Skip to Content

İtikâf Nedir Ve Hangi Camilerde Yapılır?

Ondördüncü Hüküm: İ'tikâf Nedir Ve Hangi Camilerde Yapılır?

İmam Şafii'ye göre lügatta i'tikâf, bir kimsenin günah veya sevab ni­yetiyle üzerinde durarak bir şey yapması anlamındadır, «...şimdi putları­nın önünde topogelen bir kavme rast geldiler...» âyeti, bu anlamı te'yid eder.

Şeriatta i'tikâf; ibâdet niyetiyle Beytullah'ta durmaktır. İ'tikâf eski üm­metlerin şeriatlarında da mevcuttur. Çünkü: «İbrahim İle ismail'e de, «evi­mi —tavaf edenler, (İbâdet kasdıyla orada) kalanlar, rüku ve sücud eyle­yenler (namaz kılanlar) İçin— titizlikle temizleyin» diye kuvvetli emir ver­miştir.» (Bakara: 125), «...Mescidlerde l'tlkâfta (ibâdet niyetiyle) bulun­duğunuz zaman kadınlarınıza (geceleri de) yaklaşmayın...» (Bakara: 18) âyetlerinden anlaşılan, i'tikâf, ibadet niyetiyle camilerde bir müddet durul­masıdır. Allah (cc), i'tikâfın mescidlerde yapılmasını beyan etmektedir.

Alimler hongl cami ve mescidlerde i'tikâf yapılabileceği hususunda İhtilaf etmişlerdir.

1. Bazı alimlere göre l'tikâf, yalnız hadiste zikredilen «Mescid-i Ha­ram, Mescid-i Nebevi, Mescid-I Aksa» da yapılabilir. Bunların dışında her­hangi bir mescid veya camide yapılamaz. Çünkü Resulullah (sav), «Ziyaret ve İbadet maksadıyla ancak MesckJ-i Haram, benim bu mescidim (Mea-ekJ-l Nebevi) ve Mescld-I Aksa'ya gidilir» buyurmuştur. Bu görüş, Saki bin Müseyyeb (ra)'in görüşüdür.

2. Diğer bir kısım alime göre İse i'tikâf, ancak cemaatları çok olan camilerde yapılır. Bu da Ibn-I Mesud (ra)'un görüşüdür. İmam Malik (ra) de bu görüşü kabul etmiştir.

3. Cumhur'a göre de İ'tikâfın hangi mescldde olursa olsun yapııması caizdir. Çünkü Allah (cc)'ın; «...Mescidlerde l'tlkâfta (İbâdet niyetiyle) bu­lunduğunuz zaman» buyruğu, umumidir. Sahih olan da Cumhur'un görü şüdür. Çünkü âyet, hiç bir cami ve mescidi hususi olarak belirtmemiş­tir [265]

Ebu Bekir el-Çessâs, bu hususla ilgili olarak şöyle der: «İ'tikâfın an cnk mescidlerde yapılması hususunda bütün selef ittifak etmiştir. İhtilaf konusu olan Itikâfın. hususi veya umumi, mescidlerde mi yapılacağıdır « ..Mescidlerde l'tlkâfta bulunduğunuz zaman...» âyetinin zahiri, bütün ınescidlerde i'tikâfın yapılabileceğini gösteriyor. Çünkü âyette çoğul ola-ınk «mescldler» tabiri kullanılmıştır, «i'tikâf, yalnız belli mescidlerde ya­pılır» diyenlerin âyet veya hadisten kesin delil getirmeleri lazımdır, «l'tikâf, yalnız Peygamber mesçldlerinde-Mescld-l Nebevi, Mescid-I Haram. Met çld-l Aksa- yapılır ve onlara hastır.» İddiasında olanların İse sözlerine İtibar edilmez. Çünkü delilleri yoktur.» [266]

Kadınlar ise i'tikâfı kendi evlerinde yaparlar. Çünkü onlar, âyetin hük mi) dıştndadırlar.

Onbeslncl hüküm: i'tikâf müddeti ne kadardır? i'tikâf suretine» o ruo tutmak, o'nun şartlarından mıdır?

Fakihler, i'tikâfın -süresi konusunda ihtilaf etmişlerdir.

