Skip to Content

Ya Nasreddin Hoca olmasaydı!

Zeyneh Azize Su / Milli Gazete

Doğumunun 800. yıldönümünde Nasreddin Hoca Özel Sayısı hazırlayan Yeni Dünya dergisi yayın yönetmeni Mahmut Bıyıklı ile Nasreddin Hoca üzerine konuştuk.

*Sizce millet olarak Nasreddin Hoca’yı hakkıyla tanıyor muyuz?

- Hoca Nasreddin, nice makam dostu gibi kâinat mülkünde Mülkün Sahibi’nin hükmünün cari, muhteşem nizamının kaim olması için direnen bir anıt şahsiyettir... Bu ulu şahsiyet Allah-u Teala’nın emir ve yasaklarını latife üslubu ile insanlığa öğreten usta bir eğitimcidir.

Ama onun bu yüzünü hakkıyla tanımıyoruz. Mükerrem insanın portresinden çok karikatürünü çizmeyi esas alan, bâtıl zihniyetlerden sirayet etmiş bir tarih anlayışını benimsemiş durumdayız çünkü. Hak adamlarını bâtıl kafalar anlatıyor dünyaya birkaç asırdır… Dolayısıyla da insanlığın örnek edineceği anıt şahsiyetlere rastlamak güç oluyor kitap satırlarında. Akademik zekâların kaldıramadığı muhteşem iman zekâsına sahip nice eylem adamı gayb erleri, bugün sevenlerinin sadırlarına çekilmiş bulunuyor.

"Modern insan köksüzdür ve bütünlüğünü kaybetmiştir" diyor Jung. Bugün sosyal bilimlerle ilgilenmek isteyenlere düşen büyük bir mes’uliyetten bahsedebiliriz: Fizik âleme Yaratıcısı tarafından öğretilmiş bilgi ve bilinçle irtibatlı ve uyumlu nazariyeler geliştirmek suretiyle kişi ve toplum olarak insanın huzur ve mutluluğuna katkıda bulunmalıyız…

*Bugün düşündüğümüzde ya Nasreddin Hoca olmasaydı?

- Ya olmasaydı" diye düşünmek takdire rabıtası tam olan Müslüman için pek tercih edilen bir düşünce tarzı değildir. Bunu özellikle söylemek isterim. Allâh Teala, olması gerekenleri Bilen ve Oldurandır. Fakat kadirşinaslık ve şükrün ifası açısından bazı kere "Ya olmasaydı" tefekkürü, Müslüman zihni için "elhamdülillah" zikrine götüren bir kapı aralayabilmektedir.

O sebeple millet olarak irfan tarihimizde bir Hoca Nasreddin olmasaydı, insanlığın müsamahasız, hoyrat, katı kalpli yürüyüşünün yer yer nüksettiği coğrafyalarda, İslâm’ın güzel yüzünün, güler yüzünün yansımalarından bir parıltı, bir nur halesi eksik kalırdı herhalde. Kainatı ibretle tefekkür eden, kalb gözüyle gördüğünü gönül diline çeviren "ûlü‘l-elbâb’dan bir göz, bir kulak bir ulu yürek eksik kalırdı. Bize nefsimizin ihlâssız, riyaya gömülmüş hasis, mütekebbir, zalim yönlerine gülmeyi ustaca öğreten mutedil, müsamahalı, ehl-i hikmet dâhi bir muallimden mahrum kalırdık… Ve insanlık, Cenâb-ı Hakk’ın "El-Latîf" esmasının bu muhteşem tecellisine şahid olamazdı belki de…

*Siz Nasreddin Hoca’nın tasavvufi yönüne özel vurgu yapıyorsunuz. Hocanın irfan anlayışından bahseder misiniz?

- Hoca Nasreddin’in irfan anlayışı, Müslüman Türk toplumunun hayat görüşünün teksif edilmiş şeklidir. Hoca, gerçek hayatın meselelerini yine bu hayatın gerçekleriyle çözer. Her meseleye hızlı ve meselenin özelliğine uygun çözümler bulur. Çünkü hayat hızla akar ve dönüşü yoktur. Mülkün Sahibi’nin intizam verdiği hayat, acil, esnek ve inandırıcı çözüm ve ifadeler gerektirir. Gerçek hayatta sürekli mutluluk ve başarı yoktur. Müslüman bilinç yapısı için dünya, bir imtihan ve mihnet âlemidir. Daha üst bir âleme geçebilmek için bir köprüdür. Fıkralar insan hayatının kesitlerini değil, bütününü konu edindiği için insanın kendisi ve çevresiyle ilgili aksaklıkların daha rahat takip edilmesini sağlar. Dolayısıyla, Müslümanlık şuuruna uygun olarak, her an uyanık, hayatın tabii akışıyla uyum içinde, akıllı, becerikli, zamana ve zemine uyma esnekliği gösterebilen bir insan tipinin telkinini yapar. Hoca Nasreddin, hayatın tabii akışı içinde sıkıntıları çözerken tefekkür, tedebbür, tahayyül ve taakkul suretiyle "anlama"nın bütün mertebelerine tırmanır. İnsanı ve hayatı anlamak ile insani zaaflara aynı anda katlanmanın ayrılmazlığını ibretle vurgular. Ve bu zıtlıklar âleminde, bu keşmekeş içinde nasıl mutlu ve huzurlu olunacağını gösterir.

