî velâyet-menkabet Abdülmecîd Han'a
Zâhir olmuş fütûh-ı milket içre nusret-i aktâb

Resânetle Azîz Mahmûd Efendi Dergâhın inşâ
Edince kıldı celb-i feyz-i rûhaniyyet-i aktâb

Du'a-yi şevket ile Zîver iki cevherin târih
Sezâdır olsa bâb-ı hankâhda ziynet-i aktâb

Şâh-ı din kim Hüdâyî hankâhın eyledi bünyâd
Mu'in olsun umûrunda Hudâ'ya himmet-i aktâb"

1272

okunmaktadır.

Sultân II. Abdülhamîd'in yakınlarından Lûtfi Efendi câmi-tevhîdhâne karşısına bir kütüphâne yaptırmıştır (1899 - 1900). 1910 yılında yıldırım düşmesi ile yıkılan minâre ve türbedâr bölümünü Mısır Hidivi İsmâil Paşa'nın (vef. 1895) kızı Prenses Fatma Hanım (vef. 1912) onarmış ve bugün de kullanılan türbe girişindeki camekânlı bölümü yaptırmıştır.

Devrân günü Cuma günü olan âsitânenin postnişînleri :

1- Azîz Mahmûd Hüdâyî Efendi (doğ. 1541 - vef. 01.10.1628): şereflikoçhisar doğumludur. Babası Fadlullah Efendi, dedesi Mahmûd Efendi'dir. Yetiştiği ve büyüdüğü yer, ilkokula da başladığı yer olan Sivrihisar'dır. Tahsîlini ilerletmek için İstanbul'a geldi ve zamanın en mükemmel müesseselerinden biri olan Ayasofya Medresesi'ne girdi. Yakınlığı itibâriyle de Küçük Ayasofya da ikamet etti (1564).

Medrese tahsîline devâm ederken bir yandan da ulemâden Nâsırzâde Ramazan Efendi'nin (vef. 1576) talebesi oldu. Halvetîyye'den Nûreddinzâde Muslihuddin Efendi' nin (doğ. 1502 - vef. 1573) sohbetlerinde bulundu. Azîz Mahmûd Efendi medrese tahsîlini bitirdiğinde, derslerine devâm ettiği Nâsırzâde Ramazan Efendi'nin yardımcısı oldu ve uzun yıllar yanında görev aldı. Ramazan Efendi, Edirne'de Selimiye Medresesi'ne hoca olarak tâyin edilince yardımcısı Azîz Mahmûd Efendi'yi de beraberinde götürdü (1571). Aynı yıl stajını tamamlayarak kadı diplomasına hak kazanmış ve hocası ile Mısır ve Şam'a giderek kadılık yardımcılığında bulunmuştur. Mısır'da bulunduğu sıralarda Halvetîyye'den Mehmed Demirtaşî Efendi'nin halîfelerinden Kerîmuddin Halvetî Efendi'ye intisâb etti. Hocası Nâsırzâde Efendi'nin Bursa'ya kadı olarak tâyin edilmesiyle Azîz Mahmûd Efendi de beraberinde gelerek Ferhâdiye Medresesi'nde hoca ve Eski Câmi Mahkemesi'nde de kadı yardımcılığı görevlerine başladı (1573). Bu arada büyük veli Üftâde Efendi'nin (vef. 1580) Kaygan Câmii'ndeki vaazlarına devâm etti. Nasırzâde Ramazan Efendi'nin vefâtından (10.1576) sonra zuhur eden mânevî işaretler üzerine hocalık ve kadılık görevlerinden istifa ederek Şeyhi Üftade Efendi'ye kapılandı (Aralık 1576). Kemâle erdiğinde Şeyhi tarafından verilen vazife üzerine ailesi ve kayınbiraderi Ali Çelebi ile beraber Sivrihisar'a gitti (01.1580). Sivrihisar'da 6 ay kalabilen Azîz Mahmûd Hüdâyî Efendi Şeyhini ziyâret için tekrar Bursa'ya döndü (16.06.1580). Hüdâyî Efendi'yi Bursa'ya çeken kuvvet belli olmuştur. Şeyhi Üftade Efendi az bir zaman sonra vefât etti (26.07.1580). Üzgün olan Hüdâyî Efendi tekrar Sivrihisara dönmüşse de bir müddet sonra Rumeli'ye geçmiştir. Eski Zağra'da ikamet ettiği ve bir câmii yaptırdığı bilinmektedir. Rumeli' ye geçişi ve ne kadar kaldığı bilinmiyorsa da dönüşünde İstanbul'a gelerek Küçük Ayasofya Dergâhı'na şeyh olduğu kesindir (1584). Sultân III. Murad zamanında, Ferhad Paşa (vef. 1595) ile beraber İran Seferi'ne iştirak ederek Tebriz'e kadar gitti (30.08.1586). Üsküdar'da, Şimdiki külliyenin bulunduğu yeri satın alarak hemen inşaata başladı ve inşaata yakın olmak istemesi sebebiyle Rumî Mehmed Paşa Câmii civârında ikamet etti (1589). Dergâh, mescit ve meşrûtaların inşaatı 1594 yılında tamamlandı. Bu sıralarda Fatih Câmii vâizliğine tâyin edildi (06.03.1594). Bu vazifesine Âsitâne Mescidi'ne minber ilâve edilerek câmiye çevrilmesine kadar devâm etti (1599). Bunun yerine kendine daha yakın olan Mihrimâh Sultân (İskele) Câmii'nde Perşembe günleri vaaz etmeye başladı. Sultân III. Murad tarafından Ali Paşa Dergâhı'na Şeyhlik teklifini yolun uzak oluşu sebebi ile münâsib bir şekilde redderken Sultân'dan Ayasofya yakınındaki "Arslan Yatağı" olarak anılan yerin dergâh olarak yapılmasını taleb etmiştir. Ancak bu istek Sultân I. Ahmed tarafından "Arslanhâne'nin" yıktırılarak câmii yapımına başlanması ile olmuştur. Sultân Ahmed Câmii'nin yapımında ilk kazma vurulması ve temel atma duası Hüdâyî Efendi tarafından yapılmıştır (1609). Câmi inşaatı tamamlandığında da açılış merasiminde ilk hutbeyi okuduğu gibi her ayın ilk Pazartesi günleri vaaz etmeyi de kabûl etmiştir (1617). Hüdâyî Efendi'nin üç kere haccettiğini; birincisinin târihi bilinmemekte, ikincisi 1618 yılında, üçüncü haccı da mürîdlerinden bir efendi ile 1620 yılında gerçekleğtirdiğini kaynaklardan öğreniyoruz.

