Skip to Content

Hac Divanı

 

 

 

 

 

 

Sevmiş seni bu garib'de,

Bulundu nice gün Harem'de,

Yazarak elinde kalem'de,

Kapında inleyen garibindim ya Rasulullah.

*

*

*

Canımın can'ı buradadır, burda,

Gelmişim can'ım, güzelim yurda,

Ey can'ımın can'ı bana buyur'da,

Kaybettim kendimi Medine'i Münevvere'de.

*

*

*

Huzura

doğru gidince,

Ağlanır

hep ince ince,

Gözün

aç vakti gelince,

İhtişam'ı Rasulullah'ı

gör,

Muhteşem

Rasulullah'ı gör.

*

*

*

Ayrılmak

istemez gönül yardan,

Vakti

firaktır ne gelir elden,

Hasret

başladı daha bu günden,

Hoşça

kal ya Rasulullah,

Hoşça

kal ya Nebiyyallah.

İÇİNDEKİLER

 

BİRİNCİ BÖLÜM

BAŞLARKEN 5

ÖN SÖZ 6

İKİNCİ BÖLÜM

Hoşça, Kalın Canlar 15

Sultanlar 17

Medine’ye Doğru 19

Rasule Saygı 23

Medet Ya Rasulullah Medet 25

Gözümün Nur'u Güzelim Peygamberim 28

Lütfeyle Bizi de Al Gönül Bağına Ya Hz. Muhammed 30

Bak Bak Gözlerim 34

Makam'ı

Mustafa’dır Bu 37

İhtişam'ı Rasulullah'ı Gör 39

Kuba 44

Kaybettim Kendimi 47

Bu Belde Rasulun Beldesidir 49

Vakti Firak 52

Ağla Gözlerim Ağla Zaman Azaldı 54

Kapladı

Ufkumu 56

Kıbleteyn 58

Rasul'e İki Defa Gelinir 60

Elveda Medinem Elveda 62

Kapında 64

Hoşça Kal Ya Resulullah 66

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Mekke'i Mükerreme 69

Kâ'be 71

İnsan'ı Gör 73

Abdullahlar 75

Sine Çak Anlar Bizi 77

Seyreyle Cemalûllah'ı 79

Karşımda Muhteşem Kâ’be 81

Seyreyle

Cemalini 83

Uyan Çok Geç Olmadan 85

Allah'ın Askerleri 87

Ehli İrfan Arıyorum 89

Değişti Elbisesini 91

Arafat Tecellisi 93

Bin Vecd İle Döner Tavaf 95

Hira 97

Uşşaki Dediler İsmimize 99

Açmış Yüzün Vechi Baki 101

Bilmediler Cümle Gafilân 103

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Haccın Rükünleri 106

Hacc Gerçekleri 107

Geldim 132

Dönüşüm 133

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BİRİNCİ

BÖLÜM

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BAŞLARKEN

 

Muhterem,

okuyucu, bu kitapçık 1990 senesi HACC vesile­siyle bulunduğumuz, Medine-i

Münevvere ve Mekke-i Mükerreme şehirlerindeki yaşantımızın bir duygusal

manzumesidir.

Basitte

olsa gönülden gelen bu satırcıklar belki sizleri de zaman zaman o yerlere

götürüp Mukaddes duygu yoğunluğunu yaşatmaya sebeb olabilecektir.

An

be an yaşandığı anda kaleme alınan bu satırlar Mevlâmın lûtfu ile üçüncü

Haccımızın mahsûlüdür, daha evvelki Haclarımız da yazdıklarımız (GÖNÜLDEN

ESİNTİLER) isim­li divanımızda yayınlanmıştır, bunları da ayrı bir kitap olarak

yayınlamayı uygun bulduk.

Kitabımızın

hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür ederiz.

Bu

kitabın bütün maddi ve manevi hasılası sayın büyüğü­müz merhum Turgut İnal

beyefendinin ve bütün geçmişlerinin Ruhlarına hediye edilmiştir.

Mevlâm

haberdar edip nasiblendirsin amin...

NECDET ARDIÇ

16 / 7 / 1990

Pazartesi

TEKİRDAĞ

 

 

 

 

 

 

 

 

17 / 7 / 1990

Salı TEKİRDAĞ

ÖN SÖZ

 

Elhamdü lillâhi Rabbil

alemiyn vessalâtu vessalâmu âlâ Rasulina Muhammedin ve alâ alihi ve eshabihi

ecmain.

BİSMİLLÂHİRRAHMANİRRAHİM

Bizleri

sağlık ve selâmetle Habibini ve beytini ziyarete gön­derip varlığımızı sonsuz

lütuflarla doldurup, tekrar yerlerimize döndüren Rabbımıza, sonsuz hamdü

senalar olsun.

MEKKE-İ

MÜKERREME'nin ve MEDİNE-İ MÜNEVVERE' nin içinde ve dışında bulunan ziyaret

yerlerinin, sonsuz ruhaniyetlerinin feyz ve bereketlerinden alabildiğimiz

manevî gıda­lardan sizlere de küçükte olsa bir MAİDE sofrası kurup tattır­mayı

Mevlâm ilham etti.

Bu

aciz kalemin bütün oralardaki manevî hakikatleri yaz­ması olmayacak bir iştir,

ancak yazabildikleri manâ aleminden sızıp gelen bir kaç damlacıktan ibarettir.

Şiirler

bölümüne geçmeden evvel sizlere Haccın pek bilin­meyen iç bünyesindeki

özelliklerinden bahsetmeye çalışacağım.

Bu

kitapçık Haccın zahiri rükünlerini anlatan bir kitap de­ğildir, o tür bilgiler

çok geniş ve mufassal bir şekilde ilim adamlarımız tarafından en ince

detaylarına kadar anlatılmış­tır, ALLAH (c.c.) onların hepsinden razı olsun. Ancak biz

gön­lümüze gelen ve zahirde yapılan işlerin biraz daha derinine in­meğe

çalışacağız ALLAH (c.c.) sizlere anlama bize de anlatabil­me kolaylığı versin.

Eyy..:

Hak yolunda ve Nefsini tanıma gayretinde olan ce­fakâr kardeşim, evvelâ şu

tavsiyeme uy ki ilk andan itibaren okuduklarından faydalanabilesin.

1 — Gönlünün temiz olmasına dikkat et.

2 — İçinde dünyevi bir ihtirasın varsa çıkar.

3 — Aklını mümkün olduğu kadar genişletmeğe

bak.

4 — Maddi yükünü hafiflet.

Böylece Hacc deryasında

boğulmadan doya doya yüzmeğe ça­lışalım.

Eyy..:

Gönül yolcusu evvelâ Hacc kelimesinin batini manâ­sının ne olduğunu anlamaya

çalışalım.

(HACC)

kelimesi H ve CİM harflerinden meydana gelmiş­tir. H'nın üstünüyle HA CİM'in

şeddesiyle iki CİM okunuyor.

Zahir

anlamıyla HACC ALLAH (c.c.) lühünün beytini ve Rasülünün haremini ziyaret

etmede yapılan bütün hükümlerin top­lu haldeki ifadesidir.

Batıni

ifadesi ise H (hakikati ilâhiye) birinci CİM genel manâda (cemali ilâhiye)

ikinci CİM birimsel manâda yani sen­deki (cemali ilâhiye) dir. Ayrıca bu oluşum

bir (SEYR'ü SE­FER) dir, hâl böyle olunca bunun topluca söylenişi şöyle olur,

HAC Hakikati İlâhiyyede Cemalûllah'i seyr ve oradan da kendin­deki İlâhi

varlığı seyr'dir. Bir başka ifadeyle (VE NEFAHTÜ FİHİ MİN RUHİ) yi seyr ve

müşahededir.

Eğer

oralarda yapılan fiilleri bu idrak içinde değerlendiremiyorsan HACC anlayışın

zahirdir, eğer değerlendirebiliyorsan hem zahir hem batındır. ALLAH (c.c.)

mübarek etsin.

Gelelim

(MEKKE-İ MÜKERREME)nin kelime manâsını anlamağa. Bu kelimelerde asli olarak üç

adet MİM üç adet KEF iki adet RI vardır.

Üç

adet MİM üç makamda (HAKİKATİ MUHAMMEDİYYE) yi idrak etmek içindir, yani İlmel

yakiyn, aynel yakiyn, Hakkal yakiyn'dir, üç adet KEF den birinci KEF genel

manâda KÜN OL, ikinci KEF birimsel manâda KÜN OL dur, üçüncü KEF ik­ramdır.

Birinci R Rahman, ikinci R ise Rahimdir. Böylece MEKKE-İ MÜKERREME MİM Hakikati

Muhammedinin yüce­liğinde birinci KÜN emri ile genel manâda alemlerin oluşması

ikinci KÜN emri ile birimsel manâda varlıkların oluşmasıdır. İkinci MİM YİNE

Hakikati Muhammedi ile üçüncü KEF ikram etmesi Birinci R RAHMAN tecellisi bütün

aleme, ikinci R RAHİM tecellisi özel olarak, sondaki MİM ise birimsel manâ­da

ikram edilen Hakikati Muhammedidir.

MEDİNE-İ

MÜNEVVERE'ye gelince;

Bunlarda

da iki adet MİM bir DAL iki adet NUN iki adet, VAV bir RI vardır.

Birinci

MİM Makamı Muhammedi DAL Dar, yer Selâmet yeri, NUN Nur'ı İlâhi, ikinci MİM

Hakikati Muhammedi, ikinci NUN Kudreti İlâhi, birinci VAV Varisi Muhammedi,

ikinci VAV Varidatı İlâhi, R ise Rahmeti İlâhiyyedir, kısaca toplarsak.

MEKKE-İ

MÜKERREME

Cenabı

Hakkın lûtfuyla Hakikati Muhammedi bünyesinde alemlerin oluşması, daha sonra

birimsel manâda varlıkların oluşması ve bunlara, gerek genel gerek birimsel

manâda zahir ve batın Rahman ve Rahim tecellisinden ikram edilmesinin şifresidir.

MEDİNE-İ

MÜNEVVERE ise

Makamı

Muhammedinin bulunduğu yer Nurlu darüsselâm Selâmet yeri, Hakikati Muhammedi

kanalıyla varislerine varidat'ı İlâhi ve Rahmeti İlâhiyye oluşmasının

şifresidir.

Eyy..:

Gönlü gönül ilmi arayan kişi, kısaca bu üç isimden bahs ettikten sonra bazı

âyet ve Hadislerde HACC hakkındaki haberlere sözü fazla uzatmadan kısa kısa

bakalım.

(Ali

İmran: 96/97) (Muhakkak İnsanlar için ilk kurulan ev, Mekke'de bulunan mübarek

ve alemlere doğru yolu göste­ren Kâ’be'dir, orada açık alâmetlerle İbrahim’in

makamı var­dır, kim oraya girerse emniyet içinde olur).

İnsan

aklının şimdilik çok zor veya imkânsız gibi olan bu ifadelerin batini yönlerinin

kavranması bizimde anlayamayacağımız hususlardır, ancak gönlümüze geldiği ve

idrak edebildiği­miz kadarı ile iktifa edeceğiz. Mevlâm (Er-rahman 4) (ALLEMEHÜL

BEYAN) sırrı'nı cümlemize lütf etsin.

Yukarıdaki

ayetin açık ifadesinden de anlaşılacağı gibi İn­sanlar için ilk kurulan ev

Mekke'de ki Kâ'be'dir.

Kâ'be'i

şerif hakkında ilgili kitaplarda çok geniş

malûmat vardır, bizde kısaca onun evveliyatından bahs etmeğe çalışalım.

Rivayetler

derler ki Cenabı Hak Adem Aleyhisselâmı Cen­netten çıkarınca yer yüzünde garip

kalmasın diye ona Cennet’ten bir arkadaş olmak üzere bir ev indirmişti, bu ev

bu günkü Kâ'be'nin yerine konmuştu bu yerin seçilmesinin sebebi ise dünya henüz

gaz ve ateş yumağı iken yavaş yavaş o mahalden soğumaya başlamış, o mahalden

bugünkü oluşumuna başlama­sı dolayısıyle de merkez olmuştur.

Aradan

geçen süre içerisinde nihayet NUH tufanı olmuş o tufanda Cenabı Hak Cennet'ten

indirdiği beytini tekrar gökyü­züne çekmiş ve BEYTÜL MA’MUR ismiyle Meleklerine

tavaf ettirmeğe başlamıştır, öyle derler ki çok fazla meleğin tavaf et­mesinden

dolayı bir meleğe tavaf ettikten yetmiş bin sene son­ra bile sıra gelmezmiş.

Nihayet

yine aradan bir müddet geçtikten sonra takriben günümüzden beş bin yıl kadar

evvel Cenabı Hak İbrahim Aleyhisselâma aynı yerde aynı temeller itibariyle

Beytini yapması­nı ilham ve emir etmiştir, yeri geldiğinde buraya tekrar deği­neceğiz.

Ey

aklı ve gönlü çalışan kardeşim, iyi bil ki Cenabı Hak Alemdeki bütün oluşumları

senin bünyende de ferdi olarak var etti, işte bunlardan ilk var ettiği de senin

gönlündür, gönül alemindir yani Kâ'ben'dir, MEKKE ise senin varlığındır bunları

anlamağa çalış Kâ'be'nin kapısını aç orayı faaliyete geçir ya­bancıları sokma

varsa çıkar oradaki putları, gayrı sevgileri, gönlünde Hak'tan başka ne varsa

boşalt zira manâ aleminde ağırlık istenmez.

ALEMLERE

DOĞRU YOLU GÖSTEREN KÂ'BEDİR

Buradaki

(alemler) sözü çok geniş manâdadır belki bir gün Kâ'bei şerifin olduğu

(koordinat) bir hareket noktası ola­cak diğer gezegenlerle irtibat kurmak için

veya oradan gönde­rilecek sinyaller daha güçlü olup çok uzaklara kadar gidebile­cek,

zaman bu ayetin hükmünü daha ileride açığa çıkaracak­tır, ancak biz bugün BİZE

lâzım olanı anlamağa çalışalım.

Ayrıca

alemler ifadesiyle bir dışımızdaki alem bir de içi­mizdeki alem belirtilmektedir,

işte içimizde gönül alemi bize en doğru yolu gösterir.

 

ORADA

AÇIK ALÂMETLER

Bu

ifadenin dahi hakikatine ulaşmak mümkün değildir he­le hiç görmeden, görünce

bazı hakikatler anlaşılır, ancak tama­mını anlamak belki çok seneler sonra ilim

yolu ile çözülebilir.

Ancak

gördüğümüz kadarıyla mücmel olarak bütün alem­leri kapsamına almış ve

bünyesinde barındırmaktadır ayrıca, bunun içinde BEYTULLAH yani ALLAH'ın evi

ismini almıştır. Oradaki mimarinin her taşının dahi bir ifadesi vardır.

Kısaca

anlatmağa çalışırsak tavaf edilen yer (CİSİMLER ALEMÎ) birinci kat (MELEKUT

ALEMİ) ikinci kat (CEBERUT ALEMİ) üçüncü kat (LÂHUT ALEMİ) ortada duran KÂBE'i

şerif (İNSAN'ı KÂMİL) böylece (HAZARATI HAMSE) yani beş hazret olarak

tanımlanan ve on sekiz bin alemi de kaplayan bu ifade orada şeklini buluyor.

SAFA

VE MERVE ARASI SAY MAHALLİ DE (ZAMAN TÜNELİ)

Yedi

minare, sıfatı Subutiye, Hayat, İlim, İrade, Kudret, Semîğ, Basar, Kelâm. Çevresindeki

direkler, (ESMAÜL HÜSNA)nın yer yüzüne tecellisi, yetmiş sekiz kapısının ayrı

ayrı ifadeleri, bunların hepsi ve daha göremediğimiz sonsuz manevî alâmetler

orada mevcuttur.

İBRAHİM

MAKAMI VARDIR

Orada

makamı İbrahim denilen bir yerde vardır, ziyaret yeridir, İbrahim Aleyhisselâm

Kâ'be'yi kurarken üzerine çıkıp iskele gibi kullandığı ve üzerinde ayak

izlerinin bulunduğu camekânla muhafaza edilen Kâ'be kapısı yönünde takriben on

metre kadar ilerisinde bulunan bir mahal ziyaret yeri, hacıla­rın tavaf

namazını kıldıkları yerdir.

İşte

seninde gönlünde bir Makam’ı İbrahim vardır o ma­kamda tevhid başlar, gerçek

tevhid'e giden yolun başlangıcıdır çünkü İbrahim Aleyhisselâm tevhidin

babasıdır.

KİM

ORAYA GİRERSE EMNİYET İÇİNDE OLUR

İşte

ister Mekke'de'ki Kâ'be'ye gir ister gönlündeki Kabe'­ye gir her ikisinde de

emniyet içinde olursun, nefsin her türlü vesvese ve bozgunculuğundan

kurtulursun.

