HÜSN-Ü HAT BULUŞMASI GELECEK İÇİN ÜMİTLENDİRDİ
- Ana Başlıklar:
Türkiye’de ilk kez organize edilen “Hüsn-ü Hat Buluşması”, hat sanatının geleceğine dair ümitleri artırdı. Konuyla ilgili düzenlenen panelde hat üstatları hat sanatının ehil olmayanlar tarafından yozlaştırıldığından yakınsalar da, Avrasya Maratonu yapıldığı için birçok yolun kapalı olmasına rağmen etkinliğe yoğun katılımın gerçekleşmesi olumlu bir gelişme olarak değerlendirildi. Katılımdan cesaret alan hat üstatları, bu buluşmanın bir başlangıç olduğunu ve uygulama standartlarını yükseltmek için dernek-vakıf gibi meslekî kuruluş kurma müjdesi verdiler.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı Kültür Müdürlüğü tarafından Türkiye’de ilk kez düzenlenen “Hüsn-ü Hat Buluşması”, hat sanatının geleceğine dair ümitleri artırdı. 28 Ekim 2007 Pazar günü yaz saati uygulamasına göre saat 11.00’de başlayacağı duyurulan organizasyonla ilgili yaşanan talihsizliklere rağmen katılımın yoğunluğu ve ilginin sürekliliği dikkate değerdi. Konuyla ilgili düzenlenen panelde hat üstatları hat sanatının ehil olmayanlar tarafından yozlaştırıldığından yakınsalar da, aynı gün Avrasya Maratonu organize edildiği için birçok yolun kapalı olmasına rağmen etkinliğe yoğun katılımın gerçekleşmesi olumlu bir gelişme olarak değerlendirildi.
Yollar araçlara kapalı olduğu için uzun bir mesafeyi yürüyerek Cemal Reşit Rey Konser Salonu’na ulaşanları ikinci bir sürpriz bekliyordu. Trafik yüzünden katılımcılar gelemediği için etkinliğin saat 13.00’e ertelendiği bilgisi verildi. Yaz saati uygulamasına göre saatlerin geri alındığını fark etmeyenler için daha da uzun bir zaman programı beklemek gerekiyordu. Bütün bunlara rağmen insanlar etkinliği sabırla beklediler. Salonun önemli kısmı dolmuştu ki, açıkçası son zamanlarda böyle doluluğa şahit olmamıştık. Bize göre artan bu ilgide İSMEK gibi kursların etkisi yabana atılamaz. Gerçi hattatlar bu kursların sanatları yozlaştırdığından yakınıyorlar, fakat artan ilgi nedeniyle zaman içinde standartlar yükselecektir. Böylelikle yeni yeteneklerin ortaya çıkma şansı artacaktır.
‘Meslek Kuruluşu’ Müjdesi
Kültürel ve Sosyal İşler Daire Başkanı Hüseyin Öztürk’ün açılış konuşmasıyla başlayan buluşma, panelle devam etti. Başkanlığını Uğur Derman’ın yaptığı panelde; Hüseyin Kutlu, Savaş Çevik, M. Hilmi Şenalp, Cahide Erel, Hüsrev Subaşı, Ali Rıza Özcan, Semih İrteş ve Fevzi Günüç tebliğler sundu. Bütün tebliğleri dikkatle takip eden dinleyiciler, ilginç sorularıyla paneli zenginleştirdiler. Hat sanatındaki yanlış uygulamaların bu sanatla ilgili mesleki bir kuruluşun bulunmamasından kaynaklandığını belirten bir dinleyicinin, “Her türlü sektörün, mesleğin derneği, vakfı var, ancak hattatların yoktur. Hattatların haklarını koruyacak, meslek standartlarını yükseltecek vakıf ve dernek gibi bir meslek kuruluşu ne zaman kurulacak?” şeklindeki sorusu üzerine panelist hattatlar zamanın geldiğini işaret ettiler. Yaklaşık 30 hattatın katılımıyla bir gün önce (27 Ekim Cumartesi) Türk hattatlarının piri olan Şeyh Hamdullah’ın Karacaahmet Kabristanında bulunan kabrini ziyaret ederek ortak hareket etmeye başlamalarının bir başlangıç olduğuna dikkat çeken katılımcılar, ‘Hattatlar Meslek Kuruluşu’ ile ilgili olarak önümüzdeki günlerde sürpriz gelişmelerin yaşanacağını müjdelediler.