Hüdâyî Efendi'nin beş oğlu ve yedi kız evlâdı olmuştur. Bu zâtlar; Evliyâ Mehmed Muhtar Efendi (vef. 1595), Mustafa Ebrâr Efendi (vef. 1596), Ayşe Hanım (vef. 1600), Ali Murteza Efendi (vef. 1601), Abdülvâhid Efendi (vef. 1611), Ümmügülsüm Hanım (vef. 1612), Ahmed Sıddîk Efendi (vef. 1624), Fâtıma Zehrâ Hanım (vef. 1624), Zeyneb Hanım (vef. 1642), Fâtıma Zehrâ Hanım (vef. 1642), Rukiye ve Hatice Hanım'lardır.

Yetişirdiği halîfeleri; Başhalîfe Muk'ad Ahmed Efendi (vef. 1639), Eyyub Efendi (vef. 1621), Dizdarzâde Ahmed Efendi (vef. 1623), Filibe'li İsmâil Efendi (vef. 1642), Aksaray'lı Abdurrahîm Efendi (vef. 1645), Zâkirbaşı Şa'ban Efendi (vef. 1650) Veliyyuddin Efendi (vef. 1651), Kemâleddin Efendi (vef. 1657), Ehl-i Cennet Mehmed Fenâyî Efendi (vef. 1664), Saçlı İbrâhim Efendi (vef. 1664), Arap Yahyâ Efendi (vef. 1666), Üftâdezâde Kutub İbrâhim Efendi (vef. 1678) ve Tophâne'li Veli Efendi'dir (vef. 1697).

Kuvvetli bir Şâir olan Azîz Mahmûd Efendi'ye Şeyhi Üftâde Efendi tarafından"Hüdâyî" mahlası verilmiş ve Pîr de Şiirlerinde bunu kullanmıştır. İlâhî olarak da bestelenmiş bir şiir ;

Ezelden aşk ile biz yâne geldik
Hakîkat-i şem'ine pervâne geldik

Tenezzül eyleyip vahdet ilinden
Bu kesret âlemîn seyrâna geldik

Geçüb ferman ile, bunca avâlim
Gezerken âlem-i insâna geldik

Fenâ bulduk vücûd-i fân'ı mutlak
Bıraktık katreyi, ummâna geldik

Nemiz ola Hudâyâ sana lâyık
Hemân bir lûtf ile ihsâna geldik

Umarız iverüz bâkıy cihâna
Civâr-ı Hazret-i Rahmân'a geldik

Geçüb âhır bu kesret âlemînden
Hüdâyî, halvet-i Sultân'a geldik"

Güzel beyitlerinden bir kaç örnek :
Tıynet-i âdemde evvel konmasa sevdâ-i aşk

Cenneti bir dâneye satmazdı ol dânâ-i aşk (Tanrı; insanoğlunu yaratırken, onun çamuruna "aşk" belâsını katmamış olsaydı, Hazret - i Âdem, bu uğurda, Cennet'i bir elma tânesine fedâ edip oradan koşularak bu fânî dünyâya ayak basmak gibi bir perîşanlığa düşmezdi)

İstikamet ehli hıfz-i Hakk'dadır, ermez ziyân;
Ânınçün serviyi incitmez beğim bâd-i hazân

(Doğru olanın gönlünde Hakk sevgisi eksik olmaz ve bunun için de maddî ve mânevî hiçbir ziyân gelmez. Görmüyor musun servi ağacını? Dosdoğru yaradılığından dolayı güz rüzgârları ona bir şey yapamıyor). Eserleri :

Arapça Eserleri: 1) Ahvalu-n nebiyyi-l muhtâr aleyhi salavâtullahi-l melîki-l cabbâr, 2) Câmiu-l fadâil ve kamiu-r rezâil, 3) El es'ile ve-l ecvibe fî ahvâli-l mevtâ, 4) Fethu-l bâb ve ref'u-l hicâb, 5) El fethu-l ilâhî, 6) Habbetu-l mahabbe, 7) Hâşiye kûhistani fi şerh-i fıkh-ı Keydânî, 8) Hayatü-l ervâh ve necâtü-l e bâh, 9) Hulâsatü-l ahbâr fî ahvali-n nebiyyi-l muhtâr, 10) Keşfu-l kınâ' an vechi-s semâ, 11) El mecâlisu-l va'ziyye, 12) Mecmuatü-l huteb, 13) Merâtibu-s sülûk, 14) Miftâhu-s salât ve mirkatü-n necât, 15) Nefâisü-l mecâlis, 16) Şemâilu-n nübüvveti-l Ahmediyyeti-l Muhammediyye, 17) Et tarîkatü-l Muhammediyye vesîletün ilâ-s seâdeti-s sermediyye, 18) Tecellîyat, 19) Vâkıat.

Türkçe Eserleri : 1) Dîvan, 2) Ecvibe-i Mutasavvıfâne, 3) Mi'râciye, 4) Nasâyıh ve Mevâız, 5) Necâtü-l garîk fi-l cem'i ve-t tefrik, 6) Tarîkatnâme, 7) Mektûbat.

