Skip to Content

SALİH BABA..!


"Nakşi tarikatı Halidi kolundan zulcenaheyn şeyh Sami-il Erzincani hazretlerinin müridlerinden olan Salih Baba'nın tarikata intisabının ve şiir söylemeye başlamasının ilgi çekici bir menkıbesi nakledilir:
Piri Sami (Sami-il Erzincani) hazretlerinin, Salih baba ile adaş Muezzin Salih (veya bir gözü kör olduğu için Kör Salih) diye anılan bir müridi vardı. Bu zat, ara sıra demkeşlik yapar, Ermeni meyhanelerinde içki içer, dergaha dönüşünde de şeyhine görünmemek için köşe bucağa gizlenirdi. Böyle bir içki aleminin sonunda, geldiği dergahın sohbethanesine girmeyip mahçup ve ezik bir halde sofadan:

"Kuleden, kuleden, sesin aldım kuleden,
O senin kaşın gözün beni sana kul eden"

beyitlerini okuyunca Piri Sami hazretleri:

- Gel Salih, senin her ayıbın hünerdir, diye buyurmuş ve bu hitab üzerine iç aleminde bir değişiklik olmuş ve bundan sonra asla içmemiştir.

Nota ve musiki usullerine vakıf olarak tesirli bir sesle sohbet zeminine göre beyit soyleyen bu Muezzin Salih ile çekingen, ummi, içine kapalı bir çilingir ustası olan Salih (Salih Baba), aynı mahalle sakini olarak birbirlerine hal hatır sorar, arkadaşlık ederlerdi. O sıralarda Salih usta, şeriatsız hallere saptığından battal olmuş bir tarikata mensuptu ve tarikatın hali sebebiyle de oradan manen gıdalanamıyordu. İki Salih, bir gün aralarında konuşurlarken, Muezzin Salih, Salih ustaya:

- Bir gün sen bizim şeyhin sohbetine gel, bir gün ben de senin şeyhinin sohbetine geleyim, hangisinin sohbetinden lezzet alır, içimizde ısınma olursa ikimiz de o şeyhin tarikatına girelim, teklifinde bulunur.

Bunun uzerine Salih usta Kırıtlıoglu dergahında (Piri Sami hazretlerinin dergahı) bir gün sohbet dinlemiş. İkinci gün kendi şeyhinin sohbetinde bulunacakları yerde yeniden Piri Sami hazretlerinin sohbetinde bulunmuşlar. Asıl maya ve cevheri şeriata baglılık olan halis tarikatın yüksek nimet ve tasarrufunu taşıyan bu ulu şeyhin tuzağına gönüllü olarak yakalanan Salih usta da boylece bir daha eski tarikatına dönmemiş, zahirde bağ gibi görünen çürük alakasından ayrılıp kopmaz ve eskimez bağlarla yeni şeyhine bağlanmıştır.

Bu şekilde Kırıtlıoglu dergahına intisap eden Salih usta sesiz, mahcup ve bilgisiz bir kimse olarak sohbethanenin arka tarafinda köşe bucak gizlenir, kimse ile temas etmeye çekinir bir vaziyette, kendi halinde oturur, gölge misali gelir ve giderdi.

Salih usta için biteviye hareketsiz gecen günlerin birinde, Yunus Emre, Niyazi Mısri ve Kuddusi Baba gibi büyüklerin hikmetli şiirlerinden beyit ve kitaların okunmakta oldugu sohbethanedeki muritlerin bir kısmı:

- Bizim kolun büyüklerinde de şair olsaydı da, onların şiirlerini okusaydık, deyince, Piri Sami hazretleri:

- Bu bir himmet işidir, şiiri bizim Salih bile soyler, diyerek eliyle arka tarafında sinmiş olan Salih'e işaret edince, Salih o anda varidat ile dolarak irticalen şiir söylemeye başlamış ve yine o anda "fena"ya kavuşmuştur. Piri Sami hazretleri, kendisine:

- "Yeter Salih", deyinceye kadar şiir soylemeye devam eden Salih Baba, bu emirden sonra da başladığı gibi, kesilmiştir. İşte elimizdeki "Rabıta-i Nakşi Hayali" isimli divan bu feyiz anlarının mahsuludur."