(MAİDE

97) (ALLAH KÂ'BEYİ O BEYTİ HARAM'I HER BAKIMDAN FAYDALANMA VESİLESİ KILDI)

Her

bakımdan insanlığa ve insana fayda sağlar eğer o man­zume oraya kurulmamış

olsaydı bu işler hiç bilinmemiş olacak kimse onlardan faydalanamayacaktı ve

sırrı İlâhi meydana çık­mayacaktı.

(BAKARA

127) (VE O

VAKTİ HATIRLAKİ İBRAHİM

VE İSMAİL KÂ'BENİN TEMELLERİNİ YÜKSELTİYORDU. RABBİMİZ YAPTIĞIMIZI KABUL

BUYUR ŞÜPHESİZ Kİ SEN HEM İŞİTİR BİLİRSİN DEDİLER.)

 

(O

VAKTİ HATIRLA Kİ )

Buradaki

vakitten kasıd birincide seni İbrahim Aleyhisselâmın vaktiyle yapmış olduğu bu

işi güncel hale getirip hatırda tutman içindir ve geçmişe ait çok değerli

bilgiler vermektedir. İkincisi ise bizlere birimsel olarak ışık tutmaktadır

şöyle ki:

O

VAKTİ HATIRLA (O VAKİT) denilen şey sendeki gönül varlığının farkına vardığın

vakittir, buna dikkat et. Veledi kal­bin olan İsmail'in ile öz varlığın olan

İbrahim'in yardımlaşarak gönül Kabe'sinin İlim duvarlarını birlikte

yükseltmeleridir. Bu oluşum manâ alemi yolundaki çalışmaların çok mühim bir kıs­mını

teşkil eder, eğer bu yöndeki idrak ve açılım olmazsa kişi suret, şekil ve madde

alemi bağımlılığından kurtulamaz.

RABBIMIZ

YAPTIĞIMIZI KABUL BUYUR

Gerek madde

gerek manâ kâ'be'sini

yapmağa çalışıyoruz Rabbımız iki

yönlü bunları bizden kabul eyle.

MUHAKKAK

Kİ SEN DUYUCU VE BİLİCİSİN

Semiğ

ismi ile her şeyi duyar, aliym ismi ile her şeyi bilir­sin. Bu özelliklerinden

İnsan'ada vermiştir eğer kullanmasını öğrenirse duyusu ve bilişi ALLAH’ın

duyuşu ve bilişi ile olur.

(HACC

26) (O VAKTİ HATIRLA Kİ HANİ İBRAHİM'İ KÂ'­BE'NİN YANINA YERLEŞTİRMİŞTİK HER

HANGİ BİR ŞEY İLE ŞİRK KOŞMAMASI EVİMİ TEMİZ TUTMASI, TAVAF EDENLER KIYAMA

DURANLAR RÜKÜ EDENLER VE SEC­DEYE VARANLAR İÇİN).

O

VAKTİ HATIRLA Kİ

Yine

daha evvelce de geçtiği üzere İbrahim Aleyhisselâmın hayatını daha sonra onun

sendeki makamını hatırla ki.

ONU

KÂ'BE'NİN YANINA YERLEŞTİKMİŞTİK

İBRAHİM'İ, hakikatlerin Kâ'be'nin hakikatleri

ile çok ya­kından ilgisi olduğundan onları yan yana

getirmiş. İşte bizim­de içimizde gönlümüzde bulunan manevî Kâ'be’nin yanına bir

makam'ı İbrahim idraki

yerleştirmemiz gerekiyor, o makam'ı

İbrahim gönül Kâ'be'sine şirk sokmamak yani kesreti sokma­mak tevhide aykın bir

şey'e yol vermemek ve tertemiz tutmalı, gönül Kâ'be'sini tavaf eden ehli gönüle

ve yeni gelen fikirlere kolaylık sağlamak orada kıyama duran Hak fikirlere ve

rüküye varan Hak düşüncelere ve secdeye varan ehli dilân düşün­celere yardım etmesi

onları ağırlayıp güçlendirmesi için Kâ'be'­nin yanına yerleştirdiğini beyan

etmektedir. ALLAH cümlemi­zin manâ alemini bu idrakler üzere açsın.

(HACC

27) (İNSANLARI HACCA ÇAĞIR YAYA VE BİNEKLİ OLARAK BÜTÜN UZUN YOLLARDAN

GELSİNLER).

 

İNSANLARI

HACCA ÇAĞIR

İnsanları

gönül alemine de çağır hem zahir hem batın haclarını yapsınlar.

YAYA

VE BİNEKLİ OLARAK GELSİNLER

Yaya

yani kendi güçleriyle, binekli yani yardım alarak Kendi güçleriyle ortaya

çıkarabildikleri hakikatler ile veya baş­kalarının tecrübelerinden

faydalanarak.

UZUN

YOLLARDAN

Düşünce

hayatlarındaki uzun tefekkür yollarından.

(BAKARA

126) (İBRAHİM RABBINA DUA EDEREK BU­RASINI EMİN BELDE KIL DEDİ).

Bizde

bu hükümden yararlanıp hem haccı ifa hem de gönül alemine girerek oralarda emin

olarak ebedi hayatımızı yaşa­yalım.

(ALİ

İMRAN 97) (İNSANLARDAN YOL BAKIMINDAN GÜCÜ YETENLERE ALLAH İÇİN BEYTİ HACCETMEK

FARZDIR).

Belirli

güce sahip olanların bu güçlerini değerlendirip gaf­lete düşmeden vaktiyle

değerlendirmeleri bakımından çok mü­him bir ikazdır. İnsan hep her şeyini

yarına bırakır fakat yarın ya gelir ya gelmez imkân elde iken kişi maddi ve

manevî geliş­mesini sürdürmesi kendi menfaati gereğidir.

(BAKARA

158) (MUHAKKAKKİ SAFA VE MERVE ALLAH'­IN İŞARETLERİNDENDİR).

Bu

çok geniş kapsamlı ifadenin hakikatine ermeğe çalışıl­malı SAFA nedir? MERVE

nedir? ALLAH'ın İŞARETİ nedir? Bir bakıma Safa ve Merve, Havf ve Reca yani

korku ve ümittir. Hacer validemizin su aramak için koşması kâh korkuya kâh

ümide kapılmasıdır. Ayrıca Safa (safiyete erme) Merve (Mürüv­vet ve sekinet)

halidir, bunlarda ALLAH yolunun işaretlerindendir.

(BAKARA

200) (ARAFATTAN AYRILDIKTAN SONRA MEŞ'ARİL HARAM YANINDA ALLAH'I ZİKRET).

Bu

ifadelerde çok geniş kapsamlı ifadelerdir. Arafat yaşa­mından sonra Müzdelifede

Meş'aril haram denen yerde ALLAH'ı zikretmek çok mühim bir oluşumdur bunların

hepsinin zahir ve batın ifadeleri vardır. Kişide oluşan ARAFAT tecellisinden

son­ra o yaşam ve idrak içerisinde MEŞ'ARİL HARAM (yani her­kese açılamayan

işaretler manâsınadır). O idrak seviyesine ula­şınca o halde zikr, zakir,

zikir, mazkûr'un birleştiği idrak hali olarak düşünülebilir.

(BAKARA

195) (HACC VE UMREYİ ALLAH İÇİN İFA EDİN).

Hacc

ve umreyi nefsiniz için değil ALLAH için ifa edin ya­ni İlâhi hakikatleri idrak

edip var sandığınız varlığınızın as­lında yok olduğunu ve varlıkta Hakk'ın

varlığından başka bir varlık olmadığını idrak ederek yapılan bu yolculuğun

ALLAH için olduğunu idrak edebilmektir.

BAZI

HADİSLER

(KİM

ALLAH İÇİN HACC EDER VE O ESNADA ZEVCE­SİNE YANAŞMAZ, GÜNAH İŞLEMESSE,

ANASINDAN YENİ DOĞMUŞ GİBİ GÜNAHSIZ OLARAK DÖNER).

Ebu

Hüreyre (R.A.) Buhari, Müslim, Tırmızi, Nesei.

Yani

beşeriyetinden uzaklaşır nefsine kapılmazsa ve bu ya­şamı kendine şiar edinirse

anasından doğmuş gibi olur çünkü benliği kalmaz, benliği olmayanın günahı da

olmaz.

NESEİ'de

şu hadis olduğu yazılmıştır.

(ALLAH'IN

SEÇKİN İNSANLARI ÜÇ SINIFTIR: GAZİ, HACC VE UMRE YAPMIŞ KİŞİ).

İfadeler

çok açık herkes kendi idrakine göre değerlendire­bilirler.

İbni

Abbas (RA.) Peygamber Aleyhisselâm şöyle buyurdu : (HACC ETMEK İSTEYEN KİMSE

ACELE ETSİN GECİK­TİRMESİN).

İster

zahir Haccı ister batın haccı olsun geciktirmek ileri­de çok sararlar doğurur,

ikisi de gençlikte daha güzel daha yerli yerince olur yaşlanıp hastalanınca bu

işler çok zor olur, onun için kişi vaktiyle acele edip Hakk'ın kendisine

tavsiye ettiği bu görevi ifa etmeye baksın yoksa borçlu gider bir daha ödenmesi

çok zor olur.

Abdurrahman

B. ya'mur'dan: Bir grup cemaatın Rasulûllah (S.A.V.) gelip haccla ilgili

sorular sorduğunu gördüm. Rasulûl­lah (S.A.V.) onlara: (Hacc Arafattır, her kim

Arefe günü şa­faktan önce orada bulunursa Haccı tamam olmuş olur) diyordu.

Bu

hadisi şerifin izahı için Arafat'ın ne olduğunu müşahede etmek gerekiyor.

ARAFAT:

Zahirde kelime olarak bir dağı ifade ediyorsa da, manâda kişinin idrakinin en yüksek

seviyeye çıkması irfaniyetinin artması demektir.

Sadece

senenin bir gününe rastlayan oradaki İlâhi tecelli bulunanların bütün

varlıklarına sirayet eder, onları varlıkla­rından boşaltır ve yepyeni bir

kimlikle doldurur.

Arafatta

İnsanlar halsiz takatsiz bir hoş olurlar pek varlık­larını fark edemezler kafa

çalışması ve tefekkür fazla yapa­mazlar işte o sürede kendilerinden bir şey

istenmez, ancak on­lara çok şey sunulur, kim uyanık ise bu halleri idrâk ve mü­şahede

eder. Kimliğinin değiştiğini halsiz kaldığını fark eder bazıları bunları

sıcağın tesiriyle olduğu zannına kapılır o sıcak her gün başka yerlerde de

vardır ancak kişiler öyle boş ve hayâl gibi değildirler.

İşte

Arafatta vakfe süresi içinde İnsanların gönüllerine ve beyinlerine öyle güçlü bir

nüfuz vardır ki orada yeni bir şey üretmeğe imkân ve ihtiyaçta yoktur, orası

toplama yeridir bu yüzden fazla ibadet yapılamaz, hâttâ namazların kısaltılması

dahi bu gerçeğe çok uygun düşmektedir. (NAMAZ İBADET Zİ­KİR kişinin ürettiği

kendinden çıkan kazançtır) hâlbuki Ara­fat tecellisi kişiye tamamen dışından

İlâhi lütuf olarak gelmek­tedir, eğer kişi orada çok ibadet yapmağa kalksa

gelen tecelliye set çekme ihtimali vardır. (Orada sadece karşılıksız verilir

alın­maz). Haremler ve Araf attan başka hiçbir yerde böyle değildir kişi

yapabildiğinin karşılığını görür, fakat oradaki bütün işleri yapan ALLAH'ın

İlâhi vaadi ve Rahmetidir, hâttâ oraya bir kişi baygın dahi çıkarılsa bu

oluşumlar onda da farkında olmadan oluşur bu yüzden baygında olsa Hacı olmuş olur,

fakat hiçbir yerde baygın bir İnsanın ibadeti geçerli olmaz ne büyük sır ve

lütfü İlâhidir.

Ey

aziz kardeş; Mevlâmızın bu kadar büyük lûtuflarına mazhar olmuş bizler insan

suretleri daha ne kadar gaflet yol­larında dolanıp duracağız? Suret ve şekil

ehli olacağız? Ne za­man gerçek varlığımızı idrak etmek için faaliyete

geçeceğiz? ALLAH (c.c.) hemen hepimize kendini tanıma özelliğini versin nefsini

bilen kişilerden eylesin.

Ey

gönlü Hak sohbetiyle dinlenen kişi kısaca sana bir sır daha duyurmaya çalışayım

öyle müşahede ettik ki Cenab-ı Hak habibine Medinede İlâhi saltanatını vermiş.

Kendiside Mekke'de İlâhi saltanatını ilân etmiş, sen bu sözlerden bir çok şey

çıka­rabilirsin, söz yumağının sonu gelmez daha fazla kafanızı yor­mamak için

bu kısa izahlarla ön söze son veriyorum, bundan sonra Medine günleri ve Mekke

günleri diye iki bölüm halinde tarih sırasına göre şiirciklerimi sunmağa

çalışacağım, ALLAH cümlemizin yardımcısı olsun istikametimizi ne zaman

eğriltsek bizi hemen doğruya sevk etsin amin.

Ben

ne şair ne yazarım, ancak ipek böceği gibi sevgi yu­mağı sarar fakat onu kendim

ÇİLE yaparım içinde kalıp öl­mem, delmeden dışına çıkar sonra ondan aşk bezi

dokur iste­yenlere elbise dikerim. Benim mesleğim terziliktir fakat ne yazık ki

diktiğim elbiseler görünmediği için pek rağbet görmez.

Fakat

İbrahim Aleyhisselâma Cennetten gelen gömlek gibi giyebilecek her türlü bedene

uyum sağlar esnektir şişman giy­se açılır uzun giyse uzar.

Yazabildiklerimizin

dışında yazamadığımız daha Cenabı Hakk'ın nice sırları ve lütufları olmuştur

ALLAH'ımıza sonsuz şükranlarımızı sunar sevgili habibinede salâtu selâmlar

getiririz.

ALLAH

(c.c.) cümle yapılan hacclarımızı kabul buyursun biz acizlerin kusurlarını hoş

görsün.

18 / 7 / 1990

Çarşamba

Tekirdağ

NECDET ARDIÇ

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İKİNCİ

BÖLÜM

 

 

 

8 / 6 / 1990

TEKİRDAĞ

 

HOŞÇA

KALIN CANLAR

 

 

Göründü yine Kâ'be yolları,

Ömrün geçiyorken nice yılları,

Kucaklamağa açtık kolları,

Hoşça kalın canlar size haydin eyvallah bize.

 

Haydi gönülden çıkalım

yola,

Yeni haccımız mübarek

ola,

Varlığımız sırlarla

dola,

Hoşça kalın canlar size

haydin eyvallah bize

 

Yaş elli ikiye dayandı,

Biraz Sıbgatullah'a boyandı,

Gönül Habibullah'a yandı,

Hoşça kalın canlar size haydin eyvallah bize.

 

Duymuş İbrahim'den A.

L. çağrıyı,

Nasıl keser nefs bu ağrıyı,

Sürdük Kâ'beye doğru

varlığı,

Hoşça kalın canlar size

haydin eyvallah bize.

 

 

Kâ'benin bütün taşları kesme,

Nefsinle fırtına gibi esme,

Sende gidersin ümidini kesme,

Hoşça kalın canlar size haydin eyvallah bize.

 

Hacc cümle ihvanı çeken

yoldur,

Çık o yola gönlünü

doldur,

Güzelce hemen nefsini

oldur,

Hoşça kalın canlar size

haydin eyvallah bize.

 

Eğer ister isen ma'rifet,

Gidince Kâ'beyi tavaf et,

Açılır sana makam'ı hayret,

Hoşça kalın canlar size haydin eyvallah bize.

 

Bu alemin en güzel işi,

Kopar nefsin takmışsa da

dişi,

Yazık kendini bilmezse

kişi,

Hoşça kalın canlar size

haydin eyvallah bize.

 

Bir gün kısmet olur sana da,

Dua edersin belki bana da,

Değer bu cana da canâna da,

Hoşça kalın canlar size haydin eyvallah bize.

 

 

 

13 / 6 / 1990

İstanbul Uçakta

 

 

SULTANLAR

 

Havalandı Zümrüd'ü - Anka Cidde’ye doğru,

Galiba ezelde olmuş bu çağrı,

Hacıların hep yanık bağrı,

Bir Sultan ana bir Sultan bacı bir hanım Sultan.

 

Uğurladı cümle uşşak

gönülden,

Selâmlar geliyor Rasul

ilinden,

Kokuyorlar o beldenin gülünden,

Bir Sultan ana bir

Sultan bacı bir hanım Sultan.