1. Hanefilere göre, i'tikâfın süresi, en az 1 gün, 1 gece olmalıdır.

2. İmam Malik (ra)'den rivayet edilen bir görüşe göre ise, i'tlkâfın en az süresi 10 gündür.

3. Şafii (ra)'ye göre de, i'tikâfta süre bir andır. Süre hususunda sınır yoktur.

İmam Şafii (ra) ile Ahmed bin Hanbel (ra)'in bir görüşüne göre i'tikâf, oruç tutmadan da yapılır.

Cumhur (Ebu Hanife (ra), İmam Malik (ra), imam Ahmed bin Hanbel'in (ra) diğer bir görüşüne) göre ise; oruç tutmadan yapılan i'tikâf. sahih de­ğildir. Çünkü Hz. Aişe (ra)'nin rivayet ettiği, Resululloh (sav)'ın; «Oruçsuz itikâf olmaz» [267] ve «i'tikâf yap ve oruç tut» [268] hadisleri buna delildir. Allah (cc), i'tikâfı oruçla beraber anmıştır. Onun bu zikri, i'tikâfın oruçla beraber yapılabileceğine en acık bir işarettir.

İmam Fahreddin er-Râzi bu hususta şöyle der; «Oruç tutmadan i'tikâf yapmak caizdir. Ancak faziletli olan, i'tlkâfto iken oruçlu olmaktır, imam Şafii (ra) de bu görüştedir. İmam-ı Azam (ra)'a göre. oruç tutmaksızın i'ti­kâf yapmak caiz değildir. İmam Şafiî (ra)"nin delili; «...Siz mescldlerd» İ'tikâfta olduğunuz zaman kadınlarınıza yaklaşmayın...» âyetidir. Çünkü âyette, i'tikâfın orucsuz olduğu görülür. Allah (cc), i'tikâfa giren kimselere kadınlara yaklaşmayı yasaklamıştır.» [269]

Hanefi fakihleri, i'tikâfı üc kısma ayırmışlardır.

1. Mendup olan i'tikâftır. Az bir zaman için dahi olsa, i'tikâf niyetiyle mescide girmektir.

2. Sünnet olan i'tikâftır. Ramazan ayının son on gününü mescidde i'tikâf niyetiyle geçirmektir.

3. Vacib olan i'tikâftır. Bu da nezir i'tikâfıdır. Onda oruçlu olmak şart­tır. Geniş İzahat fıkıh kitaplarında mevcuttur. [270]

Ayetlerden Alınacak Dersler

1. Oruc. bütün ümmetlere, Allah (cc)'ın farz kıldığı bir ibâdettir.

2. Oruc. ruhu terbiye eden bir medrese gibidir. Nefsi tüm kötülükler­den temizler ve sabretmeye alıştırır.

3. Allah (cc). Kuranı inzal ettiği Ramazan ayını, oruca tahsis etmiş­tir.

4. Cenab-ı Hak, kullarına kolaylık olmak üzere, rahmetinden, özürlü kimselere oruçlarını bozma (yeme) ruhsatı vermiştir.

5. Allah (cc) çizdiği sınırlara, emir ve yasaklarına uymayı ve haddi aşmamayı buyurmuştur. Onlar insanların iyiliği içindir. [271]

Âyetlerdekı Teşri! Hikmetler

1. Şüphesiz oruc tutmanın çok büyük faydaları vardır. Gafil ve onhll kimseler, orucun insan hürriyetini kıstığı, vücudunu zayıf düşürdüğü vt» acıktırdığı iddiasındadırlar. Halbuki oruçtaki büyük hikmet ve sinirimi, alimler ve salim akıl sahipleri bilir. Doktorlar da bunu te'yld eder. COnku bir cok hastalığın tedavisinde en iyi ilaç oruçtur. Bir müddet yemek, lorrmk ve diğer beşeri arzulardan Allah (cc)'ın emrine uyarak uzaklaşan kul, vll cuduna istirahat vermiş olur. Burada orucun vücud sağlığı üzerindeki «I kilerinden bahsetmeyeceğiz. O, modern tıp uzmanlarına aittir.