Serdar Abinin albümünden:

NE ÇARE
Ahhh ahhhh
Hakikat şehrinde bir güzel gördüm
Bir göreni göremedim ne çare
Sevdayı aşkından yanıp kül oldum
Bir bilen yok soramadım ne çare

Bir zaman bekledim Leyla dağını
Bir zaman bekledim gül budağını
Bir zaman bekledim yar otağını
Vasılı yar olamadım ne çare

Andelibin işi ahu zar olur
O nasıl güldür ki tezce har olur
Bir gönül kul olur gah hünkar olur
Ben bu sırra eremedim ne çare

Bir gülün ki harı vardır yar demem
Kansız didelere ahu zar demem
Yüzünü görmeden yarim var demem
Ben bu yari bulamadım ne çare

Niceleri yar der gönlü binada
Niceleri yar der gönlü zinada
Nicesinin gönlü bey'ü şirada
Bu yar kimdir bilemedim ne çare

Duydum ki yarimin yeri Kaf imiş
Dillerde söylenen kuru laf imiş
Aslını sorarsan nun u kaf imiş
Pâyine yüz süremedim ne çare

Medeed Pir-i Sani* bir gör halimi
Bu salihe çok ettiler zulumü
Aç vuslat perdesin göster yüzünü
Çok ağladım gülemedim ne çare

********************************************

Hakikat şehrinde bir güzel gördüm
Bir göreni göremedim ne çare
Sevdayı aşkından yanıp kül oldum
Bir bilen yok soramadım ne çare

***********************************************

Bir noktada pinhan imiş
Gör neyledi bu derd bana
Ol can içinde can imiş
Gör neyledi bu derd bana
Oldu bu derd devlet bana

Vahdet bağında andelib
Olmuş iken kaldım garib
Bu derd bana oldu nasib
Gör neyledi bu derd bana
Oldu bu derd devlet bana

Üç kerre doğdum aneden
Kurtulmadım efsaneden
Usanmışam bu haneden
Gör neyledi bu derd bana
Oldu bu derd devlet bana

Bıraktım ad u sanımı
Ben ararım cananımı
Çok görmeyin noksanımı
Gör neyledi bu derd bana
Oldu bu derd devlet bana

İlletle mazur olmuşam
Kıllet ile hor olmuşam
Halk içre menfur olmuşam
Gör neyledi bu derd bana
Oldu bu derd devlet bana

Çakmağ-ı aşkı çakmışam
Raz-ı derunum yakmışam
Benliğimi bırakmışam
Gör neyledi bu derd bana
Oldu bu derd devlet bana

Elde kemanını tutar
Bağrım gözedir tir atar
Oldu ciğer ney'den beter
Gör neyledi bu derd bana
Oldu bu derd devlet bana

İsmail'em bağlı elim
Kemendlidir payım belim
Ben iverim kurban olim
Gör neyledi bu derd bana
Oldu bu derd devlet bana

Vaktin imamı Sami'dir
Kutb-u zamanı Sami'dir
Salih gulam-ı Sami'dir
Gör neyledi bu dert bana
Oldu bu dert devlet bana

----------------------------------------------
Gam günümdür gel eriş sultanım Allah aşkına
Küsdün ise tez barış hubanım Allah aşkına

Hasretinden yandı cismim ciğerim oldu kebab
Sakiya sun badeyi atşanım Allah aşkına

Bu derunum bir aceb derde giriftar eyledin
Ruz u şeb bu zar ile giryanım Allah aşkına

Derd ile Eyyub'u geçtim hasret-i Yakub'u da
Kande göster Yusuf-u Kenan'ım Allah aşkına

Ah u zarım duysa rahibler çilîpadan geçer
Pute-i aşkında yandır canım Allah aşkına

Nutkun enfas-ı Mesiha nur-u Ahmed'dir özün
Gizleme hep sendedir dermanım Allah aşkına

Destigirim olmaz isen Hazret-i Pîrim benim
Berr ü bahri yandırır efganım Allah aşkına

Çekdiğim derdi belayı Şeyh-i San'a çekmedi
Söyle açsın babımı derbanım Allah aşkına

Ben de Eyyub'un belasın sevdiğimden çekmişem
Bir canım var al sana kurbanım Allah aşkına

Gezdi Salih senden özge bulmadı hazık tabib
Pîr-i Sami ol benim Lokman'ım Allah aşkına

"Kuleden, kuleden, sesin aldım kuleden,
O senin kaşın gözün beni sana kul eden"

Recai bey güzel seslendirmiş dinlemek istteyenler buyrun ; http://www.youtube.com/watch?v=Kl2MiYpb6kQ  