 

Bıraktılar geride cümle varlığı,

Giydiler elbise gibi yokluğu,

Terk ettiler

bir'e bütün çokluğu,

Bir Sultan ana bir Sultan bacı bir hanım Sultan.

 

Uçuyor Zümrüd'ü - Anka

göklerde,

Bu işler dalda değil

köklerde,

Arayıp durmazlar artık

yerlerde,

Bir Sultan ana bir

Sultan bacı bir hanım Sultan.

 

 

Tayyi mekân değil ilmi mekân,

Nefsine en büyük kancayı takan,

Bu günden gönlünü Cennette bulan,

Bir Sultan ana bir Sultan bacı bir hanım Sultan.

 

Titrer kâlpleri aşk'ı Rasulle,

Zikr çekerler dili

bülbülle,

Giyerler bembeyazda

hülle,

Bir Sultan ana bir

Sultan bacı bir hanım Sultan.

 

Yaklaşıyor uçak dost makamına,

Aşıklar girecek gönül bağına,

Uğrarlar sonrada Uhud dağına,

Bir Sultan ana bir Sultan bacı bir hanım Sultan.

 

Görelim diyarı Rasul'u

bin şevk ile,

Ziyaret edelim Ravzayı

aşk ile,

Bu hali arzu eder

Melekler bile,

Bir Sultan ana bir

Sultan bacı bir hanım Sultan.

 

 

 

 

 

 

 

 

14 / 6 / 1990

Perşembe

 

MEDİNEYE

DOĞRU

 

 

Zümrüd'ü - Ankadan indik yere,

Girdik gümrüğe daha bir kere,

Yöneldik dünyada en güzel yere,

Yeşil Köyden

(Kubbei Hadra) yeşil kubbeye.

 

Yol geçiyor rahat metre

metre,

Dağ taŞ coşmuş hepsi

harekette,

Yavaş yavaş eksilmede

firkatte,

Yeşil Köyden (Kubbei Hadra) yeşil kubbeye.

 

Ey gönül bu işleri surettir sanma,

Nefsin gaflet ister sakın kanma,

Buldunsa bir ışık geç kalma,

Yeşil Köyden (Kubbei Hadra) yeşil kubbeye.

 

Rasulûllah kucak açmış

beklemekte canları,

Aşk ateşi elbet oldurur

hamları,

İdrak ehlidir ancak

bulan kârları,

Yeşil Köyden (Kubbei Hadra) yeşil kubbeye.

 

 

Uç sende gönülden Ravzai Cemale,

Elbet erişirsin yavaş yavaş kemale,

Bigânelerle ne olur dalma hayale,

Yeşil Köyden (Kubbei Hadra) yeşil kubbeye.

 

Medine Makamı

Muhammedi,

Şeref verir ona sırlı

Ahmed'i,

Hatırdan çıkarma

tefekkür eyle Samed'i,

Yeşil Köyden (Kubbei

Hadra) yeşil kubbeye.

 

Essalâtu vesselam aleyke ya Rasulullah,

Essalâtu vesselam aleyke ya Nebiyyallah,

Essalâtu vesselam aleyke ya Cemali pak,

Essalâtu vesselam aleyke ya Kemali pak,

Essalâtu vesselam aleyke ya Varlığı Hak,

Essalâtu vesselam aleyke ya Gönüller Sultanı,

Essalâtu vesselam aleyke ya Aşıklar kıblegâhı,

Essalâtu vesselam aleyke ya Dertliler dermanı,

Essalâtu vesselam aleyke ya Hakemlerin fermanı,

Essalâtu vesselam aleyke ya Ümmetlerin yaranı,

Essalâtu vesselam aleyke ya Cemalûllah hayranı,

Essalâtu vesselam aleyke ya İnsan'ın miftahı,

Essalâiu

vesselam aleyke ya Kur'an'm bağı,

Essalâtu vesselam aleyke ya İlmin yüce dağı,

Essalâtu vesselam aleyke ya Garipler sığınağı,

Essalâtu vesselam aleyke ya Kur'an'ı duyan gönül,

Essalâtu vesselam aleyke ya Özünü gören göz,

Essalâtu vesselam aleyke ya Hak diyen söz,

Essalâtu vesselam aleyke ya Zamanların kutbu,

Essalâtu vesselam aleyke ya İnsanların umudu,

Essalâtu vesselam aleyke ya Aşıkların huzuru,

Essalâtu vesselam aleyke ya Mahşerde şefaatçi,

Essalâtu vesselam aleyke ya Ariflerin baş tacı,

Essalâtu vesselam aleyke ya Evliyalar ser tacı,

Essalâtu vesselam aleyke ya Enbiyalar ser tacı,

Essalâtu vesselam aleyke ya Bütün zamanların ulusu,

Essalâtu vesselam aleyke ya Sırlar fatihi,

Essalâtu vesselam aleyke ya Gönüller miftahı,

Essalâtu vesselam aleyke ya Ruhların hayranı,

Essalâtu vesselam aleyke ya Dostların bayramı,

Essalâtu vesselam aleyke ya Cibrilin yoldaşı,

Essalâtu vesselam aleyke ya Ebubekir haldaşı,

Essalâtu vesselam aleyke ya Ali'nin can'ı başı,

Essalâtu vesselam aleyke ya Bütün alemlerin varlığı,

Esselâtu vesselam ey Hakikati Muhammediye.

 

 

 

Nihayet uzaktan göründü Medine,

Bütün gücünü alıver eline,

Gir sende gönül alemine,

Yeşil Köyden (Kubbei Hadra) yeşil kubbeye.

 

 

İndi yolcular yerleşti

yerine,

Aşk ateşi çıktı serine,

Nihayet ulaşıyorlar

yarlerine,

Yeşil Köyden (Kubbei

Hadra) yeşil kubbeye.

 

Çıktık evden Ravzayı ziyaret için,

Ağlıyor aşıklar zari zari için için,

Alemde benzeri olmayan biçim,

Yeşil Köyden (Kubbei Hadra) yeşil kubbeye.

 

İşte karşımda Ravzai

Mutahhara,

Yeşil Kubbe muhteşem

Kubbei Hadra,

İnsanlar ve Melekler

geliyor ziyara, ziyara,

Yeşil Köyden (Kubbei Hadra) yeşil kubbeye.

 

Ey Peygamberi Rasuli zi'şan,

Halleşiyor seninle cümle aşıkan,

Muhteşem oluyor seyredilip temaşan,

Sıdk ile boyun bük budur ümmete yaraşan,

Yeşil Köyden (Kubbei Hadra) yeşil kubbeye.

 

 

 

 

 

 

 

15 / 6 / 1990

Cuma MEDİNE

RASULE

SAYGI

(LEVLÂKE LEVLÂK) dedi Hak,

Şöyle bir yaptıklarına bak,

Boş işleri palavrayı bırak,

Hiç olmassa saygı eyle Rasule.

 

İçinden sevdin belki

biraz,

Kim bilir belki de

çaldın saz,

Neye yarar böyle naz,

Hiç olmassa saygı eyle

Rasule.

 

Niçin tutmadın sünneti,

Olamadın garip ümmeti,

Yok mu zannettin merhameti,

Hiç olmassa saygı eyle Rasule.

 

Hak emrine etme isyan,

Yeter artık gafletten

uyan,

Doğar yeniden Hak sözü

duyan,

Hiç olmassa saygı eyle

Rasule.

 

Rahmeten'lil alemiyn'dir,

Emin ol ki o birdir bir,

Ölü değil mutlak haydır,

Hiç olmassa saygı eyle Rasule.

Ahirette tek yardımcın,

Onu sevmek olsun

amacın,

Garip de olsa duacığın,

Hiç olmassa saygı eyle

Rasule.

 

Evliyaullah ser tacı,

Sana faydalıdır ilâcı,

Nefsine gelse de acı,

Hiç olmassa saygı eyle Rasule.

 

Ey can ölmeden ona yan,

İki gözünden akmasa da

kan,

Bulmasan bile yeni can,

Hiç olmassa saygı eyle

Rasule.

 

Ölümün yaklaşsa bile,

Dualarını getir dile,

Emeklerin gitmesin yele,

Hiç olmassa saygı eyle Rasule.

 

Gereğini yapmıyorsan da,

Bugün ihtiyacın yoksa da,

Yarını düşünmüyorsan da,

Hiç olmassa saygı eyle

Rasule.

 

 

 

15 / 6 / 1990

Cuma MEDİNE

 

MEDET

YA RASULULLÂH

 

 

Medet ya RASULİ SAKALEYN medet

Medet ya RASULİ EKRAMEYN medet

Medet ya HADİMİ HARAMEYN medet

Medet ya SAHİBİ DAREYN medet

Medet ya VARLIĞI ALEMEYN medet

Medet ya İMAM'I KIBLETEYN medet

Medet ya SAHİBİ MAKAM'I MAHMUT medet

Medet ya SAHİBİ KEVSER'İ HAVZ medet

Medet ya SEBEB'İ NÜZÜLÜ KUR'AN medet

Medet ya FATİHİ MEKKEİ MÜKERREME medet

Medet ya HACİRİ MEDİNEİ MÜNEVVERE medet

Medet ya İNSANLARIN ÜSTÜNÜ medet

Medet ya CANLARIN CAN'I medet

Medet ya RUHLARIN KAYNAĞI medet

Medet ya İKİ CİHAN SERVERİ medet

Medet ya ALLAH'IN PEYGAMBERİ medet

Medet ya AŞIKLARIN KIBLESİ medet

Medet ya ZAKİRLERİN ZİKRİ medet

Medet ya ŞAKİRLERİN ŞÜKRÜ medet

Medet ya ARİFLERİN FİKRİ medet

Medet ya SULTANLARIN SULTANI medet

Medet ya HACILARIN NAZARGAHI medet

Medet ya GARİPLERİN SIĞINAĞI medet

Medet ya HASTALARIN ŞİFAĞI medet

Medet ya UMUTSUZLAR ŞAFAĞI medet

Medet ya ZAYIFLAR SIĞINAĞI medet

Medet ya SAHİBİ LİVA'İL HAMD medet

Medet ya EHLİ BEYT OCAĞI medet

Medet ya ÇARESİZLER KUCAĞI medet

Medet ya SEYYAHLAR BUCAĞI medet

Medet ya TAHA VE YASİN medet

Medet ya MÜZEMMİL MÜDDESSİR medet

Medet ya ABDULLAH HABİBULLAH medet

Medet ya SAKI'İ İLİM medet

Medet ya NUMUNEİ HİLM medet

Medet ya İLÂHİ KELİM medet

Medet ya GELENİ CİBRİL'İ EMİN medet

Medet ya FAKİRİ ALEMEYN medet

Medet ya BÜLBÜLÜ DAREYN medet

Medet ya SIRLARI BAHREYN medet

Medet ya SAHİBİ FATİHEYN medet

Medet ya VERİLEN SEB'UL MESANİ medet

Medet ya HAKİKAT'İ Mİ'RAC medet

Medet ya SIRRI HACC medet

Medet ya İLÂHİ CEMÂL medet

Medet ya HER YÖNDEN KEMÂL medet

Medet ya SUREİ MUHAMMED medet

Medet ya SUREİ İNŞİRAH medet

Medet ya SUREİ VEDDUHA medet

Medet ya NÜBÜVVET MÜHRÜ medet

Medet ya RUHLAR BABASI medet

Medet ya ZİNCİRİN SON HALKASI medet

Medet ya KERAMETLER MENBAI medet

Medet ya GÜZELLİKLER KAYNAĞI medet

Medet ya HUZUR LİMANI medet

Medet ya İKİ CİHAN GÜNEŞİ medet

Medet ya SAHİBİ KUBA medet

Medet ya AHMED'İ MAHMUD medet

MUHAMMEDİNİL

MUSTAFA

SALLÂLLAHU

ALEYHİ VESELLEM

SALLÂLLAHU

ALÂ MUHAMMED

SALLÂLLAHU

ALEYKE AHMED

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

17 / 6 / 1990

Pazar MEDİNE

GÖZÜMÜN

NUR'U GÜZELİM PEYGAMBERİM

Hoş gör bu günahkârı,

Kalmadı artık ar'ı,

Belki biraz yanık

bağrı,

Seni sevmek olur kârı,

Medet ya rasulullah medet, sallâllahu alâ Mııhammed.

sallâllahu aleyke Ahmed.

Utanarak girdim Ravzana,

Ne olur baksan bu

günahkâra,

Kalmasın vuslat başka

bahara,

Düşünürüm günahımı kara

kara,

Medet ya rasulullah medet, sallâllahu alâ Muhammed.

sallâllahu aleyke Ahmed.

Kapında bir azadsız

köle,

Verdim her şeyimi yele,

Kapıldım Muhammed-i

sele,

Sevmezsem ne geçer ele,

Medet ya rasulullah medet, sallâllahu alâ Muhammed.

sallâllahu aleyke Ahmed.

Sevmek seni sevmektir

güzel,

Çünkü sevildin sen ta

ezel,

Sende sev olur mu

tezel,

Çekme geçmez bu alemde

gazel,

Medet ya rasulullah medet, sallâllahu alâ Muhammed.

sallâllahu aleyke Ahmed.

Ümmedlerin var nice

yaman,

Kaldık aralarında

yavan,

Senin aşkına süzülüp

kayan,

İbret al yan yüreğim

yan,

Medet ya rasulullah medet, sallâllahu alâ Muhammed.

sallâllahu aleyke Ahmed.

Sevgililerin dizilmiş

sıraya,

Bigâneyim giremem

araya,

Oturtmuşum gemiyi

karaya,

Nasıl girerim aşk'ı

saraya,

Medet ya rasulullah medet, sallâllahu alâ Muhammed.

sallâlahu aleyke Ahmed.

Belki seversin biraz

beni de,

Hatalarım kalmış olsun

geride,

Aşk hükmüne vererek

ser'i de,

Lütfeyle lütfeyle al

beytine,

Medet ya rasulullah medet, sallâllahu âlâ Muhammed.

sallâllahu aleyke Ahmed.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

17 / 6 / 1990

Pazar MEDİNE

 

 

LÜTFEYLE BİZİDE AL GÖNÜL BAĞINA

YA HZ. MUHAMMED

 

 

İster

gözüm görmek seni,

Ne

olur yalnız bırakma beni,

Hep

tecellin olsun yeni,

Lütfeyle

bizi de al gönül bağına.

 

Ağlar

gözüm zari zari,

Görürüm

diye o yari,

Olursam

da belki nari,

Lütfeyle

bizi de al gönül bağına.

 

Gaflet

girdi gözümüze,

Söz

işlemez özümüze,

Yorgunluk

çöktü dizimize,

Lütfeyle

bizi de al gönül bağına.

 

Aşkın

düştü içimize,

Beyaz

düştü saçımıza,

Mecnun

dendi başımıza,

Lütfeyle

bizi de al gönül bağına.

 

 

Dün

yine kaldı mazide,

Ne

kazanç kaldı terazide,

Pek

dolaşma arazide,

Lütfeyle

bizi de al gönül bağına.

 

Seni

sevmek değil hakkım,

Fakat

başka ne yapacaktım,

Belki

sınıfta çakacaktım,

Lütfeyle

bizi de al gönül bağına.

 

Derdimi

deşme derinden,

Oynar

kalbim yerinden,

Aşk

kervanı seferinden,

Lütfeyle

bizi de al gönül bağına.

 

Sevgin

ulaşınca canlara,

Hayat

gelirde hamlara,

Ulaşılır

makamlara,

Lütfeyle

bizi de al gönül bağına.

 

Var

mı cihanda sana benzer,

Seni bilmeyen şaşkın gezer,

Bu

sırrı aşıklar çözer,

Lütfeyle

bizi de al gönül bağına.

 

 

 

Varlığın

dolmuş aleme,

Sığar

mısın sen bedene,

Seni

beşer zannedene,

Lütfeyle

bizi de al gönül bağına.

 

İsmin

tevhid'le yazılmış,

Aşıklar

bu isme sarılmış,

Aşk

helvası kanla karılmış,

Lütfeyle

bizi de al gönül bağına.

 

Düştüm

yoluna koydum baş,

Kemale

geliyor artık yaş,

Seni

sevmek ne kadar hoş,

Lütfeyle

bizi de al gönül bağına.

 

Seni

bilen bilmeyen sever,

Böylece

lütuflara erer,

Bu

işler nelere değer,

Lütfeyle

bizi de al gönül bağına.

 

Gayrı

kalmayalım gaflette,

Aşalım

yolları gayretle,

Sen

hep bizleri affette,

Lütfeyle

bizi de al gönül bağına.

 

 

Ümidini

kestin neden,

Nedir

seni dünya'ya çeken,

Gaflet

tohumları eken,

Lütfeyle

bizi de al gönül bağına.