Türbedâr Mustafa Es'ad Düzgünman Efendi'nin (doğ. 1920 - vef. 12.09.1990)

Pîr'i için tertîb ettiği kasîdesi
Dârü-l amân bir kubbedir

Tâc-ı Sultân Hüdâyî
Bahr-i aşkdan bir habbedir

Tâc-ı Sultân Hüdâyî
Onüç taksim zirvesinde

Heybet vardır çevresinde
Reng-i envâr zerresinde

Tâc-ı Sultân Hüdâyî
Ehl-i olan giyer onu

Hayır olur elbet sonu
Başa devlet bilir bunu

Tâc-ı Sultân Hüdâyî

Alem içre Şems'e timsâl
Şuâpâş17 hem zümrüt misâl

Olmaz ona hiç bir emsâl
Tâc-ı Sultân Hüdâyî

Oniki harf lafz-ı tevhîd
Tâcda saklı sırrı tefrîd

Onüç eder bunu te'yîd
Tâc-ı Sultân Hüdâyî

Hâmildir o Şerîati
Tarîkati, Ma'rifeti

Gösterir hem Ehl-i Beyti
Tâc-ı Sultân Hüdâyî

Lûtf-ı hakla ehl-i cennet
Giyer başa tâc-ı Celvet

Aşk ehline büyük izzet
Tâc-ı Sultân Hüdâyî

Açar kalbe bâb-ı safâ
Olmaz orda gam-u cefâ;

Hem kâse-i kevser şifâ
Tâc-ı Sultân Hüdâyî

Yedullahdır mürşid eli
Ta'lib olan ider belî

Tâc giydirir ona velî
Tâc-ı Sultân Hüdâyî

 ık arar mevlâsını
Görmez Hakk'ın deryâsını

Gösteren bak Leylâ'sını
Tâc-ı Sultân Hüdâyî

İlm-ü irfân andadır hep
Sırr-ı Sübhân andadır hep

Fazl-u kemâl andadır hep
Tâc-ı Sultân Hüdâyî

Zât-u sıfat mevhûm değil
Sûret, ma'na ayrı değil

Ba tâcımız gayr-ı değil
Tâc-ı Sultân Hüdâyî

Gördü gözüm meyl'ettim ben
Açtı özüm seyrettim ben

Mustafa'yım yok oldum ben
Tâc-ı Sultân Hüdâyi

30.04.1955

2 - Ahmed Efendi, Muk'ad (vef. 1639): Balıkesir'lidir. Hüdâyî Efendi'nin baş halîfesi olmuştur. Bulgurlu'daki Çilehâne Dergâhı'na halîfe olarak gönderildi. Burada 4 yıl kaldı. Bursa'daki halîfe Eyyub Efendi'nin vefâtı üzerine yerine halîfe olarak gönderildi (1621). Pîr'in vefâtı üzerine Filibe'li İsmâil Efendi'nin geçmesi icab ederken Ahmet Efendi Âsitâne makamı için ve Pîr'den sonra ilk postnişîn oldu (1628).

Fakat Filibe'li İsmâil Efendi "Bu makama bizden lâyık başkaca kimse yoktur. Kim geçerse muk'ad (kötürüm) olur." dedi. Hakîkaten bir müddet sonra Hakk'ın hikmetiyle Ahmed Efendi kötürüm oldu ve bundan böyle "Muk'ad Ahmed Efendi" olarak anıldı.

Vefât edenedek şeyhliğini sürdürdü (1639).

3 - Mes'ud Efendi (vef. 1657): Azîz Mahmûd Hüdâyî Efendi'nin kızının oğludur. İlim tahsîl etti. Muk'ad Ahmed Efendi'den hilâfet aldı.

4 - Mehmed Fenâyî Efendi, Ehl-i Cennet (vef. 1664): İstanbul Tophâne'lidir.

Babası İshak Efendi'dir. Mehmed Efendi, kardeşi Ahmed Çelebî'nin Hüdâyî Efendi'ye başlılığı vâsıtasiyle Pîr'i tanımış ve tasavvuf eğitimine başlamıştır. Pîr'i tarafından Simav'a halîfe olarak gönderildi. Pîr'in vefâtı üzerine İstanbul'a geldi ve Tophâne'de sâkin bir hayat yaşadı (1628). Mes'ud Efendi'nin yerine Âsitâne'ye şeyh oldu (1657).

Vefât edince Âsitâne'nin alt kapısı karşısındaki türbesine defnedildi. Mahlası "Fenâyî" dir. Dîvan'ı vardır. Kendisine "Ehl-i Cennet" de denir. Âsitâne türbedârı Mustafa Es'ad Düzgünman Efendi'nin Ehl-i Cennet Şeyh Mehmed Fenâyî Efendi için yazdığı kaside :

Pîrimden bir gonca açmış Şeyh Fenâyî Cennetî
Bağ-ı aşka bûyin18 saçmış Şeyh Fenâyî Cennetî

Mecma'i-l bahreyndir, elhak ilmiledün kelâmı
Sırrı Kur'ân'dır merâmı Şeyh Fenâyî Cennetî

İsmi Mehmed Fenâyî hem Cennetiyyü-l Celvetî
Şerîat'te, tarîkatte bak kemâli müncelî

Hakîkatı sırra âgâh Hakka vâsıl bir velî
Nûr-ı zâta mazhar olmuş Şeyh Fenâyî Cennetî

Kazaskerdi aşka düştü gönül verdi Şeyhine
Sülûkunda cezbe bastı nidâ geldi sem'ine

(Yeter artık cennet oldun, farkla gel sen kendine!)
Şeyhi cennet, kendi cennet şeyh Fenâyî Cennetî

Hazreti Pîr makamında me'mur oldu irşâda
Feyz aldı sülûk ehli irdiler hep murâda

Bin yetmişbeş târihinde cismi girdi türâba
Cennet-i Adn içre şimdi Şeyh Fenâyî Cennetî

Ârifâne dîvanında aşıkâne edâ var
Kapalıca kelâm idüb zâhir, bâtın safâ var

Üstâdından nazar almış erbâbına ma'nâ var
Enhârına doyum olmaz Şeyh Fenâyî Cennetî

Tâc-ı Celvet giymiş cennet hep bakşya alâme
t Hakkalyakîn olmuş bir mert neş'esidir melâmet

Enelhakk'ın sırrı ile mest sâhib-i kerâmet
Hem muhibbi Ehlibeyt'tir Şeyh Fenâyî Cennetî