Büroda yapmak istediğimiz, orucun ruh üzerindeki etkileri ve »flrhly» ediciliğini bilmek ve bildirmektir. Oruc emrindeki amaç budur. Çünkü Al lah (cc). oruc ve diğer ibâdetleri İnsanlarda takvalık melekesinin yor loş mesi ve tabii bir hal alması Icin emretmiştir. Oruç İnsanlarda Allah (no)'ıı kulluk yapmayı, ©mirlerine sımsıkı sarılmayı ve yasaklarından kaçınmayı adet haline getirir. Allah (cc), bir hadis-i kutsi'de buna İşaret edtn «İn san oğlunun yaptoğı hor şey kendisi .oruç tutması ise yalnız benim İçindir Mükafatın» da ancok ben veririm. Çünkü oruç tutan kimse, yoma. Içiım ve diğer bütün beşeri arzularını benim İçin terketmiştir.» [272]

Allah (cc)'a kulluk yapma ve emirlerine teslim olma şuuru, Ibadnlln en yüksek hedefidir. Belki insanların yaradılış hikmetinin temeli do budur Çünkü Allah (cc) şöyle buyurur: «Biz (kendimizi) kainatın Rabblnt tMlIm etmenizle emrolunmuşuzdur» (En'âm: 71)

2. Orucun emrediliş hikmeti, nefsi terbiye etmek, sabretmeye nlıştır mak ve Allah (cc) yolunda zorluklara tahammül ettirmektir. Oruç, njlm ve iradeyi kuvvetlendirir. İnsanı, arzu ve isteklerine hâkim yapar. C«n»di ne kul ve şehvetine de esir etmez. Yalnız insanlara basiret ve akıl nuru verir. Elbette arzu ve İsteklerinin esiri olan. midesi ve şehveti İçin yoşıyan insanlar ile nefsine galib gelen ve şehevi arzularına hakim olan in­sanlar bir olmaz. Çünkü Allah (cc)'ın «...Küfredenlerle gelince —ki) onlar (dünyada sadece) zevkü sefa ederler, hayvanların yediği gibi yerler— on­ların yeri de ateştir» (Muhammed: 12) buyruğu buna delildir.

3. Oruç, insanlarda sevgi ve merhamet gibi duyguların doğmasına sebep olur. Kalbleri yumuşatıp, imanın gereği İyi huyların canlanmasına vasıta olur. Oruç yalnız insanları yemek, içmek ve diğer beşeri arzulardan alıkoymak için farz kılınmamıştır. Belki ruhun güç kaynağı için emredil­miştir. Bu güç kaynağını elde eden insan, müslüman kardeşinin duyduğu gibi duyar. Yardım ederek gözyaşlarını eliyle siler. Kederlerini ortadan kaldırmaya çalışır. Çünkü orucun verdiği terbiye ile insan, açlığın, susuz­luğun ne kadar elem verici olduğunu daha iyi anlar. Şu olay ne kadar ib­ret vericidir: «Hazinelere sahip olduğun halde niçin yemeyip aç duruyor­sun?» diyenlere Hz. Yusuf (as). «Tok olduğum takdirde, açların halini unut­maktan korkuyorum», cevabını verir.

4. Oruç. insanların kalbine Allah (ca)'ın korku ve murakabesini yer­leştirerek, nefsi kötülüklerden temizler, insanı bütün kötülük ve haramlar­dan uzaklaştırır. Oruç ibadetinin esas gayesi, özellikle insanı takvalık mer­tebesine ulaştırmaktır. Çünkü Allah (cc), oruç farzının hikmetini anarken, elem duymak, acıkmak veya sıhhat bulmak için değil, «Ta ki konmasınız» diye buyurmuştur.

Takva, ancak oruç gibi bir İbâdetin meyvesidir. Çünkü oruç, nefsi Allah (ac)'ın hududlarında durmaya ve insan fıtratındaki mubah beşeri arzuları yalnız O'nun emrine uymak için, O'ndan mükafat beklemeye ha­zırlar.

Bu yazdıklarımız oruç tutmanın büyük gayelerinin neler olduğunu gös­termektedir. Allah (cc), her şeyi en iyi bilendir. [273]