 

Doldur

gönlünü Rasulle,

Öğren

yolunu usulle,

Başla

yeniden gusulle,

Lütfeyle

bizi de al gönül bağına.

 

Varlığın yansın baştan basa,

Gönlünü ulaştır arşa,

Nefesin geçmesin boşa,

Lütfeyle bizi de al gönül bağına.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

18 /

6 / 1990

Pazartesi MEDİNE

 

 

BAK BAK

GÖZLERİM

 

 

Temaşa eyle Medine’yi,

Hemen alarak hediye'yi,

Terk etmek için garipliği,

Bak bak gözlerim sonra yine özlerim.

 

Bak etrafa delercesine,

Gündüzüne hem gecesine,

Doyulmaz o penceresine,

Bak bak

gözlerim sonra yine özlerim.

 

Ağır ağır seyret Ravzayı,

Değerlendir böyle haftayı,

Kazanmak için aslan payı,

Bak bak gözlerim sonra yine özlerim.

 

Sonsuz ve tatlı bir

güzellik,

Bu iş değil aylık gündelik,

Nasıl ihtişamlı sadelik,

Bak bak gözlerim sonra yine

özlerim.

 

Beyaz direkleri seyreyle,

Gözünün pasını gayreyle,

Yaşanan ru'ya'yı hayreyle,

Bak bak gözlerim sonra yine özlerim.

 

İçerde dolaşarak tekrar,

Sakın kılma aşk'ta karar,

Gaflet sonradan neye yarar,

Bak bak gözlerim sonra yine

özlerim.

 

Belki bir daha gelemezsin,

Bu saadete eremezsin,

Günler geçiyor sen nerdesin,

Bak bak gözlerim sonra yine özlerim.

 

Sıcak sıcak diyerek kalma,

Ele geçmez gaflete dalma,

Kimya ile pul satın alma,

Bak bak gözlerim sonra yine

özlerim.

 

Hazır gelmişim buralara,

Neye bürüneyim karalara,

Uçar giderim Ravzalara,

Bak bak gözlerim sonra yine özlerim.

 

 

 

Dönünce pişman olma sakın,

Aklını sen başına takın,

Büyük dişlisi ol bu çarkın,

Bak bak gözlerim sonra yine

özlerim.

 

Ne mutlu girdim Ravzasına,

Geldim Rasulün hizasına,

Aldı beni himayesine,

Bak bak gözlerim sonra yine özlerim.

 

Her gezişin dikkatli olsun,

Gönlün hepsinden huzur

bulsun,

Salâvat getir Mustafasın

S.A.V.

Bak bak gözlerim sonra yine

özlerim,

Bak bak gözlerim sonra yine

özlerim.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

18 / 6 / 1990

Pazartesi MEDİNE

MAKAM’I

MUSTAFADIR BU

Hoş geldin müslüman kardeş,

Ruh ve nefsi ediver haldeş,

Tazim et yavaşça yerleş,

Makam'ı Mustafadır bu ilahi nazargahtır

bu.

 

Ziyaret eyle huşu ile,

Seyreder seni Melekler bile,

Dualar söyleterek dile,

Makam'ı Mustafadır bu ilahi

nazargahtır bu.

 

Vahyin indiği yerlerde,

Göz yaş döker seherlerde,

Sende gir eğil secdelerle,

Makam'ı Mustafadır bu ilahi nazargahtır

bu.

 

Kimsenin kusuruna bakma,

Kafana türlü şeyler takma,

Yanılıp gaflete dalma,

Makam'ı Mustafadır bu ilahi

nazargahtır bu.

 

Nasılsa kısmet olup geldin,

Huzurda biraz eğildin,

Belki sende hep sevildin,

Makam'ı Mustafadır bu ilahi nazargahtır

bu.

Salâvat eksik etme dilden,

Çıkarma Peygamberi gönülden,

Dönme sakın ha sözünden,

Makam'ı Mustafadır bu ilahi

nazargahtır bu.

 

Asrı saadeti hatırla,

Kur'an yazılırken satırla,

Görevlenmiş eshabı suffa,

Makam'ı Mustafadır bu ilahi nazargahtır

bu.

 

Bütün sırların ifşası,

Boyun büker evliyası,

Huzurda durur enbiyası,

Makam'ı Mustafadır bu ilahi

nazargahtır bu.

 

Dalga dalga iner manâ,

Ümmedleri eder danâ,

Doldurur kevseri cana,

Makam'ı Mustafadır bu ilahi nazargahtır

bu.

 

Levlake levlâk sırrıdır bu,

Rahmeten lil alemiyn sırrıdır

bu,

Gelin diyelim cümlemiz bu,

Makam'ı Mustafadır bu ilahi

nazargahtır bu.

 

 

 

18 / 6 / 1990

Pazartesi MEDİNE

 

 

İHTİŞAM'I RASULULLAH'I GÖR

 

Medineye gelen kardeş,

Hemen temizlen paklaş,

Ravzaya doğru yaklaş,

İhtişam'ı Rasulullah'ı gör Muhteşem

Rasulullah'ı gör.

 

Yollar dolup taşıyor,

Akıl buna şaşıyor,

Gayret neler aşıyor,

İhtişam'ı Rasulullah'ı gör

Muhteşem Rasulullah'ı gör.

 

Bab'üsselâmdan içeri,

Nasıldır sevgi mahşeri,

Çekiyor kendine beşeri,

İhtişam'ı Rasulullah'ı gör Muhteşem

Rasulullah'ı gör.

 

Huzura doğru gidince,

Ağlanır hep ince ince,

Gözün aç vakti gelince,

İhtişam'ı Rasulullah'ı gör

Muhteşem Rasulullah'ı gör.

 

 

 

Varınca o kutlu yere,

Cümlemize aşkını vere,

Selam eyle Peygambere,

İhtişam'ı Rasulullah'ı gör Muhteşem

Rasulullah'ı gör.

 

Acele duanı eyle,

Eziyet olmasın gayriye,

Yavaşça yürü ileriye,

İhtişam'ı Rasulullah'ı gör

Muhteşem Rasulullah'ı gör.

 

Selâm gönder ruhuna,

Kayda geçer adına,

Sebeb olur şefeatına,

İhtişam'ı Rasulullah'ı gör Muhteşem

Rasulullah'ı gör.

 

Onu ziyaret her zaman,

Yaşadığı gün gibidir,

Çünkü varlığı ebedidir,

İhtişam'ı Rasulullah'ı gör

Muhteşem Rasulullah'ı gör.

 

Dolaşıyor ruhu içerde,

Sanki zaman asrı saadette,

Ey gönül bunları yadette,

İhtişam'ı Rasulullah'ı gör Muhteşem

Rasulullah'ı gör.

 

 

 

Ayrılmak zor o makamdan,

Nasıl çıkılır huzurdan,

Canları aşk ile kavuran,

İhtişam'ı Rasulullah'ı gör

Muhteşem Rasulullah'ı gör.

 

Cennet bahçesi beyaz direkli,

Ümmetinin hepsi yürekli,

Bunu yaşamak cidden gerekli,

İhtişam'ı Rasulullah'ı gör Muhteşem

Rasulullah'ı gör.

 

Minberin zinetlerle bezenmiş,

Ustalar yaparken özenmiş,

Emsalsiz bir hünermiş,

İhtişam'ı Rasulullah'ı gör

Muhteşem Rasulullah'ı gör.

 

Eshab'ı suffa okur yerinde,

Öyle olmak varmış kaderinde,

Ne varsa çıkardılar derinde,

İhtişam'ı Rasulullah'ı gör Muhteşem

Rasulullah'ı gör.

 

Cibril kapısıda yukarda,

Aşık dururmu bir kararda,

Dostlar kalmayalım zararda,

İhtişam'ı Rasulullah'ı gör

Muhteşem Rasulullah'ı gör.

 

 

 

Kimi siyah kimi beyaz,

Kimi dua kimi niyaz,

Kimi neş'e duyar kimi haz,

İhtişam'ı Rasulullah'ı gör Muhteşem

Rasulullah'ı gör.

 

Kimi ağlar gözü yaşlı,

Kimi genç ihtiyar yaşlı,

Hepsi'de akıllı başlı,

İhtişam'ı Rasulullah'ı gör

Muhteşem Rasulullah'ı gör.

 

Dalga dalga içerde sevgi,

Bu hale sebeb neydi neydi,

İnsan baş koyup gönül eğdi,

İhtişam'ı Rasulullah'ı gör Muhteşem

Rasulullah'ı gör.

 

Kimi Kur'an okur sessizce,

Kimi yaş döker gizlice,

Rasulu düşünürken yalnızca,

İhtişam'ı Rasulullah'ı gör

Muhteşem Rasulullah'ı gör.

 

Doldukça dolunca harem,

Ne sırlar açılır mahrem,

Kerem ediyor Nebi kerem,

İhtişam'ı Rasulullah'ı gör Muhteşem Rasulullah'ı

gör.

 

 

 

Ezan okununca ümmete,

Gelir cemaat gayrete,

Nasıl varılmaz hayrete,

İhtişam'ı Rasulullah'ı gör

Muhteşem Rasulullah'ı gör.

 

Bu hâl söze gelmez kat'iyyen,

Mahrum olursun ebediyyen,

İstiyorsan dünya gözüynen,

İhtişam'ı Rasulullah'ı gör Muhteşem

Rasulullah'ı gör.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

19 / 6 / 1990

Salı MEDİNE

 

 

KUBA

 

 

Aldı rasul hicret emrini,

Görmeğe yeni kaderini,

Kimseye açmadı kederini,

Yöneldi Rasul Medineye doğru.

 

Anlamadı müşrikler onu,

İçleri düşmanlıkla dolu,

Önlerinde cehennem yolu,

Yöneldi

Rasul Medineye doğru.

Girdiler (Sevr) e iki yoldaş,

Oldular mağarada haldaş,

Dünyada var mı böyle kardeş,

Yöneldi Rasul Medineye doğru.

 

Bir örümcek bir'de güvercin,

Düşmanlarda hin oğlu hin,

Amma aldandılar o gün,

Yöneldi

Rasul Medineye doğru.

 

 

 

Yollarda yüzlerce keramet,

Sıcak'ta var çokça hararet,

Türlü işi tamamlar gayret,

Yöneldi Rasul Medineye doğru.

 

Dönmedi yolundan bir daha,

Kureyş kaybetti büyük paha,

Önlerinde açıldı saha,

Yöneldi

Rasul Medineye doğru.

 

Nihayet vardılar (KUBA) ya,

Benziyor bu işler ru'ya'ya,

Girip kader hükmü sıraya,

Yöneldi Rasul Medineye doğru.

 

Medinelilerde vaveylâ,

Talâ âl bedru aleyna,

Vebet şükrü aleyna,

Yöneldi

Rasul Medineye doğru.

 

Hep birlikte mescid kuruldu,

Hemen cemaate duruldu,

Müşriklerin can'ı buruldu,

Yöneldi Rasul Medineye doğru.

 

 

Bugün sende git gör Kuba'yı,

Nasıl yüceltmiş kibriyayı,

Olmuş aşıkların saray'ı,

Orda hemen eyle duayı,

 

Seyreyleyip o ihtişam'ı,

Bekle yavaş gelen akşam'ı,

İdrak'le yürüt temaşan'ı,

Nasıl yücelmiş Rasul'un şan'ı.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

19 / 6 / 1990

Salı MEDİNE

KAYBETTİM

KENDİMİ

SardI ufkumu Rasul güneşi,

Olmaz diyerek bu halin eşi,

Nasıl kalmaz hayal gibi kişi,

Kaybettim kendimi Medine'i Münevvere'de.

 

Varlığım galiba çıktı

benden,

Sıyrıldı ruhum burda bedenden,

Şaşkm dolaşırım ne gelir

elden,

Kaybettim

kendimi Medine'i Münevvere'de.

 

Yürürüm sokaklarda ben garip,

Nefsin bağını yerlere serip,

Dünya'yı hemen bir pula verip,

Kaybettim kendimi Medine'i Münevvere'de.

 

Oldum bu günler bir garip

yolcu,

Acaba kim hancı kim yolcu,

İçimde vardı bir büyük sancı,

Kaybettim

kendimi Medine'i Münevvere'de.

 

Suretim güya benim gibidir,

Bilmiyorum kendimi nicedir,

Aşk denilen bir güzel hecedir,

Kaybettim kendimi Medine'i Münevvere'de.

Başımda eser sevda yelleri,

Coşturur bazan can gönülleri,

Bulup Muhammed'i erenleri,

Kaybettim

kendimi Medine'i Münevvere'de.

 

Rasulin pervanesi olarak,

Yeni yeni taze can bularak,

İçin için buhur gibi yanarak,

Kaybettim kendimi Medine'i Münevvere'de.

 

Canımın can'ı burdadır

burda,

Gelmişim canım, güzelim

yurda,

Ey, canlar can'ı bana

buyur'da,

Kaybettim

kendimi Medine'i Münevvere'de.

 

Bu hal ne hâldir yüce keremkâr,

İçim sızlıyor yine zari zar,

Müflisim kalmadi sermaye kâr,

Kaybettim kendimi Medine'i Münevvere'de.

 

Ravzanda nasıl fırtına eser,

Seni seven elbet mecnun

gezer,

Kalmadı bende böylece eser,

Kaybettim kendimi Medine'i Münevvere'de.

 

 

 

19 / 6 / 1990

Salı MEDİNE

BU BELDE

RASULUN BELDESİDİR

 

Ey gönül o günleri hatırla,

Nakiller geldi bize satırla,

Peygamberin hayatını yadeyle,

Bu belde rasulun beldesidir,

Bu belde fanii firrasul'dür.

 

Onun üstüne kuruldu islam,

Olsun ümmetlerinden hep selam,

Dilimizde yetersizdir kelam,

Bu

belde rasulun beldesidir,

Bu

belde fanii firrasul'dür.

 

Mührü var her köşe bucak yerde,

Aşıklar varsa eğer serde,

Sıdk ile ihlâs eyle ziyarette,

Bu belde rasulun beldesidir,

Bu belde fanii firrasul'dür.

 

Rasulden başka bir şey düşünme,

Onu görmeğe bak hep düşünde,

Boyun bük Ravzaya girişinde,

Bu

belde rasulun beldesidir,

Bu

belde fanii firrasul'dür.

 

Günlerimiz doluyor gafletle,

Yarın kalacağız gurbette,

Merd isen halini kurb eyle,

Bu belde rasulun beldesidir,

Bu belde fanii firrasul'dür.

 

Şehri Medine'ni buldunsa,

Beden mülkünü tanıdınsa,

Öz varlığını anladınsa,

Bu

belde rasulun beldesidir,

Bu

belde fanii firrasul'dür.

 

Devredince gönlünü Rasule,

Neler gelir bak sende husule,

Gayret edip tabi ol usule,

Bu belde rasulun beldesidir,

Bu belde fanii firrasul'dür.

 

Önce yol fena fişşeyh'den geçer

Mevlâ dilediği gibi seçer,

Sonra olur Muhammed'i şecer,

Bu

belde rasulun beldesidir,

Bu

belde fanii firrasul'dür.

 

 

 

Gayret eyle fanii firrasul'e,

ALLAH gösterir'de sana vesile,

İkinci makam gelir husule,

Bu belde rasulun beldesidir,

Bu belde fanii firrasul'dür.

 

Gaflet eyleme burada kardeş,

Yavaş yavaş kendine yaklaş,

Muhammed'i Nur'a dalda paklaş,

Bu

belde rasulun beldesidir,

Bu

belde fanii firrasul'dür.

 

Kalmasın sakın nam'u nişan,

Belirir bir gün nur'u Zi'şan,

Senin değildir gönlünden taşan,

Bu belde

rasulun beldesidir,

Bu belde

fanii firrasul'dür.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

19 /

6 / 1990

Salı

MEDİNE

VAKTİ FİRAK

Dikkat et an'ını değerlendir,

Ruh'unu iyice sebeblendir,

Yavaş yavaş can'ını demlendir,

Vakti firak yaklaşıyor be

canım.

 

Sağda

solda geçirme vakit,

Hani

yapmıştın güzel bir akit,

Kalmadı'mı?

içinde yakıt,

Vakti

firak yaklaşıyor be canım.

 

Canlan kalk aç gönlünü Rasul'e,

Yazar belki seni'de sırayle,

Salâvat'ı şerifle yadeyle,

Vakti firak yaklaşıyor be

canım.

 

Zikir

fikir tefekkür'e dal,

Aman

yarabbi ne güzel bir hâl,

Ağzından

çıkarmadan kîl'u kâl,

Vakti

firak yaklaşıyor be canım.