Nâm-ı pâk-i yâd olunca kalb-i insan zevk alır
Misli Cennet ravzasından ziyâretle feyz alır

Rabt-ı kalble ol hazretin esrârından sır alır
Bir tabîb-i mânevîdir Şeyh Fenâyî Cennetî

Kemter kulun Mustafa'dır türbedârındır senin
Hizmetinde berdevâmdır hizmetin bekler senin

Mahşer günü elin tutup şefkatin ister senin
Efendimsin, sultânımsın Şeyh Fenâyî Cennetî

(04.1955)

5 - Gafûrî Mahmûd Efendi (vef. 1667): Gelibolu'ludur. İlim tahsîl ettikten sonra tasavvufa yöneldi. Muk'ad Ahmed Efendi'ye kapılandı. Halîfe olarak Gelibolu'ya gönderildiyse de fazla kalmadan İstanbul'a geri döndü. Zeyrek Câmii, Üsküdar Vâlide Sultân Câmii ve 1659 yılında da Fâtih Câmii vâizliğinde bulundu. Ehl-i Cennet Mehmed Fenâyî Efendi'nin vefâtı üzerine Âsitâne'ye şeyh oldu (1664). Vefât ettiğinde Halîl Paşa Türbesi'ne (Kapıcı Celvetî Dergâhı) defnedildi. "Gafûrî" mahlası ile şiirleri vardır. Bir gazeli ;

Nûr-i zikrullah ile her kim ki oldu kalbi ak
Sûretten ol şeb ise ma'nâda lâkin pîr olur

Âşık-ı sâdık isen terkeyle hâb-u râhatı
Ey Gafûrî tâlib-i dîdar olan şebgîr19 olur"

6 - Mehmed Tâlib Efendi, Devâtîzâde (vef. 1679): Muk'ad Ahmed Efendi'nin mürîdlerinden ve şeyh Câmii Celvetî Dergâhı bânîsi Devâtî şeyh Mustafa Efendi'nin (vef. 1660) oğludur. İlim tahsîl ettikten sonra babasının halîfelerinden Fidancı Mehmed Efendi'ye ve Ehl-i Cennet Mehmed Fenâyî Efendi'ye kapılandı. Gafûrî Mahmûd Efendi'nin vefâtı ile Âsitâne postnişîni oldu (1667). Vefât ettiğinde Şeyh Câmii'ndeki babasının türbesine defnedildi. "Tâlib" mahlası ile şiirleri vardır.

7 - Selâmî Ali Efendi (vef. 1692): Menteşe ili (Muğla), Kozyaka köyünde doğdu. İlyas Efendi'nin oğludur. İlim tahsîl ettikten sonra Kırkakçe Medresesi'ne hoca, daha sonra da İstanköy Adası'na (Yunanistan) müftü oldu. Tasavvufa olan aşkı dolayısıyla kadılığı bırakarak Mu'kad Ahmed Efendi'nin halîfesi Zâkirzâde Abdullah Efendi'ye (vef. 1657) kapılandı. Bursa'ya halîfe olarak gönderildi. Bursa'da Çelebi Sultân Mehmed Câmii civârında bir dergâh inşâ etti. Devâtîzâde (Divitçizâde) Mehmed Tâlib Efendi'nin 1679 yılında vefâtıyla boşalan Âsitâne Şeyhliğine gelinceye kadar bu dergâhda irşâda devâm etti. Hüdâyî Âsitânesi şeyhiyken ünlü velî Niyâzi Mısrî (vef. 1693) ile mektuplaşmaları ve bir takım dedikoduların çıkması sonucu şeyhlikten ayrıldı (1682). Bir yıl dolmadan Âsitâne şeyhliğine ikinci defa atandı ve vefâtına kadar bu görevde kaldı. Selâmsız'da, Kuruçeşme'de ve Kısıklı'da dergâh ve mescidler inşâ ettirdi. Celvetîye tarîkatının "Selâmiyye" kolunun kurucusudur. Kısıklı'daki dergâhında medfûndur.

8 - Halîl Efendi : Samsun, Bafra'lıdır. Selâmî Ali Efendi'nin yerine postnişîn olduysa da kısa bir zaman sonra azledilerek Mısır'a sürüldü (1683) ve orada da vefât etti.

9 - Mustafa Efendi (vef. 1711) : Erzincan'lıdır. Babasının adı Mustafa'dır. Halîl Efendi'nin azledilmesiyle Âsitâne'ye postnişîn olduysa da birkaç gün sonra o da azledildi (1683). Yerine Selâmi Efendi getirildi. Memleketi Erzincan'a gitti. İstanbul 'a dönüğünde Kadırga, Mehmed Paşa Celvetî Dergâhı'na Şeyh oldu (1702).

Abdülhayy Celvetî Efendi'nin vefâtı üzerine Âsitâne'ye ikinci defa Şeyh oldu (1705).

Kabri Devâtîzâde (Divitçizâde) Celvetî Dergâhı (Şeyh Câmii) hazîresindedir.

10 - Abdülhayy Celvetî Efendi (doğ. 1629 - vef. 16.11.1705): Azîz Mahmûd Hüdâyî Efendi'nin halîfelerinden Saçlı İbrâhim Efendi'nin (vef. 1664) oğludur. Babasının, Satırcı Mehmet Ağa tarafından yaptırılan zâviyedeki şeyhliği sırasında Silistre'de doğdu (1629). Tasavvuf eğitimini babasından aldı. Bir süre sonra hilâfet aldığında, bugün Bulgaristan'da bulunan Akçakızanlık kazâsındaki Alâeddin Efendi zâviyesi şeyhliğine getirildi. Babasının vefâtı üzerine onun yerine Edirne Selimiye Câmii vâizi ve Dizdarzâde Dergâhı şeyhi oldu ( Mart 1664). Daha sonraları İstanbul, Kadırga'daki Sokollu Mehmed Paşa Zâviyesi'ne Şeyh oldu ( Temmuz 1686). Bilahare de Emînönü Yeni Câmii vâizliğine getirildi (1687). Selâmi Ali Efendi'nin vefâtı üzerine Âsitâne'ye postnişîn oldu (Aralık 1692). Kabri Halîl Paşa (Kapıcı Celvetî Dergâhı) türbesindedir. İyi bir şâirdi. Eserleri : 1) Tefsîr-i Ba'zı Süver-i Kur'âniyye, 2) Busîrî'nin Kasîde-i Bürde'sinin manzûm tercümesi, 3) Fethu-l beyân li husûlu-n neşri ve-l fethi ve-l emân, 4) Şerh-i Gazel-i Hacı Bayrâm Velî.