Mimarimizin Vazgeçilmezi: Hat
Panelistlerin sunumundan da iyice anlaşıldığı üzere hat sanatının uygulama alanı, evlerimizin duvarlarında asılı bulunan tablolardan ibaret değil. Hat sanatı, esasında geleneksel mimarimizin vazgeçilmez bir unsuru. Bunun en güzel uygulamalarını özellikle dînî mimarimizde görmek mümkün. Hat ve Mimari ilişkisini Rüstempaşa Camii örneğini baz alarak inceleyen Murat Sülün’ün bu konuda yazdıkları okunmaya değer. İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından basımı yapılan Rüstempaşa Camii isimli eserin, “Kur’ân-ı Kerim – Hat – Sanat – Mimari İlişkileri” başlıklı bölümünde Murat Sülün’ün kaydettiklerini önemine binaen aşağıda dikkatinize sunuyoruz: “Türk medeniyetinin ruhu Kur’ân-ı Kerim’dir. Türk toplumunun Kur’ân’la ilişkileri istenen düzeyde olmamasına rağmen, Kur’ân-ı Kerim yine de Türk kültürünün en güçlü sembollerinin başında gelmektedir. İslâm sanatının kökeni Kur’an’ın içerdiği hakikatlerde ve Muhammedî bereket pınarlarından akan nebevî özün manevî gerçekliğinde aranmalıdır.1 Kur’ân-ı Kerim Müslümanların estetik ve hissî yönelişlerini etkilemiş; edebî, görsel ve sesle ilgili sanatlarına yön vermiştir. Kur’ân ayetleriyle bezenen İslâmî çalışmaları Kur’ân-î bir estetik kazanmıştır.2
İslâm sanatları denilen mozaik öyle bir vahdet oluşturmaktadır ki bu mozaiğin parçaları birbirleri ile organik bir bağ içindedir: Her hattat genellikle sanat hayatında bir Mushaf yazmıştır; bu elyazması, tezhip edilip ciltlendikten sonra, nihayet hafızların dilinde ve gözünde bir musikî olarak kubbelerde çınlamıştır.3 Bu bakımdan, İslâmî sanatların gelini olarak tanımlanan4 hat sanatında ise Kur’ân’ın nüfuzu eşsiz ve vasf edilemeyecek bir derecededir. Türk mimarîsinde yapının gerçek karakterini, kimliğini ortaya çıkaran unsurların başında hat gelir.5 Osmanlı mimarîsinde yazı, mimarî ile birlikte kullanımının en güzel ölçüsünü bulmuş ve gelişiminin son aşamasına varmıştır. Böylece yazı, taştan yapılara ruh ve anlam vermekle kalmamış, o olmadan yapıda eksik bir şeyler varmış hissini verdirecek kadar mimarî tasarımda önemli rol oynamış, adeta yapı ve malzeme gibi önem kazanmıştır. 6 Hat hemen her devirde İslâm kültür ve sanatının baş tacı olmuştur; yazının sahip olduğu bu geniş imtiyazın başka hiçbir kültürde görülemeyeceğini söylemek abartı sayılmaz. İletişimi en dolaysız biçimde gerçekleştiren yazı, sözden farklı olarak aynı zamanda kalıcıdır. Üstelik sanat eserleri yazının minyatür gibi kitap sayfalarında kalmasını önlemiştir.7 İslâm sanatının kahramanları, binalardır. Bu sayısız binaları süslemek arzusu mücerret sanatı ilerletmiştir.8 Mabetlerin süslenip süslenemeyeceği tartışma konusu edilmiş9 ise de manevî bir varlık olarak insanın “doğru”, “gerçek”, “faydalı” ve “iyi” kadar, “güzel”in de peşinde olduğu bir gerçektir. “Allah güzeldir, güzeli (güzelliği10) sever.”11; “Kur’ân-ı seslerinizle güzelleştirin.”12 vb. telkinlerde güzellik duygusunun ne kadar fıtrî ve ilahî olduğuna işaret eder. Manevî dünyamızın ayrılmaz bir parçası olan güzellik duygusundan ise sanat doğmuştur13. Kur’ân-ı Kerim, “Sanatkârların en güzeli”14 olarak tanıttığı Yüce Allah’ın, başta insanoğlu15 olmak üzere yarattığı her şeyi en güzel biçimde: sağlam ve kaliteli16 yaptığını vurgular; Allah’ın “yaptığını en güzel bir şekilde yapma”yı (ihsan) emrettiğini, böyle yapanları (muhsinîn) sevdiğini17 ve bunlarla birlikte olduğunu 18 belirtir.
