Şu anda tamamlanmış ve dinleyicilerin beğenisine sunulmuş olan 5 CD lik Tevşihler serisi İslâm musikisi formlarını içerecek eserlerle devam edecek
Türk İslam Musikisi Külliyatından Eserler
Şu anda tamamlanmış ve dinleyicilerin beğenisine sunulmuş olan 5 CD lik Tevşihler serisi aşağıda isimleri yer alan İslam musikisi formlarını içerecek eserlerle devam edecek ve 100 CD yi bulacak bir antolojik eser olarak dinleyiciye sunulacaktır.
Dini Müsiki Serisi
Tasavvuf Musikisi
-Tevşihler
-Na'tlar
-Duraklar
-Zikirler ve perde kaldırmalar
-Kasideler Müezzinliği
-Mersiyeler
-İlahiler
-Şuğuller ve hutbe
-Mevlevi Ayinleri
-Nefesler
-Mi'raciye
Cami Musikisi
-Ezanlar
-Saladlar
-Temcit ve Münaacat
-Teravih ve Cumhur
-Mevlid-i Şerifler
-Cum'a müezzinliği
Şifa Musikisi
Bu özel çalışmayı, ülkemize ve halkımıza olan vefa borcumuzu ödemek üzere, kültürümüzün bu çok önemli parçasına gelecek nesillerin de sahip çıkması tememmisiyle hazırladık. Bu eserlerin gelecek nesillere paha biçilmez belgeler olarak kalacağına inanıyoruz.
Türk İslâm Mûsikîsi Külliyâtı ndan
Türk İslâm Mûsikîsi Külliyâtından adı altında projelendirdiğimiz bu özel çalışmayı, ülkemize ve halkımıza olan vefa borcumuzu ödemek üzere, kültürümüzün bu çok önemli parçasına gelecek nesillerin de sahip çıkması temennisiyle sunuyoruz.
Asr-ı saâdetden itibâren yayılmaya başlayan İslâm, ulaştığı yerlerin kültürleriyle mezc olarak, edebiyattan mûsikîye, hüsn-i hatdan mîmârîye bütün san’atlarda medeniyet oluşturmuştur. Aslında bu sanâtların hepsi Allah (C.C.) ve Efendimiz (S.A.V.)’in aşkıyla gelişme göstermiş, bu sâyede ölümsüz eserler meydana gelmiştir.
İslâm Mûsikîsi de bu vesîleyle gelişme göstermiştir. Efendimiz’in “Kur’ân’ı seslerinizle süsleyiniz” buyruğu ve ezânı, sesi güzel olan Hz. Bilâl-i Habeşî’ye okutması, güzel ses ve nağmelerin önemini vurgularken, mûsikî ilminin gelişmesine ve zamanla bir çok formların ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır.
Dolayısıyla bu mûsikînin formları, İslâm Edebiyatının Efendimiz (S.A.V.)’den ve Allah (C.C.) aşkından bahseden en nâdide eserlerinin, formların özelliklerine göre toplu veya tek icrâcı tarafından icrâ edilmesiyle asırlarca Allah ve Rasûlullah aşkını kat kat artıran bir unsur olmuştur.
Türk Dînî Mûsikîsi’nde bilhassa İstanbul’da tekke ve câmi mûsikîsi gelişmiş Osmanlı’ya has tekke ve câmi mûsikîsi formları oluşmuş, çeşitli tavırlar meydana gelmiştir.
Günümüzde, mûsikîmizin özellikle de dînî mûsikînin, na’t, temcid, münâcaât, salâlar, farklı makam terkipleri ile terâvih tertibi gibi bölümlerinin çeşitli sebeplerle icrâ edilmemesi veya unutulmuş olması, yeni icracıların bu formları yeniden kadîm icrâ şeklini bilenlerden meşk ederek öğrenmeleri gerektiğini ortaya koymaktadır. Hânendelerin icrâda özellikle hassas davrandıkları kadîm icrâ üslûbuna -güftelerdeki bazı hece vurguları, gırltlak nağmeleri ve çarpmaları ile birlikte, mânâya ve mûsikî cümlelerine uygun ifâdelere- sâzendeler de uyum sağlamaya gayret etmişlerdir.
Dînî mûsikînin edebiyat, şiir, vezin, kelimelerin telâffuzları (mahreçleri) bakımından doğru icrâ edilmesi gerekmektedir. Bunun için de câmi ve tekke tavrını bilmek, bunun gerektirdiği dînî terimlere, Arapça ve Farsça terkiplerin telâffuzlarına âşinâ olmak lâzımdır. Bunun en iyi ve kadîm öğrenim şekli de “fem-i muhsin” tabiri ile ifade edilen; en güzel ve doğru icrâ eden ağızdan birebir “meşk” etme yöntemidir.
Günümüzde sesli yayınlar alanında birçok tasavvuf mûsikîsi yayını yapılmışsa da, bunlar piyasanın akışına yönelik, sadece birkaç türü (başta Mevlevî-âyini, sonra da ilâhî) kapsamaktadır. Halbuki, çok büyük bir şekil ve tür zenginliğine sahip olan dînî Türk Mûsikîsi’nin müstakil diziler halinde kültür sanat yayınları arasında yer alması, hem Türk-İslâm dünyasına, hem bütün İslâm âlemine ulaştırılması gerektiği kanaatindeyiz.
Tabiatiyle bu dizinin hazırlanması misyonunu, her biri büyük üstadların birikimini devralmış çok değerli icracılara havale ettik. Ahmed Şahin yönetimindeki ekip, her birisi gelenekli Türk Dînî Mûsikî icrâsı üslûbunun en önemli temsilcisi olan, Mehmet Kemiksiz, Sadreddin Özçimi, Özer Özel, Rehâ Sağbaş, Derya Türkan, Osman Kırklıkçı, Fatih Zülfikâr ve Ferruh Yarkın ile büyük bir sorumluluk duygusuyla uzun bir arşiv araştırması yürüterek, Ali Rıza Şengel, Abdülkadir Töre ve Cüneyd Kosal’ın şahsî koleksiyonlarının yanı sıra İstanbul Belediye Konservatuvarı’nın yayımladığı notalar ve TRT radyolarının kütüphanelerindeki dinî eser notaları da tarandı. Ahmed Şahin, her eserin çeşitli versiyonları içinden, birikiminin incelttiği zevkine en uygun olanı seçti. Kılı kırk yaran titiz bir hazırlık safhasının ardından, Tekke mûsikinden câmi mûsikîsine, icrâsı bugün unutulmuş olanlar dâhil olmak üzere, bugüne kadarkilerin hepsinden kat kat geniş kapsamlı olan bu projeyi tamamlamak büyük bir bahtiyarlık olacaktır.
Türk İslâm Mûsikîsi Külliyâtı kendi kültürümüze büyük bir hizmeti yerine getirmekle kalmayacak, bütün insanlığın bu güzelliklerden pay almasını da sağlayacak; bu kayıtlar yeni nesiller için paha biçilmez belgeler olacaktır.