11 - Mehmed Sabûrî Efendi (vef. 1717): Filibe'lidir. Babası, Filibe Celvetî Dergâhı postnişîni Mustafa Efendi'dir (vef. 1676). İstanbul'a gelerek tefsîr ve hadîs ilimlerini tahsîl etti. Âsitânenin beşinci postnişîni Gafûrî Mahmûd Efendi'nin halîfesi oldu. Filibe'deki Şeyh İsmâil Dergâhı'na Şeyh oldu. Mürşidi Şeyh Gafûrî Mahmûd Efendi'nin vefâtı üzerine İstanbul'a geldi (1667). Çeşitli câmiilerde vâizlik yaptı.Kazasker Abdülkadir Efendi'nin kendisi için yaptırdığı Edirnekapı, Sarmâşık Celvetî Dergâhı'na Şeyh oldu (1671) Kabri, Halîl Paşa (Kapıcı Celvetî Dergâhı) Türbesi'nde, mürşidi Gafûrî Mahmûd Efendi'nin yanındadır. "Dede Çelebi" adıyla da anılır.

12 - Osman Efendi, Seyyid (vef. 1727-28): Bilecik'lidir. Selâmi Ali Efendi'nin halîfelerindendir. Üsküdar'da Atpazarı Celvetî Dergâhı bânisîdir (1711). Filibe'li Mehmed Sabûrî Efendi'nin vefâtı üzerine Âsitâne'ye ondördüncü postnişîn olmuştur.

13 - Ya'kûb Afvî Efendi (vef. 1736): Babasının adı Mustafa Efendi'dir. Bilecik'li Osman Efendi'nin hem mürîdi, hem de dâmadıdır. Bursa'lı İsmâil Hakkı Efendi'nin de talebesi olmuştur. Şehzâde Câmii ve Üsküdar Yeni Vâlide Câmii vâizliklerinde bulundu. Şeyhinin vefâtı üzerine (1728) Âsitâne'nin onbeşinci Şeyhi oldu ve bu görevi vefât edinceye kadar devâm ettirdi. Vasîyeti üzerine, Karacaahmed Türbesi civârında, annesinin yanına defnedildi. Ya'kûb Afvî Efendi'nin on kadar tasavvufî eseri vardır.

14 - Yusuf Efendi (vef. 1740): Edirne'lidir. Abdülhayy Celvetî Efendi'nin (vef. 1705) halîfesidir. Edirne, Selimiye Câmii'nde cuma vâizli i yaptı. Ya'kûb Afvî Efendi'nin vefâtı üzerine Âsitâne'ye Şeyh oldu.

15 - Mehmed Efendi (vef. 1740): Niksar'lıdır. Selâmi Ali Efendi'nin halîfelerindendir. Edirne'li Yusuf Efendi'nin vefâtı üzerine onyedinci postnişîn olmuştur. Kabri, Şeyhi Selâmi Ali Efendi'nin Kısıklı'daki dergâhı hazîresindedir. "Fıstıklı şeyhi" adıyla da anılır.

16 - Mustafa Efendi (vef. 1774): Bursa doğumludur. Niksar'lı Şeyh Mehmed Efendi'nin oğlu ve halîfesidir.

17 - Mehmed Rûşen Efendi, Büyük (doğ. 1719 - vef. 1795): Mudanya'da doğdu. Dedesi, Fâtih Atpazarı Celvetî Dergâhı bânîsi ve Zâkirzâde Abdullah Efendi'nin (vef. 1657) halîfelerinden Şumnu'lu Osman Fadl-ı İlâhî Efendi'nin (vef. 16920) halîfesi Mustafa Efendi'dir. Babası Abdurrahmân Efendi ise Bursa'lı İsmâil Hakkı Efendi'nin (vef. 1724) halîfesi ve Üsküdar Kapıağası Celvetî Dergâhı Şeyhidir.

Mehmed Efendi doğduğunda Celvetî Şeyhi Bursa'lı İsmâil Hakkı Efendi tarafından "Rûşen" mahlası verildi. Hilâfeti, Bursa'lı İsmâil Hakkı Efendi'nin halîfelerinden Çorlu'lu Pertev Efendi'dendir (vef. 1768). Sultân Ahmed Câmii de dâhil uzun yıllar kürsü vâizliği yaptı. Bir ara babasının yerine geçerek Kapıağası Celvetî Dergâhı'nda Şeyhlik görevinde bulundu. Bursa'lı Mustafa Efendi'nin vefât etmesiyle Âsitâne'ye Şeyh oldu (1774). Hatt-ı Humâyun ile azledildi ve Mudanya'ya sürüldü (1783). Yerine Neccarzâde (Dülgerzâde) Mehmed Sıddîk Efendi vekâleten sürdürdü ise de bir yıl sonra tekrar postnişîn oldu (1784). Bu görevini vefât edenedek sürdürdü (Mart 1795). Mehmed Rûşen Efendi, Celvetîliğin yanısıra Nakşîbendî Şeyhi Abdülganî Nablusî Efendi'nin (vef. 1731) de halîfesiydi. Hanımı, Mevlâna Celâleddin Rûmî Efendi'nin ahfâdından Şerife Hanım'dır.