 

Mümkün olunca kıl namazları,

Tekrar tekrar yaşa bu hazları,

Bulansın Medine tozları,

Vakti firak yaklaşıyor be canım.

 

Seneler

sonra nihayet geldin,

Böylece

belki arzuna erdin,

Biraz

daha çok gayret edeydin,

Vakti

firak yaklaşıyor be canım.

 

Sen sana bugün yar olmadıkça,

Çalış istersen ömür boyunca,

Neler kaçar gaflete dalınca,

Vakti firak yaklaşıyor be canım.

 

Düşün tefekkür eyle olanları,

Hesapla

elinde kalanları,

Pişman

olma sakın sonraları,

Vakti

firak yaklaşıyor be canım.

 

Her şey gibi günler geçecek,

Herkes yerli yerine dönecek,

Yok ise ne bulur anlatacak,

Vakti firak yaklaşıyor be canım.

 

Gözden

geçir tekrar kendini,

Kopar

başından kemendi'ni,

Coş

gönülden yık varlık bendini,

Vakti firak yaklaşıyor be canım.

 

 

20 / 6 / 1990

Çarşamba MEDİNE

AĞLA GÖZLERİM AĞLA ZAMAN AZALDI

Nasıl geçiyor bu günler,

Geride kaldı hep dünler,

Aşk ehli ancak anlar,

Ağla gözlerim ağla zaman azaldı.

 

Bir daha gelirmiyim bilmem,

Göz yaşım aksada silmem,

Bu yoldan geriye dönmem,

Ağla gözlerim ağla zaman

azaldı.

 

Vakti firak yaklaşıyor,

Saatler zaman aşıyor,

Aşk gönülde yaşıyor,

Ağla gözlerim ağla zaman azaldı.

 

Her dem salâvat getirip,

Can'ı Canan'e erdirip,

Güzel vaktini bitirip,

Ağla gözlerim ağla zaman

azaldı.

 

İçinde bulunan hali,

Sende anlayıver bali,

Bırak artık kıl'u kal'i,

Ağla gözlerim ağla zaman azaldı.

 

Kok medine kokusunu,

Gör Habibin kapusunu,

İhmâl etme arzusunu,

Ağla gözlerim ağla zaman

azaldı.

 

Seyreyleyip abidleri,

Ne güzeldir fikirleri,

Can'a değer zikirleri,

Ağla gözlerim ağla zaman azaldı.

 

Tutup vaktini sımsıkı,

Olma nefsin maskarası,

Karşında Hak sevgilisi,

Ağla gözlerim ağla zaman

azaldı.

 

Otobüs gelir kapıya,

Sonra yutarsın hapıya,

Dizilir konvoy sıraya,

Ağla gözlerim ağla zaman azaldı.

 

Ne eyledi

isen eyledin,

Gayrıyı'da

dost belledin,

Rasulullah'ı

hep özledin,

Ağla gözlerim

ağla zaman azaldı.

 

 

20 / 6 / 1990

Çarşamba MEDİNE

KAPLADI

UFKUMU

Medine hali şaşırttı beni,

Bu oluş her halde değil yeni,

Nasıl dayanır İnsan yüreği,

Kapladı ufkumu nur'u Muhammedi.

 

Bütün insanlar ona aşık,

Ayaklar yalın başlarda açık,

İnsan oluyor sanki bir kaçık,

Kapladı ufkumu nur'u

Muhammedi.

 

Rasulullah’dan başka bir şey yok,

Bunu elbette görmeyelim çok,

Aç sineni'de ateşine sok,

Kapladı ufkumu nur'u Muhammedi.

 

Göremez oldum başka bir şeyler,

Ehli hâl daha neler

seyreyler,

Benliklerini onlar

gayreyler,

Kapladı ufkumu nur'u

Muhammedi.

 

Bakınca bir dem Ravzaya doğru,

Bu kalabalık onun uğuru,

Hepsi Muhammed diye çağırı,

Kapladı ufkumu nur'u Muhammedi.

 

İçerde adım atacak yer yok,

Hele üste Melekler daha çok,

Bütün sineler ediyor çak çak,

Kapladı ufkumu nur'u

Muhammedi.

 

Sanki insan Rabbını unutmuş,

Bu belde güya sade onunmuş,

Hükümdarlığını ilan etmiş,

Kapladı ufkumu nur'u Muhammedi.

 

Burda nedense hep o söylenir,

Gözde ve gönülde o özlenir,

Nasıl bu esrar'ı Nebi

gizlenir,

Kapladı ufkumu nur'u

Muhammedi.

 

Sende ibretle bakarsan eğer,

Mutlak bulursun çok büyük değer,

Medine'de sırlar varmış meğer,

Kapladı ufkumu nur'u Muhammedi.

 

Hak

gizlendi aşikâr oldu o,

Gönüllerde

saltanat kurdu o,

Bu duyguları'da

verdi o,

Kapladı

ufkumu nur'u Muhammedi.

 

 

20 / 6 / 1990

Çarşamba MEDİNE

KIBLETEYN

Bir gün gittik kıbleteyn'e,

Bu hatırayı yadeyle,

Aç gözün temaşa eyle,

Gerçek kıblene yöneldin'mi?

 

Duruyordu Müslümanlar,

Yöneldi hıristiyanlar,

Hepsi Aksaya bakarlar,

Gerçek

kıblene yöneldin'mi?

 

İstiyordu Hazreti Rasul,

Müslümanlara bir fasıl,

Nihayet oldu hasıl,

Gerçek kıblene

yöneldin'mi?

 

Medine'de bir gün,

Belirlendi yeni yön,

Kazandı bu cami ün,

Gerçek

kıblene yöneldin'mi?

 

Bir ikindi namazında,

Yüce Mevla huzurunda,

Medine Nur pazarında,

Gerçek kıblene yöneldin'mi?

Fevellü vecheke denildi,

Yeni yön belirlendi,

Mü'min'ler neş'elendi,

Gerçek

kıblene yöneldin'mi?

 

Zannederim Dünya kıblen,

İstikametin belirlen,

Gafletle ne gelir elden,

Gerçek kıblene yöneldin'mi?

 

Mücadele et kendinlen,

Budur senden beklenen,

Yapılır mutlak gereken,

Gerçek

kıblene yöneldin'mi?

 

Dolaşma etraflarda,

Ne ararsın dünyalarda,

Kargaşa var olaylarda,

Gerçek kıblene yöneldin'mi?

 

Mutlak kıblesin bulan,

Varlığı Nur'la dolan,

Bu sırlı işe dalan,

Gerçek kıblene yöneldin'mi?

 

 

20

/ 6 / 1990

Çarşamba MEDİNE

RASUL'E İKİ

DEFA GELİNİR

Dinle kardeş sana diyeyim,

İşler acayip nideyim,

Bilmez oldum ben nerdeyim,

Resule iki defa gelinir.

 

Birini

derler Erenler,

Fena

firrasule girenler,

Varlıklarından

geçenler,

Rasule

iki defa gelinir.

 

Baktığı yerde onu görür,

Hep onun izinde yürür,

Nefsin defterini dürür,

Resule iki defa gelinir.

 

Rasulde

fani olur kişi,

Kendinden

değildir işi,

Kaplar

Muhammed'i güneşi,

Rasule

iki defa gelinir.

 

Bir zamanda böyle yaşar,

Sonra burayıda aşar,

Ordan fena fillâh'a geçer,

Resule iki defa gelinir.

 

Kalır

bir zaman fenada,

Daim olur bu huzurda,

Bulunur

fena fillah'da,

Rasule

iki defa gelinir.

 

Bilemez kişi kendini,

Doldurur da Hak bendini,

Artırır vahdet ilmini,

Resule iki defa gelinir.

 

İkide

döner dünya ya,

Sırdaş

olur Kibriya ya,

Benzemiş'tir

Mustafa ya,

Rasule

iki defa gelinir.

 

Davet eder çevresini,

Açar Hak'ka sinesini,

Bulur dertler çaresini,

Resule iki defa gelinir.

 

İşte böyle sayın kardeş,

Varlığından soyun yaklaş,

Nurıyle yıkan'da paklaş,

Rasule iki defa gelinir.

 

 

21 / 6 / 1990

Perşembe MEDİNE

ELVEDA MEDİNEM ELVEDA

Bizi nice yaşattın bağrında,

Meskûn olduk Harem civarında,

Unutamam seni hayatımda,

Elveda Medinem elveda.

 

Sabah

sel gibi akar Ravzaya,

Başlar

İnsan gönülden kazmaya,

Melekler

devam eder yazmaya,

Elveda

Medinem elveda.

 

Gözlerim çekti fotoğrafını,

Kaydedip her bir tarafını,

Dolanıp Ravzanın etrafını,

Elveda

Medinem elveda.

 

Kulaklarım

duydu tüm sesleri,

Almış

isek ne mutlu dersleri,

Doldurduk

orda boş kasetleri,

Elveda

Medinem elveda.

 

Kokularla doldu burnumuz,

Yerindeydi orda huzurumuz,

Çok sayıldı az yaptıklarımız,

Elveda Medinem elveda.

 

Göklere

çıktı niyazlarımız,

Kabul

olmuştur dualarımız,

Aşk

telinden çaldı sazlarımız,

Elveda

Medinem elveda.

 

Hakkını helâl et artık bize,

Uyduk o Rasulden kalan ize,

Hoşça kalın medineliler size,

Elveda Medinem elveda.

 

Gidelim

gelenlere yer kalsın,

Kardaşlar'da

nasibini alsın,

Her

gelen Peygamberi'ni bulsun,

Elveda

Medinem elveda.

 

Ya Nebi hem hâl oldun bizimle,

Geldik yanına çünkü izninle,

Dua edemedik hiç tazimle,

Elveda Medinem elveda.

 

Ey yüce

Peygamberim, Mustafa, S.A.V.

Eger

bizden çıktı ise hata,

Azmettik

işlemeyiz bir daha,

Elveda

Medinem elveda.

Elveda Peygamberim elveda.

 

22 / 6 / 1990

KAPINDA Cuma

Medine

Harem

Geldim huzuruna nihayet,

Rabbım eyliyerek hidayet,

Elimden geldiğince gayret,

Kapında havlayan kıtmirindim ya Rasulellah.

 

Geçti günler hep yavaş yavaş,

Gözlerimden akıyordu yaş,

Dalgalanınca bedende baş,

Kapında inleyen garibindim

ya Rasulellah.

 

Dağıtıldı Ravzada himmet,

Alan aldı öyle çok hikmet,

Başka yerden geleni terket,

Kapında bekleyen dilencindim ya

Rasulellah.

 

Boyun eğdim yoluna ezel,

Yapamadım görevi güzel,

Çektim'de belki biraz gazel,

Kapında azadsız kölendim ya

Rasulellah.

 

Naçar kaldım'da bazı bazı,

Çok eylerim'de belki azı,

Çalarak bam telinden sazı,

Kapında garip biçarendim ya Rasulellah.

 

Açtım elimi çok kereler,

Döküldü dilden kelimeler,

Böyle geçti çok seneler,

Kapında gariban duacındım ya

Rasulellah.

 

Sevmiş seni bu garib'de,

Bulundu nice gün haremde,

Yazarak elinde kalem'de,

Kapında yüz süren aşığındım ya

Rasulellah.

 

Coşturdun içimde cünbüşleri,

Dar geldi Medine sokakları,

Mamur ettin harapları,

Kapında öten bülbülün'düm ya

Rasulellah.

 

Gönül bahçenden bir aşı,

Gül oldum bülbüle karşı,

Senin kokun sardı arşı,

Kapında açan gülündüm ya Rasulellah.

 

Ziyaret ettik şükür sizleri,

Her tarafta'dır Rasul

izleri,

Lûtfuna mazhar ettin

bizleri,

Cümlemiz'den kabul eyle

ziyaretleri.

 

 

22 / 6 / 1990

HOŞÇA KAL YA RASULULLAH Cuma

Medine Harem

Duyura bildikse sesimizi,

Kıyamette arat izimizi,

Nurunla aç gözümüzü,

Hoşça

kal ya Rasulellah.

 

Hoş

gör gafletlerimizi,

Coştu içimizde aşk denizi,

Bağışla

sen bu çaresizi,

Hoşça

kal ya Rasulellah.

 

Gafletle geçti gündüzler,

Uykuyla geçti geceler,

Gönül ismini heceler,

Hoşça kal ya Rasulellah.

 

Ayrılmak

istemez gönül yardan,

Vakti

firaktır ne gelir elden,

Hasret

başladı daha bu günden,

Hoşça

kal ya Rasulellah.

 

Uzağında bulunsak bile,

Bize her dem himmet eyle,

Bizleri zaman zaman yadeyle,

Hoşça kal ya Rasulellah.

 

Boşalıyor

Ravza yavaş yavaş,

Nasıl

kalabalık müslim kardaş,

Hepsi'de

Muhammed'i yoldaş,

Hoşça

kal ya Rasulellah.

 

Oturdum seyr için son def'a,

Suçum oldu ise bağışla,

Biraz geri kaldım yarışta,

Hoşça kal ya Rasulellah.

 

Günahım

çok yüzüm kara,

Hatırla

ben'i ara sıra,

Hoş

gör bizi bakma kusura,

Hoşça

kal ya Rasulellah.

 

Son def'a yine geçtim önünden,

Göz yaşı sel oldu gözümden,

Ayrılamadım huzurundan,

Hoşça kal ya Rasulellah.

 

Sanki

Ravza geldi benimlen,

Belki

ben kaldım onundan,

Ayrılamadım

huzurundan,

Hoşça

kal ya Rasulellah.

Hoşça kal ya Rasulellah.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

 

 

 

 

 

 

24 / 6 / 1990

Pazar MEKKE

MEKKE'İ MÜKERREME

Göründü Mekke ışıkları,

Yanıyor ona aşıkları,

Artar hacıların telâşları,

Ah!.. Güzel Mekke güzel Mekke.

 

Dünya'da en eski makamsın,

Perdenin altından bakansın,

Bütün aşıkları yakansın,

Ah!.. Eski Mekke eski Mekke.

 

Bakanlar hep görmezler seni,

Görenler hep bilmezler seni,

Neler'de doldurmuş sineni,

Ah!.. Sırlı Mekke sırlı Mekke.

 

Çevren dönülür dualarla,

Gelmiş aklar'la karalar'la,

Dolmuşlar hepsi huzurlar'la,

Ah!.. Canlara can Mekke can

Mekke.

 

Mekke'nin incisidir Ravza,

Sende gelirsin bin niyazla,

Dolarsın mutlak yüz bin hazla,

Ah!.. Ravzalı Mekke Ravzalı Mekke.

 

İlk varlığın

Ademle A. L. başlar,

Senin için

dökülür yaşlar,

Hacılar şeytanları

taşlar,

Ah!.. Adem'li

Mekke Adem'li Mekke.

 

Cennetten indirildi ilk Kâ'be,

Adem Safi'ye olmuş bu hibe,

Daha gaflet edersin niye,

Ah!.. Kâ'beli Mekke Kâ'beli Mekke.

 

İsmailin

kaldı orada,

Zemzem'ini

buldu burada,

Daha neler

var sırada,

Ah!., İsmail'li

Mekke İsmail'li Mekke.

 

İbrahim A. L. şenledi orayı,

Taşa bastı güzel ayağı,

Kurdu orda gönül sarayı,

Ah!., İbrahim'li Mekke İbrahim'li Mekke.

 

Rasulellah'da

onda doğdu,

Müşrikleri

ordan kovdu,

Cenab'ı Hak

orayı övdü,

Ah!..

Muhammed'li Mekke Muhammed'li Mekke.

 

 

24 / 6 / 1990

Pazar MEKKE

KÂ'BE

Döner çevrende dalga dalga,

Senin aşıkların bir başka,

Döndükçe gelirler aşka,

Dön kardeşim dön dön ona.

 

Yanar yüreğin cayır cayır,

Kıvam'a gelir ağır ağır,

İçin dolunca çağır çağır,

Yan kardeşim yan yan ona.

 

Kan'a kan'a seyr et Kâ'be'yi,

Nasıl kurmuş bu abideyi,

Devr et hakkıyle harikayı,

Kan kardeşim kan kan ona.

 

Canlan hemen artık sende,

Dönerim seninle hep bende,

Uyan artık nerdesin nerde,

Can kardeşim can can ona.

 

Güllere benzersin dönerken,

Dumanın tütmez hiç sönerken,

Yavaş yavaş zem zem'e giderken,

Gül kardeşim gül gül ona.

 

Dağıtılır Kâ'be de lütuflar,

İnsan günahlarından hafifler,

Olurlar Melek'ten lâtifler,

Ol kardeşim ol ol ona.

 

Ara her tarafta ni'meti,

Yavaş yavaş al ehliyet'i,

Tamamlamaya bak ni'meti,

Bul kardeşim bul bul onu.