Mabetlerdeki hatların tamamen estetik ve dekoratif amaçlı olmadığı da bir gerçektir. Gazete, dergi, radyo, TV ve İnternet gibi iletişim araçlarından yoksun devir ve toplumlar açısından, sanat eserlerini yazı ile dekore etmenin ne kadar muhteşem bir uygulama olduğu açıktır. Çünkü böylece, bütün sanat eserleri medya vazifesi görmektedir: Mabetler, çeşmeler, saraylar, kütüphaneler, okullar, sancaklar, kılıçlar, kandiller, sürahiler… üzerine işlenmiş çeşitli yazılarla dile gelmekte; Allah’ın son kitabındaki direktiflerini birer Kur’ân-ı nâtık olarak kitlelere iletmektedir.
Dipnotlar:
1- Nasr, Seyyid Hüseyin, Islamicart and spirituality, Cambridge s. 6,13.
2- Faruki,İ.Râcî el-Faruki, Lâmia, İslam Kültür Atlası, çeviren M. Okan Kibaroğlu – Z. Kibaroğlu İstanbul 1999 shf: 198
3- Boydaş, Nihat, Ta’lik yazıya plastik değer açısından bir yaklaşım, MEB. İstanbul 1994 shf.71.
4- Faruki,İ.Râcî el-Faruki, Lâmia, İslam Kültür Atlası, çeviren M. Okan Kibaroğlu – Z. Kibaroğlu İstanbul 1999 shf. 202
5- Taşkıran, H. İlber, Yazı ve mimari, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul 1997 shf.77, 87.
6- Taşkıran, H. İlber, Yazı ve mimari, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul 1997 shf.90,91
7- Boydaş, Nihat, Ta’lik yazıya plastik değer açısından bir yaklaşım, MEB. İstanbul 1994 shf.67-69
8- Esin, Emel, Türkistan Seyahatnamesi, Türk Tarih Kurumu, Ankara 1997 shf.12
9- Zebîdî, Sahîh-i Buhârî muhtasarı Tecrîd-i Sarîh tercemesi ve şerhi, çev. Ahmed Naim, Diyanet İşleri Başkanlığı, Ankara 1985 II, 389.
10- Tirmizî, “Birr” 61.
11- Müslim, “İman” 147; İbn Mâce, “Du’a” 10.
12- Buhari, “Tevhid” 52; Ebu Davud, “Vitr” 20.
13- Çam, Nusret, Türkistan Seyahathanesi, Türk Tarih
Kurumu, Ankara 1997 shf 17.
14- Mü’minün 23/14.
15- Teğabün 64/3; Tin 95/4-5
16- Neml 27/88; Secde 32/7
17- Nahl 16/90; Bakara 2/195; Âl-i İmran 3/139
18- Ankebut 29/69; Nahl 16/128
19- Armağan, İbrahim, Toplumsal yapı, bilimve sanat –sanatın toplumbilimsel temelleri üzerine bir inceleme-, Ege Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Yayınları, İzmir 1982 shf 189,190.
20- Taşkıran, H. İlter, Yazı ve mimari, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul 1997 shf.14-15,31,32,61.
21- Akok, Mahmut,”XIII – XVII. Yüzyıllarda yapılmış Türk Camilerinin iç mimarisi”, Milletlerarası Birinci Türk Sanatları Kongresi (Ankara 19-24 Ekim 1959), Türk Tarih Kurumu, 1962 shf 16.
Arifan Dergisi
- İslam ve Tasavvuf blogu
- Yorum göndermek için giriş yapın veya kayıt olun
- 146 okuma