18 - Mehmed Sıddîk Efendi, Neccarzâde (Dülgerzâde) (vef. 1794): Beşiktaş, Sinan Paşa Neccarzâde (Dülgerzâde) Dergâhı kurucusu, Celvetî Şeyhi Selâmi Ali Efendi'nin halîfelerinden "Odabaşı Şeyhi" Şeyh Fenâyî Mustafa Efendi'den hilâfet almış olan Rızâeddin Mustafa Efendi'nin (vef. 1746) oğludur. Büyük Mehmed Rûşen Efendi'nin azledilip sürülmesi sebebiyle 1 yıl kadar Âsitâne'ye vekâleten Şeyh olmuştur (1783-84). Vekâleten de olsa yirminci Şeyh olarak kayıtlara geçmiştir. Yerine tekrar Mehmed Rûşen Efendi gelmiştir. Kabri, Beşiktaş, Sinan Paşa Câmii yanındaki türbededir.

19 - Mehmed Şihâbeddin Efendi (1819): Üsküdar'lıdır. Büyük Mehmed Rûşen Efendi'nin oğlu ve halîfesidir. Babasının yerine postnişîn olmuştur. Karakter yapısı itibâriyle Bursa'lı İsmâil Hakkı Efendi'ye benzediğinden "Küçük Hakkı" diye de anılır. Tuhfetu-s sâlikiyn adında tasavvufî bir eseri vardır.

20 - Abdurrahmân Nesîb Efendi (vef. 1842): Üsküdar'lıdır. Mudanya'lı Büyük Mehmed Rûşen Efendi'nin torunu, Mehmed Şihâbeddin Efendi'nin oğludur.

Cankurtaran, Sinan Erdebilî Halvetî Dergâhı'na vekâleten Şeyh oldu. Babasının vefâtı üzerine Âsitâne'ye yirmiüçüncü postnişîn oldu. Ordu vâizliği görevi verildi (1827). "Seyyid" mahlası ile yazdığı Şiirleri bir dîvanda toplanmıştır. Dinî ve din dığı besteleri de vardır.

21 - Mehmed Rûşen Tevfikî Efendi (doğ. 1810 - vef. 1891): Üsküdar'lıdır. Mehmed Şihâbeddin Efendi'nin torunu, Abdurrahmân Nesîb Efendi'nin oğludur.

Babasının vefâtı üzerine ve elli yıla yaklaşan bu hizmeti lâyıkiyle yaptı.

Hat sanatı ve mûsıkî ile uğrattı.
Aşk redifli bir gazeli ünlüdür :
Kurdu iklîm-i vücûdda tahtını Sultân-ı Aşk
Cem edip âşıkları sahrâ-i aşka sû be sû20
Her birine itmeye bin nâz ile fermân-ı aşk
Çün oturmuş taht-ı istiğnâsında ol pâdişâh
Her nigehde olmada üftedegân sûzân-ı aşk
Elleri bağlı huzûrunda durur biçâreler
Muntazırdır, herbiri ister ki, bir ihsân-ı aşk
Neylesin dünya ve mâfîhâyı âşık neylesin
Dâimâ maksûdu ânın, vuslat-ı canân-ı aşk
Vasfolunmaz hâlet-i aşkın demi, bi veçhile
Zâhiren giryân ve sûzân mânevî handân-ı aşk
Şem-i Hakk'da mahvede gör kendini pervâneveş21
İtme Rûşen'i, bülbül-i şeydâ gibi efgan-ı aşk"

22 - Mehmed Şihâbeddin Efendi (vef. 1911): Üsküdar'lıdır. Abdurrahmân Nesîb Efendi'nin küçük oğludur. Ağabeyi Mehmet Rûşen Tevfikî Efendi'nin vefâtından sonra geçtiği makamda yirmibir yıl kadar hizmet vermiştir. Sultân Abdülmecîd'in sevgi ve saygısını kazanmış, Âsitâne'nin tâmir ve genişletilmesi için gerekli yardımı sağlamıştır. Bu şeyhin zamanında üç katlı ve onsekiz odalı şeyh dairesi yapılmıştır.

23 - Mehmed Gülşen Efendi (doğ. 1867 - vef. Nisan 1923): Üsküdar'lıdır. Babası, Kayseri'de nâiblik görevinde de bulunan Mektubîzâde M. Sadreddin Efendi'dir (vef. 1872). Annesi, Mehmed Rûşen Tevfikî Efendi'nin kızıdır. Doğancılar ve Atlamataşı Rüştiye Okullarında tahsîl görmüştür. Dedesi Mehmed Rûşen Tevfikî Efendi'den tasavvufî eğitimini görmüşse de hilâfeti Bursa'da İsmâil Hakkı Celvetî Dergâhı şeyhi Fâik Efendi'den almıştır. Memûriyet hayatına 1886 yılında bağlamış, dayısı Mehmed Şihâbeddin Efendi'nin vefâtıyla memûriyet hayatı biterek Âsitâne'ye yirmialtıncı postnişîn olmuştur (1911). Pîr'in Ahvâlu-n Nebiyyi-l Muhtâr adlı eserini tercüme ve Şerh etmiştir. Mehmed Tâhir Efendi'nin (doğ. 1861 - vef. 1926) yardımlarıyla Âsitâne'de bir kütübhâne kurmuştur.

24 - Abdülgafûr Âbid Efendi (doğ. 1872-vef. 06.09.1945): Mehmed Gülşen Efendi'nin kızkardeşinin oğlu ve halîfesidir. Dergâhın yirmiyedinci ve son şeyhidir. Azîz Mahmûd Hüdâyî'nin türbsinin dış kapısı üzerindeki kitâbede:

Dilâ, tahsîl edem dersen eğer zevk-i ilâhîden

yazmaktadır.

Türbenin iç kapı üzerindeki kitâbede ise: Bu meşhed mecma'-i ervâh-ı ecsâd-ı Hüdâyî'dir

Edeble gir azîzim türbe-i pâk-i Hüdâyî'dir

yazmaktadır.

Türbede medfûn olanlar :

21 Pervâneveş: Pervâne gibi. (Editörün notu) 1 - Azîz Mahmûd Hüdâyî Efendi (doğ. 1541 - vef. 01.10.1628): Celvetîyye tarîkatının Pîr'i ve dergâhın bânîsidir.

2 - Mehmed Muhtar Efendi, Evliyâ (vef. 1595): Pîr'in oğludur.

3 - Mustafa Ebrâr Efendi (vef. 1596): Pîr'in oğludur.