 

Kal kâ'be de epeyi zaman,

Bulursun belki Nur yaman,

Senin'dir elinde o kalan,

Kal kardeşim kal kal ona.

 

Hâl ehli sende olmaya bak,

Yazar senide deftere Hak,

Döne döne nefsini bırak,

Hâl kardeşim hâl hâl ona.

 

Sevgi ile dön

çevresi'ni,

At üstünden

gaflet örtüsünü,

Terkeyle

nefs dürtüsünü,

Sev kardeşim

sev sev onu.

 

 

26 / 6 / 1990

Salı MEKKE

İNSAN'I GÖR

Alemde varlığı temiz,

Haktan taşır gönlünde iz,

Ondaki sırrı bilseniz,

Adem olan İnsan'ı gör.

 

Okur öğretirse Hak'tan,

Çıkarır'sa karanlıktan,

Temizler'se dış kabuktan,

İdris olan insan'ı gör.

 

Tekne'i Nuh'a binersen,

Sahil'i aşk'a gidersen,

Dağ'ı Cudiye inersen,

Nuh'i olan İnsan'ı gör.

 

Kâ'beni sen kurmana bak,

Etrafında ışıklar yak,

Sırtına hulleri tak,

İbrahim olan İnsan'ı gör.

 

Başını kurb'an edecek,

Hak yakınlığa erecek,

Zem zem'ini çıkaracak,

İsmail olan İnsan'ı gör.

 

Yusuf'unu kaybedersen,

Uzaklığa düşersen sen,

Göz yaşını akıtırken,

Yakub olan İnsan'ı gör,

 

Evvel kuyuya atılan,

Sonra'da mısır'a satılan,

Nur'una nurlar katılan,

Yusuf olan İnsan'ı gör.

 

Fir'avn'u denize döken,

Ceddini Mısırdan söken,

Tur'da Tevrat'ı alırken,

Musa olan İnsan'ı gör.

 

Ölüyü bile dirilten,

Güç alır Ruhül Kudüs'ten,

Kovulan şehri Kudüs'ten,

İsa olan İnsan'ı gör.

 

Derununa

ermeye bak,

Saçlarına düşmeden

ak,

Ezelden

tertemiz ve pak,

Muhammed

olan İnsan'ı gör.

 

 

26 / 6 / 1990

Salı MEKKE

ABDULLAHLAR

Gelin ey Melekler Cinler,

Bakın canlar nasıl inler,

Haremde'ki güzel günler,

Dolmuş Abdullah'lar

Beytullah'a.

 

Gelirler hep oluk oluk,

Yüzü benizleri soluk,

Olurlar Allah'a konuk,

Dolmuş

Abdullah'lar Beytullah'a.

 

Kapılar'dan hep girilir,

Zem zeminden'de içilir,

Gönül haneye geçilir,

Dolmuş Abdullah'lar

Beytullah'a.

 

Erkence

gelmek gerekir,

Yavaş yavaş içeri gir,

Gönül hoşluğuna ir,

Dolmuş

Abdullah'lar Beytullah'a.

 

Namaz başlamağa doğru,

Gelir kullara uğuru,

İçerden duyarlar çağrı,

Dolmuş Abdullah'lar

Beytullah'a.

 

Yer bulmağa çabalarlar,

Yavaş yavaş yer açarlar,

Gözlerinden nur saçarlar,

Dolmuş

Abdullah'lar Beytullah'a.

 

Ezan okunmağa başlar,

Hazırlanır akan yaşlar,

Bir garipleşir bu işler,

Dolmuş Abdullah'lar

Beytullah'a.

 

İmam getirir tekbir'i,

Kullarda sürer takdir'i,

Öylece eyle Tahkik'i,

Dolmuş

Abdullah'lar Beytullah'a.

 

Namaz kılınır bir güzel,

Bu işler ezelden ezel,

Olanların hepsi güzel,

Dolmuş Abdullah'lar

Beytullah'a.

 

Gör muazzam abideyi,

Al verilen hediye'yi,

Vakti'ni değerlendir eyi,

Dolmuş Abdullah'lar Beytullah'a.

 

 

26 / 6 / 1990

Salı MEKKE

SİNE ÇAK

ANLAR BİZİ

Bir acayip hâldeyim,

Bilemedim kandeyim,

Benliğimi neyleyim,

Sine çak anlar bizi.

 

Başımda

esen yeller,

Koptu

cur'ada teller,

Aktı

gönülde seller,

Sine

çak anlar bizi.

 

Yangınım yangın yeri,

Ararım gönül eri,

Sönmez gözümün fer'i,

Sine çak anlar bizi.

 

Dağ

taşta esen yeller,

Kalkmaz

bigâne eller,

Toz

duman olmuş yollar,

Sine

çak anlar bizi.

 

Kalbim meyletsin Hakka,

Gerisini bırakta,

Ne bulursun firakta,

Sine çak anlar bizi.

 

Ölmeden

önce ölmek,

Nefsin

yolundan dönmek,

Evvel

parlayıp sönmek,

Sine

çak anlar bizi.

 

Aşk oduna yananlar,

Hak şarab'a kananlar,

Dar'u Ukba görenler,

Sine çak anlar bizi.

 

Boş

değildir hiç baksana,

Gönüllere

aksana,

Yan

Allah sevdasına,

Sine

çak anlar bizi.

 

Fena fillâh gelince,

Olur yerli yerince,

Kul yokluğa girince,

Sine çak anlar bizi.

 

Gayret'i

koma elden,

Bizi

atma gönülden,

Kokla

vuslat gülünden,

Sine

çak anlar bizi.

 

 

26 / 6 / 1990

Salı MEKKE

SEYREYLE

CEMALÛLLAH'I

Gönül aynan'ı temizle,

Dünya kalmasın özünde,

Hoş bulunduğun gününde,

Seyreyle Cemalûllah'ı.

 

İdrakle

temaşa eyle,

Bırak

gayriyi terk eyle,

Garipliği

hayreyle,

Seyreyle

Cemalûllah'ı.

 

Deme nedendir niçin'dir,

Bu günler senin içindir,

Bilirsen dünya geçittir,

Seyreyle

Cemalûllah'ı.

 

Bak

aleme ibret ile,

Gönüle

gir güle güle,

Ver

varlığını sen yele,

Seyreyle

Cemalûllah'ı.

 

Canlan canlan candan yana,

Duy sırları kana kana,

Aç gönlünü ondan yana,

Seyreyle Cemalûllah'ı.

 



faile'den'dir işler,

Bakarsan

gönlün genişler,

Semadan

ferşe inişler,

Seyreyle

Cemalûllah'ı.

 

İbret gözüyle temaşa,

Hak eksik işlemez, haşa,

Vurmadan kafanı taşa,

Seyreyle Cemalûllah'ı.

 



gözünü gör sırları,

Bırakıp

ayrılıkları,

Çek

ortadan varlıkları,

Seyreyle

Cemalûllah'ı.

 

Sen sende olmağa çalış,

Bir'i bir görmeğe alış,

Zor olur benlikte kalış,

Seyreyle Cemalûllah'ı.

 

Kalksın

gözlerinden perde,

Temaşa

eyle her yerde,

Aşıklık

varsa serde,

Seyreyle Cemalûllah'ı.

 

 

27 / 6 / 1990

Çarşamba MEKKE

KARŞIMDA MUHTEŞEM KÂ’BE

Nihayet vardık Mekke şehrine,

Şükr ettik Rabbul alemiyn'e,

Yaklaştık sevgili Haremine,

İşte karşımda muhteşem Kâ'be.

 

Dua etmek için durduk biraz,

Gönüller'de her dem bin bir

niyaz,

Durma gayret et yaz kalemim

yaz,

İşte karşımda muhteşem Kâ'be.

 

Çevrende tavaf ediyor canlar,

Bu öyle sırdır'ki ehli anlar,

İçlerinde var nasıl yananlar,

İşte karşımda muhteşem Kâ'be.

 

Beytül atik bir ismi'de

onun,

Anlarsan bak ona varır

yolun,

İnsandan gider ona bu yolun,

İşte karşımda muhteşem Kâ'be.

 

Selâm eder Hacer'ül Esved'de,

İade eder Rab ahiret'de,

Korkma çalış kalmassın firkat'te,

İşte karşımda muhteşem Kâ'be.

 

Yedi def'a dönüyor hacılar,

Her kes bir, dost analar bacılar,

Kimler kimi acaba hatırlar,

İşte karşımda muhteşem Kâ'be.

 

Sevenler sevgilisi ortada,

Yarab cemalin açık burada,

İdrak edip öyle dur huzurda,

İşte karşımda muhteşem Kâ'be.

 

Sanki gördüğüm o ezeli dost,

Pek yeni değil sırtımdaki

post,

Her makamda istediğim bu

kast,

İşte karşımda muhteşem Kâ'be.

 

Bu gün yaşım belki elli iki,

Aslında yedi bin elli iki,

İnsan ve Kâ'be kardeş ikisi,

İşte karşımda muhteşem Kâ'be.

 

Göz nurum görüyor

hep özünü,

Anlarsam bu

garibin sözünü,

Çok görme

bu neş'eli günümü,

İşte karşımda

muhteşem Kâ'be.

 

 

27 / 6 / 1990

Cumartesi MEKKE

SEYREYLE

CEMALİNİ

İnsan zuhurda'dır her yerde,

Mevlâ böyle dilemiş ezelde,

İdrak et kendini hemende,

Bak aynaya seyreyle

cemalini.

 

Deryalar

gibi için vardır,

Aklını

derinlere daldır,

Gafletleri

aradan kaldır,

Bak

suya seyreyle cemalini.

 

Kur'anda ifşa etti Mevlâm,

Al bu dünyadan'da biraz kâm,

Oku hecele yavaş cim lâm,

Bak

Kur'an'a seyreyle cemalini.

 

Hadisler'de

bildirdi Rasul,

Ha

gayret gayret asıl'da asıl,

Önünde

açılmış bir fasıl,

Bak

hadis'e seyreyle cemalini.

 

Ve ne fahtü dedi Hak sana,

Biraz da bu işe baksana,

Hadi gafletten soyunsana,

Bak ayete seyreyle cemalini.

 

Gönlüne

yönel nazargâhtır,

Hak'tan

fesemme vechullah'tır,

Cümle

girenler ehlûllahtır,

Bak

gönlüne seyreyle cemalini.

 

Özünü'de özlendir hemen,

Sofra'i Maide'den yemen,

Fayda vermez sonra ah demen,

Bak özüne seyreyle cemalini.

 

Sözün

irfan dilinden olsun,

Dinleyenler

hep ona kansın,

Boş olanlar

boş'una yansın,

Bak

sözüne seyreyle cemalini.

 

Yüzün Seb'ul Mesani'dir,

Gözünde irfan basirindir,

Mü'min mü'minin mir'atı'dır,

Bak yüzüne seyreyle

cemalini.

 

İnsan

habib olmuş Mevlâya,

Konmuş

defter'de baş sıraya,

Değer

ver sen bu harikaya,

Bak İnsan'a seyreyle cemalini.

 

 

27 / 6 / 1990

Perşembe MEKKE

UYAN ÇOK GEÇ

OLMADAN

Bir varmış bir yokmuş dediler,

Bunu niceler dinlediler,

Kendilerinde bulmadılar,

Uyan çok geç olmadan uyan.

 

Küçüktün

büyüdün durmadan,

Heba

ettin ömrü sormadan,

Nasıl

pişman oldun sonradan,

Uyan

çok geç olmadan uyan.

 

Gezersin böyle sokaklarda,

Ne aranırsın ufuklarda,

Yol gider yokuş bayırlarda,

Uyan çok geç

olmadan uyan.

 

Kendin

nazar eyle derinden,

Üzülüyor

ham kederinden,

Ecel

gelmiş ne gelir elden,

Uyan

çok geç olmadan uyan.

 

Evvel gidenleri bir düşün,

Oyalamasın seni düşün,

Çok fena olur sonra işin,

Uyan çok geç olmadan uyan.

 

Al

eline sen tesbih'i'ni,

Yay

bir'de güzel seccadeni,

Görüp

ALLAH'ın icadını,

Uyan

çok geç olmadan uyan.

 

Anan baban hepsi gittiler,

Sonra yavaş yavaş bittiler,

Neler ettilerse ettiler,

Uyan çok geç olmadan uyan.

 

Vaktiyle

alıp tedbiri'ni,

Duyup

ahret haberini,

İyi

seçerek yaren'i'ni,

Uyan

çok geç olmadan uyan.

 

Kendin, kendine kullan, kendini,

Çıkar boğazından kemendini,

Korkma yık varlık bendini,

Uyan çok geç olmadan uyan.

 

Durma

artık son yaklaşıyor,

Haşere

payın bekleşiyor,

Mirasçılar'da

üşüşüyor,

Uyan çok geç olmadan uyan.

 

 

28 / 6 / 1990

Perşembe MEKKE

ALLAH'IN ASKERLERİ

Ezan okunmazdan evvel,

Hazırlanır'lar bir güzel,

Böyle oluyordu ezel,

ALLAH'ın askerleri.

 

Oluk

oluk girenlerden,

Yad

ellerden gelenlerden,

Haberin

almış kimlerden,

ALLAH'ın

askerleri.

 

Tekbir'le başlar kumandan,

Ayağa kalkar o andan,

Yetişen olur sonradan,

ALLAH'ın

askerleri.

 

Hepsi

düzgünce sırada,

Şeytan

kalmaz arada,

İhtişam

var manzarada,

ALLAH'ın

askerleri.

 

Özle dinlenir hep Kur'an,

Geçilmez gafletle o an,

Yamandır manzara yaman,

ALLAH'ın askerleri.

 

Binlerce

er bir arada,

Ayakları

hep karada,

Sanki

yaşarlar havada,

ALLAH'ın

askerleri.

 

Hepsi durmuş huşu ile,

Yönetemez Kral bile,

Zor gelir bu haller dile,

ALLAH'ın askerleri.

 

Tek

komutu hepsi dinler,

Allahu

ekber'le yüz binler,

Her

hareketi düzenler,

ALLAH'ın

askerleri.

 

Kimseden bir isyan çıkmaz,

Mü'min'ler canların sıkmaz,

Kimseler gayre'de bakmaz,

ALLAH'ın askerleri.

 

Nasıl

bir ordu böyle, bu,

Dinlenir

Hakkın buyruğu,

Hepsi

birden çekerler hu,

ALLAH'ın

askerleri.

 

 

5 / 7 / 1990

Perşembe MEKKE

 

 

EHLİ İRFAN ARIYORUM

 

Bu dünya'da gezen Adem,

Bilirmi'ki nedir alem,

Evvel kendi kendin bilen,

Ehli irfan arıyorum.

 

Nerden

gelip gittiğinde,

Nasıl

neler ettiğinde,

Hak

yoluna girdiğinde,

Ehli

irfan arıyorum.

 

İnsanları hep tanıyan,

Gayrılara hiç bakmayan,

Dünya içine dalmayan,

Ehli irfan arıyorum.

 

Varlıklara

merhametli,

Hayatı

biraz zahmetli,

Hak

yolunda çok gayretli,

Ehli

irfan arıyorum.

 

 

 

Canlara canân olacak,

Kendini onda bulacak,

Sonradan baki kalacak,

Ehli irfan arıyorum.

 

Hak

yoluna hep götüren,

Gönülleri

dinlendiren,

Yediğini ballandıran,

Ehli

irfan arıyorum.

 

İdrak ile bilip gelen,

Beşer kabuğunu delen,

Kendini bir ayna eden,

Ehli irfan arıyorum.

 

Kendin'de

hep Hakkı bulan,

Gönül

deryasına dalan,

Varlığında baki kalan,

Ehli

irfan arıyorum.

 

Hakkın Nuruna gark olan,

Kelâmullah'a harf olan,

Alemlere rahmet olan,

Ehli irfan

arıyorum.

 

 

5 / 7 / 1990

Perşembe MEKKE

DEĞİŞTİ ELBİSESİNİ

Bir senedir giydiği,

Üzerinde durduğu,

Hacılar okuduğu,

Değişti elbisesini Zat'ı mutlak.

 

Yenilendi

yine libas,

Bu

oluştur hastan has,

Kalmaz

gönüllerde yas,

Değişti

elbisesini Zat'ı mutlak.

 

Bayram geldi Arifeyle,

Sen kendini arif eyle,

Bak Kâ'be'ye seyreyle,

Değişti elbisesini Zat'ı mutlak.

 

Yıkandı

güller suyuyle,

Selâmlandı

saygıyle,

Hazır

oldu varlığıyle,

Değişti

elbisesini Zat'ı mutlak.

 

Ne muhteşem andır o,

Eski tecellidir bu,

İçlerinden çekerler hu,

Değişti elbisesini Zat'ı mutlak.