*Nasreddin Hoca’yı tasavvuf öncüsü olarak mı görüyorsunuz?

- Hoca Nasreddin, Anadolu’nun Müslümanlaştırılmasında tebliğ ile vazifeli, âlim bir mürşid-i kâmildir. Asur, Pers, Roma sair kültür ve inanç kalıntılarının tortulaşarak kirlettiği Anadolu gölüne Yüce İslâm mayasını çalmakla vazifelendirilmiştir. Cahil, inatçı zevk düşkünü nefisler toplumundan, sabır tevekkül ve mücahede ile bir ruh ordusu şekillendiren İslam erlerinden biri de odur.

*Nasreddin Hocanın fıkralarının sembolik anlamı nedir?

- "Kuyudaki ayı çıkartarak" beden kuyusundan nur-ı Muhammedi’yi kurtarır; "eşeğine ters binerek" nefsin gittiği yöne gitmemeyi öğretir; "dağ yürümezse abdal yürür" diyerek asıl olanın keramet göstererek kendi büyüklüğünü ispat değil, tevazu göstererek Allah’ın rızasına ve tertibine tabi olmak olduğunu anlatır. Fıkraların görünen yüzünün arkasında derin manalar ihtiva etmesi ise, beden kalıbı içinde mahpus insanın ruh enginliğini hatırlatmakta. Tıpkı ruhuyla çok özel ve en şerefli bir mahlûk olan insanın görünürde birçok açıdan diğer mahlûkattan vasıfsız durması gibi

Hoca Nasreddin’in latifelerinde kurnazlık edip başkasını aldatmaya kalkan, gösteriş düşkünü, bilgisiz görgüsüz tembel miskin, dini yanlış yorumlayan, kıskanç, cimri, kibirli, çaresizliğe ve ümitsizliğe düşerek ilahi rahmetten mahrum kalan beceriksiz veya dalgın tipler, irfan kaçkını nefis-adamlar sahne önüne alınarak gülünç olmakla cezalandırılır. Ve mizah şoklarıyla nefislerinin esaretinden kurtulmaları sağlanır.

*Tasavvufi eğitim çerçevesinde Hoca’nın fıkraları nasıl kullanılmıştır?

- Tasavvuf, insanı, esir edildiği zannî idrâk çemberinden ve beşeri şartlanmalarından kurtararak kendisine dönmesini sağlayan bir irfan yoludur. Bu yolda, ancak zahiri hayatın üstündeki hakikatlerin farkına varılarak ve bunun için daim uyanık olunarak yürünür. Bu sebeple sufi eğitiminde Hoca Nasreddin fıkraları birer öğrenme aydınlanma ve arınma malzemesi olarak kullanılmıştır. Yine bu suretle sâlikin, hakikat yolunu izleyerek hayata güler yüzle uyum göstermesi ve güçlüklerle baş etmeyi öğrenmesi sağlanmıştır.

*Son olarak söylemek istediklerinizi alabilir miyiz?

- Millet olarak Hoca Nasreddin’in engin irfanına, mizahi dehasına ve mücadele azmine çok şey borçluyuz. Mesajlarını aslına uygun olarak anlayıp uygulayarak yeniden klas duruş sahibi diri bir millet olmayı Cenâb-ı Mevlâ cümlemize nasib etsin inşaalllah.



İLAHİ & ZİKİR

Anket

SİTEMİZİN İÇERİĞİ HAKKINDAKİ DÜŞÜNCENİZ NEDİR?:

ARŞİV LİSTESİ

Hz. Pİr Mevlana

Restoran, kafe, çay bahçesi, otel,
halıcı, kasap, döviz bürosu çoğunlukta
olmak üzere farklı iş yerlerinin özellikle
''Mevlana'' kelimesini kullanmaları bizi
rahatsız etmektedir, rahatsızlığımızın sebebi
ise isim olarak bilinen aslen sıfat olan
kelimenin taşıdığı anlam ve önemi idrak
edilmeden ticari faaliyetlerde kullanılması
ve bunun devamı olarak kelimenin taşıdığı asıl
manevi değerini kaybetmeye başlamasıdır.
--->> Devamı