4 - Ayşe Hanım (vef. 1600): Pîr'in kızıdır. Şeyh Mehmed Efendi ile evlenmiş ve üç erkek evlâdı olmuştur:

a - Mustafa Efendi (vef. 1685).

b - Abdülhayy Efendi (vef. 1691): Kadırga, Mehmed Paşa Celvetî Dergâhı'na Şeyh olmuştur (1632).

c - Mehmed Efendi

5 - Ali Murteza Efendi (vef. 1601): Pîr'in oğludur.

6 - Abdülvâhid Efendi (vef. 1611): Pîr'in oğludur.

7 - Ahmed Sıddîk Efendi (vef. 1624): Pîr'in oğludur.

8 - Fâtıma Zehrâ Hanım (vef. 1624): Pîr'in kızıdır.

9 - Zeyneb Hanım (vef. 1642): Pîr'in kızıdır. 10 - Fatımâ Zehrâ Hanım (vef. 1642): Pîr'in kızıdır. 11 - Fatımâ Zehrâ Hanım (vef. 1675): Pîr'in kızı Rukiye Hanım'ın kızıdır.

Türbenin bitiğiğinde, zamanla çatısı çökerek hazîre hâline gelen alanda yatanlar :

1 - Pîr'in hanımı. 2 - Ayşe Sultân (vef. 1585): Kanûnî Sultân Süleyman'ın torunu, Mihrimâh Sultân ile Rüstem Paşa'nın kızlarıdır. İmrahor'da adını verdiği Celvetî Dergâhı kurucusudur.

3 - Ümmügülsüm Hanım (vef. 1612): Pîr'in kızıdır.

4 - Ahmed Efendi, Muk'ad (vef. 1639): Pîr'in halîfesi ve Pîr'den sonra ilk Şeyhtir.

5 - Mehmed Efendi (vef. 1643): Pîr'in damadı ve Ayşe Hanım'ın kocasıdır. Celvetî Şeyhidir.

6 - Mehmed Paşa, Sultânzâde (doğ. 1602 - vef. 1646): Rüstem Paşa'nın torunudur.

Saraydan yetişmiştir. 75. sadrazamdır. Girit'te vefât etmiştir. 7 - Mustafa Efendi (vef. 1685): Ayşe Hanım ile Şeyh Mehmed Efendi'nin evlâdı, Pîr'in torunudur. Şeyhülislâm Abdurrahîm Efendi'nin yardımcısı olmuş, Sarı Abdullah Efendi'den boşalan, İzmir Kadılığı görevinde bulunmuştur. Daha sonraları da Bağdat, Şam, Diyarbakır, Medine, Filibe, Bursa ve Üsküdar Kadılıklarında da görev yapmıştır. Celvetî şeyhidir.

8 - Mehmed Şihâbeddin Efendi (vef. 1819): Âsitâne Şeyhidir.

9 - Abdurrahmân Nesib Efendi (vef. 1842): Âsitâne Şeyhidir.

10 - Sâdullah Efendi (vef. 1874): Celvetî Şeyhidir.

11 - Mehmed Rûşen Tevfikî Efendi (doğ. 1810 - vef. 1891): Âsitâne Şeyhidir.

12 - Mehmed Gülşen Efendi (doğ. 1864 - vef. 1923): Âsitâne eyhidir. Hazîredeki medfûnlardan bazıları:

1 - Lala Mustafa Efendi (vef. 1638).

2 - Mes'ud Efendi (vef. 1657): Pîr'in torunu ve âsitâne Şeyhidir. 3 - Sun'izâde Mehmed Emîn Efendi (vef. 1673): Kara Sun'ullah Efendi'nin oğludur. Edirne (1646), Bursa (1647), Hâlep, Mısır ve İstanbul (1649) kadılıklarında bulunmuştur. 1653-1654 yıllarında Anadolu, 1654-1655 yıllarında da Rumeli Kazaskeri görevlerinde bulunmuştur. 41. Şeyhülislâm'dır (1661 - 1662).

4 - Fatma Hanım Sultân (vef. 1727 - 28): Sultân IV. Murad'ın torunudur. Annesi Kaya Sultân (vef. 1699), babası Melek Ahmed Paşa'dır (vef. 1662). 5 - Seyyid Osman Efendi, (vef. 1728): Âsitâne'nin Şeyhidir. Atpazarı Celvetî Dergâhı kurucusu ve ilk Şeyhidir.

6 - Yusuf Efendi (vef. 1740): Âsitâne'nin Şeyhidir.

7 - Ebûbekir Efendi (vef. 1745): Kayseri'lidir.

8 - Mustafa Efendi (vef. 1751): Şeyh Selâmi Ali Efendi'nin Şeyhidir.

9 - Tâhir Efendi (vef. 1751).

10 - Mustafa Efendi (vef. 1774): Âsitâne'nin Şeyhidir.

11 - Müftüzâde Mehmed Sâdık Efendi (vef. 1788): Erzincan'lıdır.

12 - Müftüzâde Mustafa Efendi, (vef. 1791): Erzincan'lıdır.

13 - Çelebizâde Şerif Hasan Paşa (vef. 1791): Rusçuk'ludur. Çelebi Süleyman Ağa'nın oğludur. Osmanlı - Rus Savaşı (1768 - 1774) sırasında vezirlik rütbesiyle Rusçuk Başkomutanı oldu. Sultân III. Selim tarafından 158. sadrâzam olarak göreve getirildi (1790 - 1791). Ruslara karşı Kili, İsmâil, Tolçi ve İsakçı gibi kaleleri kaybettiği için sadrazamlıktan azledildi ve sonrası da îdam edildi. Îdam edilen son sadrâzamdır.

14 - Mehmed Rûşen Efendi (doğ. 1719 - vef. 1795): Âsitâne Şeyhidir. 15 - Hamal Şerif Paşa (vef. 1874): Hamallıktan asker oldu. Miralay (1830 - 31), süvari livâsı (1833 - 34), ferik olarak Rakka Kaymakamı (1837 - 38), İzmit Mutasarrıfı (1840) oldu. Musul, Konya ve Sivas vâlîliklerinde bulundu (1844). 1845 yılında vazifeden uzaklaştırılmıştır. Savaşçı bir rûha sâhipti.