 

Bilmem

kaç milyardır zuhur,

Son

tecelli'de buldu huzur,

Orda

irfaniyet hazır,

Değişti

elbisesini Zat'ı mutlak.

 

Tecellinin sonu oldu,

Elbisesi biraz soldu,

Erenler hayrete daldı,

Değişti elbisesini Zat'ı mutlak.

 

Yeni

örtü yeni tecelli,

Ne

getirir değil belli,

Maşuk

her zaman gayretli,

Değişti

elbisesini Zat'ı mutlak.

 

Numune-i alemdir o,

Zakane-i bilendir o,

Hakkın Beytullah'ıdır o,

Değişti elbisesini Zat'ı mutlak.

 

Sende

örtünü yenile,

Eski

yeni ver ele,

Yeni

tecelli ile zuhurda,

Değişti

elbisesini Zat'ı mutlak.

 

 

5 / 7 / 1990

Perşembe MEKKE

ARAFAT

TECELLİSİ

Arafat'a doğru nihayet,

Başladı evden seyahet,

Allah'dan cümle inayet,

Hacılar Arafatınız mübarek olsun.

 

Yöneldiğin

yer neresi,

Anlamaktır

tek çaresi,

Gönüllerin

Nur sûlesi,

Hacılar

Arafatınız mübarek olsun.

 

Nihayet vardık yerimize,

Huzur geldi içimize,

Dua düştü dilimize,

Hacılar Arafatınız mübarek olsun.

 

Nasıl

bir hali acayip,

Bilinmez

bir garaib,

Olmuşlar

her kes karaib,

Hacılar

Arafatınız mübarek olsun.

 

Gece geçti dualarla,

Türlü türlü hazlarla,

Cümle ihvan huzurlarla,

Hacılar Arafatınız mübarek olsun.

 

Sabah

oldu doğdu güneş,

Ruhla

nefis oldu eş,

Arafat

dağlarını eş,

Hacılar

Arafatınız mübarek olsun.

 

Öyle hoş bir tecellide,

Alıp götürdü benliği'de,

Unutup neyim kimliğide,

Hacılar Arafatınız mübarek olsun.

 

Çıktı

benden çün varlığım,

Kalmadı

beden darlığım,

Dost

bağına uğradığım,

Hacılar

Arafatınız mübarek olsun.

 

Beni bende bulamadım,

İsmim cismim anamadım,

Bu hallere kanamadım,

Hacılar Arafatınız mübarek olsun.

 

Nihayet

ezandan sonra,

Kesildi

tecelli o anda,

Tekrar

kendimi bulduğumda,

Hacılar

Arafatınız mübarek olsun.

 

 

6 / 7 / 1990

Cuma MEKKE

 

 

BİN VECD İLE

DÖNER TAVAF

 

Görmek istersen bir harika,

Kâ'be'de hemen çık terasa,

Görürsün alemde ne varsa,

Bin vecd ile döner tavaf derler Yarab af

af.

 

Bir

harika'yı mihverdir o,

Azameti

Kibriya'dır o,

Saltanat'ı

ilahi'dir o,

Bin

vecd ile döner tavaf derler Yarab af af.

 

Nasıl neden başladı bu iş,

Nerden nereye'dir bu dönüş,

Niye nereye bu sonsuz gidiş,

Bin vecd ile döner tavaf derler Yarab af

af.

 

Görmeyenler

onu bilemez,

Varmayanlar

ona dönemez,

Bilmeyenler'de

söz edemez,

Bin

vecd ile döner tavaf derler Yarab af af.

 

 

Öyle sonsuz kaç milyar dönüş,

Nelere değer bunu görüş,

Fezalara erer bu gidiş,

Bin vecd ile döner tavaf derler Yarab af

af.

 

Bir

sahne var büyük ortada,

Bir

maşuk nazlı en ortada,

Siyah

giymiş durur ayakta,

Bin

vecd ile döner tavaf derler Yarab af af.

 

Yavaş yavaş dönüşe doğru,

Girenlerin hep yanık bağrı,

Sanki herkes bir, kalmaz gayrı,

Bin vecd ile döner tavaf derler Yarab af

af.

 

Nasıl

müdhiş bir dönen seldir,

Sanki

döndüren hep bir eldir,

Dalga

dalga esen yeldir,

Bin

vecd ile döner tavaf derler Yarab af af.

 

Başlangıçtan beri bu dönüş,

Olmamıştır onda hiç duruş,

Gece gündüz su gibi akış,

Bin vecd ile döner tavaf derler Yarab af

af.

 

 

 

7 / 7 / 1990

Cumartesi MEKKE

HİRA

Seni nasıl tarif edeyim,

İdrakim çok zayıf nideyim,

Neler oldu sende hayretteyim,

Ah.. Nurlu Hira heybetli

Hira.

 

Civarında

sen en yücesin,

Az

daha göğe ereceksin,

Heybetli

çok azametlisin,

Ah..

Nurlu Hira heybetli Hira.

 

Sabah vakti ulaştık sana,

Çıktık zirvene yana yana,

Seyrettik seni kana kana,

Ah.. Nurlu Hira heybetli

Hira.

 

Rasulûn

nefesi sanki orda,

Sakin

olmuş çok zaman burda,

Bunları

düşün, az yan, durda,

Ah..

Nurlu Hira heybetli Hira.

 

Bütün Mekke görüş alanı,

Mevlâ tüm oldurmuş olanı,

Nasıl anlatayım kalanı,

Ah.. Nurlu Hira heybetli

Hira.

 

Harem'i

şerif'de karşıda,

Neler

vardır bu çarşıda,

Görecekmiş

gibi Arşı'da,

Ah..

Nurlu Hira heybetli Hira.

 

Uzun ibadetlerden sonra,

Nihayet Cibril geldi burda,

Ne sırlar getirdi hep orda,

Ah.. Nurlu Hira heybetli

Hira.

 

Manâdan

dünya'ya bir kapı,

Değişti

Rasulûn hayatı,

Anla

kardeşim hakikati,

Ah..

Nurlu Hira heybetli Hira.

 

İkra' dedi Hazreti Cibril,

Kur'andır bu önünde eğil,

Haktandır hepsi gayrı değil,

Ah.. Nurlu Hira heybetli

Hira.

 

Sende

Hira'nı Keşf edersen,

Türlü

sırlara erersen,

Peygamberini

yad edersen,

Ah..

Nurlu Hira heybetli Hira.

 

 

9 / 7 / 1990

Pazartesi MEKKE

UŞŞAKİ DEDİLER İSMİMİZE

 

Bu dünya'ya gelmiş sakinleriz,

Uşşaka can sunan sakileriz,

Hak'la Hak olan bakileriz,

Uşşaki dediler ismimize,

Rasuli Nur doldu cismimize.

 

Bazen

ederiz gönülde seyran,

Ehli

dil belki bize hayran,

Canânız

cümleye hep canân,

Uşşaki

dediler ismimize,

Rasuli

Nur doldu cismimize.

 

Kâlbi pak her an eder zikrini,

Açar Fettah ilmi, fikrini,

Arttırır Mevlâm hep feyzini,

Uşşaki dediler ismimize,

Rasuli Nur doldu cismimize.

 

Geyinip

fakir elbisesi,

Parlar

gönlümüzün Şulesi,

Okuruz

gönül hikâyesi,

Uşşaki

dediler ismimize,

Rasuli

Nur doldu cismimize.

 

Manâ alemidir seyrimiz,

Kalmadı alemde gayrimiz,

Hangimiz kul, Sultan hangimize,

Uşşaki dediler ismimize,

Rasuli Nur doldu cismimize.

 

(Levlâke)den

nasibimiz var,

Cümle

canlar oldu bize yar,

Dar gelir alem bizlere dar,

Uşşaki

dediler ismimize,

Rasuli

Nur doldu cismimize.

 

(Venefahtü) iftiharımız,

Bu sırlarla mestü hayranız,

Her zaman aşk ile kaynarız,

Uşşaki dediler ismimize,

Rasuli Nur doldu cismimize.

 

Suretimiz

bir garip Adem,

İçimizde

devranda alem,

Hoş

gör böyle dilemiş Mevlâm,

Uşşaki

dediler ismimize,

Rasuli

Nur doldu cismimize.

 

 

 

10 / 7 / 1990

Salı MEKKE

AÇMIŞ YÜZÜN

VECHİ BAKİ

 

(Fe eyne ma tüvellu fe semme vechullah)

Neler faş etti Hazreti Allah,

Çıkarır meydana zikrullah,

Açmış yüzün vechi baki,

Neler dağıtıyor saki.

 

Kâ'be'den

seyr eder hüccacı,

Kimseye

yoktur ihtiyacı,

Gönüldedir

Tüba ağacı,

Açmış

yüzün vechi baki,

Neler

dağıtıyor saki.

 

Hira'da bir başka güzellik,

Türlü zuhurda beraberlik,

Gönülde eder yarenlik,

Açmış yüzün vechi baki,

Neler dağıtıyor saki.

 

Arafatta

arifliği var,

Beyazlarla

zarifliği var,

O sıcak

günü eyler bahar,

Açmış

yüzün vechi baki,

Neler

dağıtıyor saki.

 

Tavafta dönendir tek bir, olan,

Arada nedir'ki var olan,

Nedir elinde zatından kalan,

Açmış yüzün vechi baki,

Neler dağıtıyor saki.

 

İkiliği

almış aradan,

Çekmiş

perdeyi yaradan,

Pişman

olmayalım sonradan,

Açmış

yüzün vechi baki,

Neler

dağıtıyor saki.

 

Varlığı doldurmuş alemi,

Seyrettiğin aceb gayrimi,

Burası gurbetlik yerimi,

Açmış yüzün vechi baki,

Neler dağıtıyor saki.

 

Sende

ara seni, sende bul,

Kalmayasın

sadece bir kul,

Sende

vardır ona giden yol,

Açmış

yüzün vechi baki,

Neler

dağıtıyor saki.

 

 

 

10 / 7 / 1990

Salı MEKKE

BİLMEDİLER

CÜMLE GAFİLÂN

 

Bu dünya'ya gelen kimse,

Oturmuş kalmış mahbeste,

Tutmuş yolunu aheste,

Bilmediler cümle gafilân,

Nedir bu hane'i viran.

 

Gâh

benlikte gâh senlik,

Gâh

senlikte gâh benlik,

Vardır

arada ikilik,

Bilmediler

cümle gafilân,

Nedir

bu hane'i viran.

 

Kimi tutmuş malım der,

Kimi doymaz yer'de yer,

Kimi huysuz der'de der,

Bilmediler cümle gafilân,

Nedir bu hane'i viran.

 

Kendini

bilmeyince,

Gönlüne

ermeyince,

Aşk şarabı

içmeyince,

Bilmediler

cümle gafilân,

Nedir

bu hane'i viran.

Dolaşırlar uzak uzak,

Kurulu her taraf tuzak,

Evde olur güya kazak,

Bilmediler cümle gafilân,

Nedir bu hane'i viran.

 

Yaş

olmuş altmış yetmiş,

Sonun'da

tüm gücü gitmiş,

Hepsini

kendine etmiş,

Bilmediler

cümle gafilân,

Nedir

bu hane'i viran.

 

Bir sürü boş kargaşa,

Su katılır pişmiş aşa,

Neler gelir sonra başa,

Bilmediler cümle gafilân,

Nedir bu hane'i viran.

 

ALLAH

korusun bizleri,

Gayretlendirsin

sizleri,

Silinmez dünya izleri,

Bilmediler cümle gafilân,

Nedir

bu hane'i viran.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

 

 

 

 

 

 

 

 

HACCIN RÜKÜNLERİ

1 — Akit.

2 — Elbise çıkarmak.

3 — Temizlenmek.

4— İhram giymek.

5 — Telbiye etmek.

6 — Harem'e girmek.

7— Mekkeyi görmek.

8 — Mescidil Harem'e girmek.

9 — Ka'beyi görmek.

10 — Üç def'a koşmak.

11 — Dört def'a yürümek.

12 — Hacerul Esved'e elini sürmek.

13 — İki rek'at namaz kılmak.

14— Safaya çıkmak.

15 — Hervele etmek.

16 — Merve'de durmak.

17 — Arafat'a çıkmak.

18 — Müzdelifeye gitmek.

19 — Meş'are koşmak.

20 — Minaya gitmek.

21 — Kurb'an kesmek.

22 — Şeytan taşlamak.

23 — Ziyaret etmek.

24 — İhlâl etmek.

25 — Veda etmek.

24 / 6 / 1990

Pazar MEKKE

HACC GERÇEKLERİ

Hacca gitmek isteyen kişi,

Niyyet etmektir ilk işi,

Coşar mecnun olur başı,

Kaç olursa olsun yaşı.

 

AKİD niyyet gerekir baştan,

Gitmeğe bak genç yaştan,

Ekmeğini çıkarıp taştan,

Geri bıraktırmasın şeytan.

 

Niyyeti'ni halis eyle,

Sohbetini kes gayriyle,

Hedefi'ni düzelt hayrile,

İşe başla usulüyle.

 

Önce terk et senliği'ni,

Kes nefsinde benliği'ni,

Azar azar ver günlüğünü,

Tut verilen öğüdünü.

 

Zatından zatına yönel,

Ef'ali'ni bırak bir güzel,

Esmanı'da terk et tezel,

Sıfatı'nı alsın yadel.

 

SOYUNMAK lâzım varlığından,

Çıkamaz nefs kabuğundan,

Üzülürsen ayrılığından,

Çözülemezsin bağlarından.

 

Elbise'ni çıkardın ise,

Düşmeyesin sakın sen ye'se,

Kulak ver Hak'tan gelen sese,

Faydası olur bak herkese.

 

Dünyan seninde bir

hayel'dir,

Gaflet'de onun içinde'dir,

Vaktiyle soyunmak gerektir,

Korkma sen bu gerçek

erliktir.

 

At başından sevdası'nı,

Anla artık hatası'nı,

Çek Eren'ler kopyasını,

Ödeme faturası'nı.

 

Elbise değil çıkarmak,

Sadece üstünden atmak,

Bütün varlığı'nı yakmak,

Hepsinden bir ibret almak.

 

 

 

TEMİZLENMEK lâzım önce,

Bu da bilinir her kesçe,

Gusûl al hemen güzelce,

Sırlar gelir ince ince.

 

Beden temizlemek kolay,

Fakat için ister kalay,

Nefsi'ne çektirme halay,

Yazık olur sana vay, vay.

 

Beşer düşünce'ni terk et,

Senden isteneni derk et,

Arada olanı fark et,

Boşa geçene esef et.

 

Duyguların at başından,

Nefsin yemesin aşından,

Al ver yokluk çarşısından,

Kaçma nefsin karşısından.

 

Değişmen gerek bu halle,

Gayret et dersi'ni belle,

Dualar söyle bu dille,

Anlaşılır gerçek ille.

 

 

İHRAM Değildir beyaz bez,

Ondaki inceliği sez,

Giyince dikkatlice gez,

Varlığı'nı gafletten çöz.

 

İhram bak iki parça'dır,

Biri RİDA diğeri İZAR'dır,

Bunları sarmak biraz zordur,

Nefsi'ni bak çabuk oldur.

 

RİDA Azameti'dir Hak'kın,

Hele bir idrak et yakın,

Onu bir bez, sanma sakın,

Haliyle süslenerek, takın.

 

İZAR Kibriyasi'dir Hak'kın,

Bu sırra hep iyi bakın,

Nefisten kalanı yakın,

Kibriya halini takın.

 

Azamek Kibriya hali,

Bırakırsan kıl'u kal'i,

Olursan eğer musalli,

İhram giymişin'dir vallahi.

 

 

 

25 / 6 / 1990

Pazartesi MEKKE

 

TELBİYE etmeye başla,

Bu söylenir gözü yaşla,

Kırıp yak nefsi'ni haşla,

Bu işler olmaz tıraşla.

 

LEBBEYK Denildiği zaman,

Nefsi'ne aman verme, aman,

Dikkat et olursun duman,

Bu gidiş yaman'dır yaman.

 

Söylenir her an birlikte,

Ne bulunur ikilikte,

Gerek sen gerek benlikte,

Anlar işi fakirlik'te.

 

LEBBEYK karşılığını al,

İşleri tefekkür'e dal,

Her zaman ele geçmez hâl,

Olmayasın gafil edâl.

 

(ŞEHİDELLAHU ENNEHU)

Karşılığı'dır böyle hu,

Anlaşılır ne olduğu,

Bu dur ALLAH'ın buyruğu.

 

MEKKE'yi görünce hemen,

Hak sofrasından'da yemen,

Varlığı'na orda sinen,

Yakınlığı lâzım bilmen.

 

ALLAH'ın yakınlığı'na er,

Gerekse dahi vermek ser,

Nasıl bulunur böyle yer,

Gerçeğini ver mevlam ver.