Cemalin arz kilmazsa dilara
Derunumda sagalmaz işbu yara

Hevaya gitti ömr-ü nazeninim
İki alemde kaldim bahti kara

Bela bahrinde gark oldu sefinem
Ümid kalmadi çikmaga kenara

Erenlerden bana olmadi imdad
Mukadder böyle yazilmiş ne çare

Aman dedikçe yaman oldu halim
Visale çare yok ol gülizara

Cefadan gayrı görmedim safasın
Aceb bilmem ki n'etdim ben o yâra

Mukadder olmaz imiş la-yugayyer
Ne hasıl gezmeden Belh ü Buhara

Der-i Sami'ye geldim ilticaya
Dedim kıl merhamet bu ihtiyara

Ki bende kalmadı hergiz liyakat
Mukabil olmağa bu nefs-i mara

Pîrinden himmeti bol iste Salih
Seni Mevla bu gafletten uyara

Söz ile bir kalbe doğmaz ledünni

Söz ile bir kalbe doğmaz ledünni
Bütün azaları dil olmayınca

Nefsi emmarenin bilinmez fendi
Gönül şehri bahr- i Nil olmayınca

Söz ile bulunmaz bir sadık muhib
Derde düşmeyince aranmaz tabib

Her bir şükufeye konmaz andelib
Madem ki içinde gül olmayınca

Her bir aşık vasıl olmaz yârına
Berdar olmayınca vuslat dârına

Pervane veş düşüp aşkın nârına
Mansur gibi yanıp kül olmayınca

El çek masivadan bırak bu cahı
Râz-ı derunundan eylegil ahı

Canan illerinin açılmaz rahı
Varıp bir kamile kul olmayınca

Pîr-i Sami gibi sahib-irşadı
Bulup kapısında kılak feryadı

Hiç birimiz bulamazık necatı
Bizim delilimiz Ol olmayınca

Salih bu sözlerin yalan olamaz
Her beşer suretli insan olamaz

Her bir kimse ehl-i irfan olamaz
Kırk yerden yarılmış kıl olmayınca

************************************************

Biz muhabbet erleriyiz sohbet-i can bizdedir
Bağ-ı vahdet gülleriyiz lal ü mercan bizdedir
Gelmişiz mülk-ü bekadan aslımız "Hû"dur bizim
Biz hakikat erleriyiz kamil insan bizdedir

Devr edip vahdet diyarından gelip işbu ile
Biz beka bülbülleriyiz konmazız her bir güle
Bir kişinin kim refîkı Hazret-i Cibril ola
Bab-ı Sıddık'tan açılmış âli meydan bizdedir

Yârıgar-ı Mustafa'dır Çâr-ı Yârın ekremi
Mukteda-yı evliyadır enbiyanın mahremi
Mazhar-ı Nur-u hidayet ehl-i derdin merhemi
Biz muhibb-i hanedanız şah-ı merdan bizdedir

Sevmişiz can ı gönülden Çâr-ı yârı serveri
Ol Ebu Bekr i Ömer Osman Aliyyi Hayderi
Fatıma bint-i Resulün dide-i enverleri
Biz şehid-i Kerbela'yız cümle atşan bizdedir

Evliyalar serfirazı Nakşibendî Hazreti
Pîrlerimiz giydiler tacı abayı hil'ati
Alemi kılmıı ihata himmetiyle nisbeti
Biz gulam-ı Nakşibendiz rahı erkan bizdedir

Daireyiz hem kudûmüz cismimiz neydir bizim
Aşk u sevdadır gıdamız bağrımız meydir bizim
Virdimiz ısm-i celal'dir kalbimiz "Hay"dır bizim
Zikrimiz ihfa-durur esrar-ı Kur'an bizdedir

Halidi Kolundan açılmış bizim meydanımız
Sıbgatullah'tan alınmış rengimiz elvanımız
Pîri Tağî himmetidir cezbe-i Rahmanımız
Keıf olur sırr-ı hakikat ilm i irfan bizdedir

Saliha bir özge candır Pîr-i Sami Hazreti
Server-i kutb-u cihandır Pîr-i Sami Hazreti
Ser-tabib-i aşikandır Pîr-i Sami Hazreti
Mazhar-ı vahdet-nümadır beyt-i Rahman bizdedir

Salih Baba

Kaynak: http://www.serdartuncer.com.tr



İLAHİ & ZİKİR

Anket

SİTEMİZİN İÇERİĞİ HAKKINDAKİ DÜŞÜNCENİZ NEDİR?:

ARŞİV LİSTESİ

Hz. Pİr Mevlana

Restoran, kafe, çay bahçesi, otel,
halıcı, kasap, döviz bürosu çoğunlukta
olmak üzere farklı iş yerlerinin özellikle
''Mevlana'' kelimesini kullanmaları bizi
rahatsız etmektedir, rahatsızlığımızın sebebi
ise isim olarak bilinen aslen sıfat olan
kelimenin taşıdığı anlam ve önemi idrak
edilmeden ticari faaliyetlerde kullanılması
ve bunun devamı olarak kelimenin taşıdığı asıl
manevi değerini kaybetmeye başlamasıdır.
--->> Devamı