16 - Ömer Efendi (vef. 1851): Akşehir'lidir. Abdullh Efendi'nin oğludur. 17 - Hacı Ahmed Paşa (vef. 28.04.1858): Kapıcıba ılık ve mutasarrıflık görevlerinde bulundu.

18 - Râgıb Mehmed Paşa (vef. 1865): İstanbul, Kabataş'lıdır. Çelebi Efendi'nin oğludur. Saraydan yetişmiştir. Rumeli Ordusu'na mirlivâ (1843), Rumeli Mutasarrıfı (1845), Trabzon (1846) ve Trablusgarb (1846) vâlîliği görevlerinde bulunmuştur. Basra (1849), Aydın (1851), Harput (1851), Kürdistan (1852) vâlîliklerinde bulundu.

1860 yılında vazifeden uzaklaştırılmıştır.

19 - Tâhir Paşa (vef. 25.08.1878): Üsküdar'lıdır. Beyrut Kumandanlığı görevinde bulunmuştur.

20 - Musa Kazım Paşa (doğ. 1821 - vef. 1889): Arnavutluk'un Kaniçe Kasabası'nda doşmuştur. Hüseyin Efendi'nin oğludur. Memûriyetten askerlik mesleğine geçmiş, korgeneralliğe kadar yükselmiştir. Hem Celvetî hem de Bedevî terbiyesi almıştır. Dîvan tarzındaki şiirleriyle tanındı. Kerbelâ Olayı'na ait mersiyesi ve kuvvetli hicivleri vardır. Dîvan'ı ve Makalid-i Aşk (Sevgi Hazîneleri) adlı kitabı vardır. Şiirlerinden bazı pasajlar :

İdrâk edemez neş'esini sâgar-ı aşkın
Kalbinde ânın kim eser-i hubb-i sivâ var

(Kalbini dünya sevgisinden ayıramayanlar, daha doğrusu, dünyaya tapanlar, İlâhî Aşk'ın tadına eremezler.)

İltifât eylese erbâb-ı şekaya keremi
Süedâdan sayılırdı koca Nümrud-ı pelîd"

(Eğer lûtuf ve keremîni, şâkî alçaklara da teşmil etseydi, Hz. İbrâhim'i ateşe attırmak gibi bir cinâyeti işleyen küstah Nemrud bile All h'ın sevgili kulları arasına girerdi.)

Mütekebbirlere kibr etme tasadduk sayılır
Zâlime zulm-ü ezâ kılma ibâdet gibidir

(Kendini büyük görenlere aynı şekilde mukabelede bulunmak sadaka vermek kadar sevaptır. Hele haksızlık edenlere, herkesin hakkını yemekten zevk alanlara ezâ ve cefâ etmek bir nevi ibâdet sayılır.)

21 - Mehmed Şihâbeddin Efendi (vef. 1911): Âsitâne'nin şeyhidir.

22 - Mehmed Tâhir Efendi (doğ. 1861 - vef. 1926): Bursa'lıdır. Harbiye'yi bitirdikten (1879) sonra uzun süre askerî okullarda târih va coğrafya öğretmenliği yaptı. Üsküp, Manastır ve Selânik Askerî Ortaokullarında müdürlük görevinde bulundu. Şâir, edip, mutasavvıf ve âlimlerini eserleri ile birlikte tanıttı (1914). Âsitâne kütüphânesinin kurulmasında ve eserlerin toplanmasında büyük emeği geçti. II. Meşrûtiyet'in ilânı ile Bursa'dan milletvekili seçildi (1908).

Ahlâk, tasavvuf ve edebiyata ait eserleri vardır. En ünlü eseri üç ciltlik Osmanlı Müellifleri'nde Osmanlı şâir, edib, mutasavvıf ve âlimlerini eserleri ile birlikte tanıtmıştır (1914). Diğer eserleri ise şunlardır: 1) Ulemâ ve şuarâ (Bilginler ve şâirler), 2) Meşâyih-i Osmâniyeden Onsekiz Zâtın Terceme-i Ahvâli (Osmanlı eyhlerinden Onsekiz Ki inin Hayatı), 3) Delîlü-t Tefâsir (Yorumlar Kılavuzu) 4- Hacı Bayrâm-ı Velî, 5) Aydın Vilâyetine Mensûb Meşâyih (Aydın İli Şeyhleri), 6) Müverrihîn ve Etıbba'nın Terceme-i Ahvâli (Târihcilerin ve Hekimlerin Hayatı), 7) Fezâil-i Şeyh-i Ekber (şeyhi Ekber'in Erdemleri), 8) Türklerin Ulûm ve Fünûna Hizmetleri (Türklerin Bilimlere ve Fenlere Hizmetleri), 9) Müteallik Âsâr-ı İslâmiye (Siyasetli İlgili İslâm Eserleri), 10) Müverrihîn-i Osmâniye'den Ali ve Kâtip Çelebi'nin Terceme-i Hâlleri (Osmanlı Târihçilerinden Ali ve Katip Çelebi'nin Hayatları), 11) Eski ve Yeni Ahlâk Kitaplarımız, 12) Kâtip Çelebi.

23 - Abdülgafûr Âbid Efendi (vef. 06.09.1946): Âsitâne'nin son şeyhidir.

24 - .............. Hanım (?)

25 - .............. Hanım (?)

26 - .............. Hanım (?)

16 Kâm - yâb: Arzusuna erişen.

17 Şuâpâş: Işık saçan.(Editörün notu)

18 Bûyin: Kokular.

19 Şebgîr: Gece uyumayan.(Editörün notu)

20 Sû be sû: Yanyana.(Editörün notu)

21 Pervâneveş: Pervâne gibi. (Editörün notu)

Kaynak: Üsküdar Dergahları

Salim Bostanoğlu

Gözden geçirip yayına hazırlayan

Prof. Dr. Ahmet Yüksel Özemre

ÜSKÜDAR BELEDİYESİ 2003