 

MEKKE MEKKE eski MEKKE,

Varlığına bir şey ekle,

Gördüğün şeyleri tekle,

Doğan lütuflar'ı bekle.

 

Hakkal yakıyn hali gelsin,

Gönül muradı'na ersin,

Nefsi'ni yerlere sersin,

Dikkat et sende emirsin.

 

Hakkal yakıyn'e ermeğe bak,

Böyle istiyor Cenab'ı Hak,

Al eline çerağ'ı yak,

Boynuna sevgi halkası tak.

 

 

28 / 6 / 1990

Perşembe MEKKE

 

HAREM'e girmeğe çalış,

Gönlünde olur açılış,

Olurmu? bunlardan kaçış,

Nasıl olur rahmet saçış.

 

Mahrem sınırı belirle,

Bunlar bilindi emirle,

Hepsi'de yerli yerinde,

Pahası yok değerinde.

 

Gayrıdan hemen uzaklaş,

Gönül dostlarına yaklaş,

Bulduğunu sev kucaklaş,

Nurlanarak yanıp paklaş.

 

Sınırdan geçmesin gayrı,

Çünkü sana olmaz hayrı,

Gönüldeki bahtiyar'ı,

Sakın komayasın ayrı.

 

HAREM HAREM niye haram?

Kapanıyor artık yaram,

Aydınlık oluyor karam,

Aç sine'ni güzel HAREM.

 

MESCİD'il HAREM'e girmek,

Hakkâl yakıynliğe ermek,

Kendiliği'ni fark etmek,

Gayriliği'de terk etmek.

 

HAREM içi olur sahan,

Dışardan olmassın yaban,

Ruhlarından miras alan,

Ahirete budur kalan.

 

HAKKA mahrum ol sende, bir,

Gönül alemine hep gir,

Nefsin defteri'ni dür,

Gemi'i can'ı bahre sür.

 

Mescid'il haram'e giren,

Bütün haramlardan geçen,

Kendine güzel'i seçen,

Baştan ne çileler çeken.

 

Sınırları'nı aşmayan,

Nefsine doğru taşmayan,

Gayrilere bulaşmayan,

Ne güzeldir şaşırmayan.

 

 

 

KÂBE'yi GÖRMEK ne güzel,

Ona doğru hemen yö'nel,

Ehlinden alıp bir el,

Ak, kuruma, ol yüce sel.

 

Kâ'beyi görüp et dua,

Oldurur yalvar ALLAH'a,

Ziyaret eyle bir daha,

Bu hale biçilmez paha.

 

Kâ'be'de çok hakikat var,

Hak'ka olmak istersen yar,

Geniş tut gönlü olmasın dar,

Hakkal yakiyn manayı sar.

 

Kâ'be kemâl naz makam'ı,

Bulunur içinden bakan'ı,

Sökerken varlık yakan'ı,

İdrak eyle canân'ını.

 

Örtüsü sırlıdır niye,

Verir sana'da hediye,

Bak güzelce Vechi Bakiye,

Esir olmadan hakiye.

 

 

ÜÇ DEF'A KOŞUP tavafta,

Gidersin sen beytullahta,

Dönenler'de ahta vahta,

Hemen kır kalma kabukta.

 

Birinci turda uzaklaş,

Nefsi emmare'den paklaş,

Özüne az daha yaklaş,

Yavaş yavaş biraz aklaş.

 

İkinci turda'da hızlan,

Koşarak sende, olandan,

Levvameyi'de bulandan,

İstifade et kalandan.

 

Üçüncü turda hareket,

Gelir sana'da bereket,

Mülhimeden'de ilham et,

Yolda kalma gayret et.

 

Üç def'a hızlı giderek,

Az olsun gayret ederek,

Dönmeyi sürdür severek,

Kendini idrak ederek.

 

 

 

29 / 6 / 1990

Cuma MEKKE

 

Dört def'a yürü tavafta,

Düşünerek Beytullah'da,

Değişir mevzu bu bab'da,

Dikkat et huzurullahda.

 

Mutmainne'de huzurlan,

Bak elinde nedir kalan,

Bi huş çevresin'de dolan,

Nur'una nurlar katan.

 

Radiye'de rızan artar,

Terazi bunu zor tartar,

Gayrılık aradan kalkar,

Yakın varlığını sarsar.

 

Merdiye'de hak rızası,

Yerine gelir kul arzusu,

Er kazanır hak ordusu,

Olurlar Nebi uydusu.

 

Safiye'de saflaşırsın,

Gönülde berraklaşırsın,

Arş'a kadar ulaşırsın,

Hak'kın Nur'unu taşırsın.

30 / 6 / 1990

Cumartesi MEKKE

Hacerul Esved'e el sür,

Gayriler

defterini, dür,

Duada

sesin çıksın gür,

Hür

olmaya bak kardeş hür.

Hacerul esved bir taştır,

Tavafta gözler hep yaştır,

Dönmeye hacer bir baştır,

Anlayanlar kaçta kaçtır.

Hacerul

esved tavafta,

Selâm

edilir her şavtta,

Dua

olur Rabbena'da,

Bulur

kendi'ni fena'da.

Hacerul Esvet'te can var,

Hacılar ona dalar'lar,

Sevgisiyle hep dolarlar,

Bunlar'dır gönül alanlar.

İbrahim'e

A.L. bir hediye,

Çıkmıştı

Ebu kubeys'e,

Rastladı

Hacerul Esved'e,

Aldı

getirdi HAREM'e.

Hacerul Esved'i selâmla, --

Allah'ı selâmlamaktır,

Cennet nimeti'ni tamamla, -- Güven duygusunda olmaktır,

Gönlünde sende ferahla, -- Kendisi paktan paktır,

Rabbinin nimeti'ni an'da, -- Bu oluşlar hepsi Haktır.

 

 

3 / 7 / 1990

Salı MEKKE

İki rek'at namaz kılmak,

Kendini iyi tanımak,

Rabbından bir çok şey almak,

Kendi'ni iyi tanımak.

 

Birinci'de fena fillâh,

Dersin sende böyle illâh,

Kılarsan namazı Lillâh,

Olursun Arif'i billâh.

 

İkinci'de baka billâh,

Lütf eder Hazreti ALLAH,

Bu işler başkadır vallah,

Korkma başla de bismillâh.

 

Birinde oku Kâfirun,

İkide ihlâs'la durun,

Harman'ı yele savurun,

Beşer hükmü'nü durdurun.

 

İki rek'at namazın'la,

Gelirsin türlü hazzınla,

Uğraşmışsın boğazınla,

Gözünü hemen aydınla.

 

 

Safa'ya çıkmak gerekli,

Bu iş oldukça emekli,

Yapılar'da hep sürekli,

Gayret lâzımdır yürekli.

 

Safa'da safa hali var,

Gönülde sen bulursun yar,

Bedenin öyle gelir dar,

Çıkarsan hep olur bahar.

 

Safa'ya sen çıkmaya bak,

İçinde'ki çerağ'ı yak,

İmdad eder sana'da Hak,

Tepeye Bayrağı'nı tak.

 

Safa'da bu gün safilen,

Çıkma oraya gafilen,

Böylece gönlünü bilen,

Odur Hak'kı bulup giden.

 

İnme bu hâlden aşağı,

Beline tak dost kuşağı,

Olursun gönül aşığı,

Parıldar Hakkın ışığı.

 

 

 

Hervele olur saiy'de,

Dualar okur diliyle,

Güçler gösterir eliyle,

İşler gelişir haliyle.

 

Mervele kudret işharı,

Bulur gönlünde baharı,

Yeri'dir Ruhlar diyarı,

Olur cümlenin bahtiyarı.

 

Hervele kudret işharı,

Orayı'da görmelisin,

Gaflette isen delisin,

Sen hakkı'nı vermelisin.

 

Merve'de Mürüvvet hali,

Kalmaz insan'ın boş kali,

Gelir hep Nur'i İlâhi,

Önünde derya sahili.

 

İner kâlbine Sekinet,

Gördükleri'ne hayret et,

Geri kalmadan gayret et,

Gücünü iyice sarfet.

 

 

Merve'de bulursun huzur,

Hak rızası sende hazır,

Bakarsın Kâ'beye nazır,

Daim olur sende huzur.

 

Haliyle hallen orada,

Gayriler kalmaz arada,

Daha neler var sırada,

Sabit kadem ol burada.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

4 / 7 / 1990

Çarşamba

MEKKE

 

ARAFAT'a gelir sıra,

Başlar Hacı hazırlığa,

Son verir bütün varlığa,

Uğramaz olur darlığa.

 

Arafat irfanlık işi,

Arif olur bilen kişi,

Kaç olursa olsun yaşı,

Temizlenir içi dışı.

 

Arafat nasıl bu hayat,

Gayret et nefsi'ne dayat,

Kalmasın at, eski bayat,

Kaldır başın göğe boy'at.

 

Arafatta var çadırlar,

Anlatmaz bunu satırlar,

İnsan aklını alırlar,

Sonra olanı hatırlar.

 

Arafat bir yücelik iş,

Nasıl olurmuş ilk geliş,

Mahşerde tekrar diriliş,

Bu günden olur beliriş.

 

Gece ayrıl Arafattan,

Yola çıkar her taraftan,

Can sıkılır yolculuktan,

Sıyrılır insan kabuktan.

 

Müzdelife'ye gelinir,

Arabalar'dan inilir,

Namazlar hemen kılınır,

Taşlar bir güzel toplanır.

 

Müzdelife'de zikret Hak'kı,

Zikr eder o muhakkak'ki,

Bu işleri iyi bil ki,

Değer'dir anla yeter ki.

 

Meş'aril Haram orada,

Buluştu onlar burada,

Perde kalmadı arada,

Zikir zakir bir arada.

 

Ruhun'la Nefsin buluşsun,

Güzelce hemen uyuşsun,

Hürden olmağa çalışsın,

Yalnız olmağa alışsın.

 

 

 

MİNA'ya doğru devam et,

Bak verilir neler nimet,

Şükrane ol sende yadet,

Sonuna doğru gayret et.

 

Temenni'ne hemen ulaş,

Gönül aleminde dolaş,

Hak saltanatı'na yaklaş,

Kendinden çıkarak paklaş.

 

İnsan bulur umduğu'nu,

Unutmasın sunduğu'nu,

Hazırlasın sandığı'nı,

Toplar bütün yaptığı'nı.

 

Mina'da sen biraz dinlen,

Zikri bırakma gönülden,

Oku Kur'anı Kerimden,

Al haberi'ni yerinden.

 

Mina'da an, boşa geçmez,

Hak herkesi böyle seçmez,

Devam et işler hiç bitmez,

Çok çalış sen günler yetmez.

 

 

 

Bu işin daha sonrası,

Kurb'an kesmektir sırası,

Sende kalır hatıra'sı,

Boştur hep cümle gayrı'sı.

 

Kurb'an kestirir hacılar,

Sabr eder hacı bacılar,

Büyük mükâfat alırlar,

İçinde huzur bulurlar.

 

İçinde'de lâzım kesmek,

Nefsini yatırıp ezmek,

Gönül alemi'ni gezmek,

Şeytan hilesi'ni sezmek.

 

Kaldır tümden benliği'ni,

Çıkar gerçek senliği'ni,

Giyip vahdet gömleği'ni,

Bilesin sevildiği'ni.

 

İşler'i zahir batın eyle,

Güzel bildiği'ni söyle,

Lüzumsuzu ayırd eyle,

Kesip ülfet'i gayriyle.

 

 

 

Haydi şeytan taşlamaya,

Yatır nefsi haşlamaya,

Nerden iste başlamaya,

Yürü hızlan koşmaya.

 

Geldin'mi? büyük cemreye,

Taşlan atma gayriye,

Yolla şeytan'a hediye,

Nasıl girmiş bu vadiye.

 

Sonra üçüne'de yaklaş,

Güçlü olsun attığın taş,

Kalmasın hiç gözünde yaş,

Olmaya bak sende bir hoş.

 

Küçük orta büyük şeytan,

Korkmadı'mı hiç Allah'dan,

Ayırdı cümleyi yardan,

Ne kaldı sana bu kârdan.

 

Sakın uyanmasın artık,

Bozgunculuğundan bıktık,

Onu bir dolaba tıktık,

Huzursuz etmesin artık.

 

 

 

ZİYARET eyle Kâ'beyi,

Alırsın sen hediye'yi,

Coşar insan'ın yüreği,

Budur oluşun gereği.

 

Kendi'ni bul ziyarette,

Kalmassın hiç dalâletde,

Biraz daha sen gayretle,

Dolarsın hep muhabbetle.

 

Ziyaret eyler gönlü'nü,

İnkâr etmez gördüğü'nü,

Bayramda eder düğünü,

Nihayet çözer düğümü.

 

Örtü içinde gizlenir,

Başkaların'dan izlenir,

Her kes hep ona seslenir,

Örtüsü ile süslenir.

 

Bunlar bir acayip iştir,

Öyle dehşetli geliştir,

Varlığın sonsuz geniştir,

Gerçek haline dönüştür.

 

 

İHLÂLLE kalkar yasaklar,

Bozulur türlü tuzaklar,

Yakındır artık uzaklar,

Bu işler ne sırlar saklar.

 

İlk yaşamı'na dönersin,

Nefsin'e püf der sönersin,

Türlü sırlara erersin,

Hürsün hürlükle gezersin.

 

Kalkınca yasaklar senden,

Zarar gelmez giden'den,

Nefsini bir kul edenden,

Olur o güzel, güzelden.

 

İhlaldeki bu sırları,

Pek anlamaz bazıları,

Eksik etme niyazları,

Bulursun türlü hazları.

 

Helâl'i koru helâlle,

Önündeki istikballe,

Uğraşma hiç yadellerle,

Bakıp sonunu seyreyle.

 

 

 

10 / 7 / 1990

Salı MEKKE

 

Veda günüdür artık bu,

Nasılda geçti kardeş hu,

Anlayamadık doğrusu,

Mevlâdan hep hayırlısı.

 

Elveda büyük Mekke,

Oldun görkemli tekke,

Geldik sana hasretle,

Gidiyoruz hasretle.

 

Dinmedi iştiyakımız,

Nur doldu haki pakimiz,

Neler neler aldığımız,

Çok zor oldu kazancımız.

 

Bizi bağrında, besledin,

Huzurumuzu istedin,

Gönlümüzü temizledin,

Nurlarla güzel süsledin.

 

Sana minnet borcumuz var,

Hep bizlere oldun yar,

Kazandır'dın çokça kâr,

Bizi unutma hoşça kal.

 

Veda sırası Kâ'be'de,

Geldik edeb ede ede,

Hasretle doluyuz sadece,

Dönüyoruz sessizce.

 

İçimizde kaynıyor kazan,

Böylece yazmış yazan,

Dök günah'ı misli hazan,

Var'mı? bu oyunu bozan.

 

Hacer-ül Esvede selâm,

Ulaşır Hakka vesselâm,

Hep dua'dır sözde kelâm,

Okunur durur elif lâm.

 

Nasıldır dosttan ayrılık,

Yakar bizi gayrılık,

İçimizde ılık ılık,

Başımızda bir sarhoşluk.

 

Son def'a baktım o güzel'e,

Selamladım çok özlemle,

Bir daha zor geçer ele,

Dönüyoruz vatan ile.

 

 

 

 

3 Temmuz 1990

MEKKE

 

 

GELDİM

 

 

Gönlümdesin, Kâ'bene geldim.

Hamd ile senaya geldim.

Kesrette vahdeti bulup,

Haccımı ifaya geldim.

SULTAN

ANA

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

4 Temmuz 1990

DÖNÜŞÜM

MEKKE

YA ALLAH YA ALLAH LA İLAHE İLLALLAH

İNSAN dönüyor, TAVAF dönüyor

MEKKE dönüyor, KÂBE dönüyor

 

Dönüyor dönüyor ZİKİR ediyor

Dönüyor dönüyor ŞÜKÜR ediyor

 

CAN dönüyor, CANAN dönüyor

BAŞIM dönüyor, GÖNLÜM dönüyor

 

Dönüyor dönüyor ZİKİR ediyor

Dönüyor dönüyor ŞÜKÜR ediyor

 

MEVLANA dönüyor, ŞEMS dönüyor

YILDIZ dönüyor, GÜNEŞ dönüyor

 

Dönüyor dönüyor ZİKİR ediyor

Dönüyor dönüyor ŞÜKÜR ediyor

 

DÜNYA dönüyor, AY dönüyor

KUBBE dönüyor, ZERRE dönüyor

 

Dönüyor dönüyor ZİKİR ediyor

Dönüyor dönüyor ŞÜKÜR ediyor

YA ALLAH YA ALLAH LA İLAHE İLLALLAH

SEFER

İNAL