Surre Alayı yeniden yola çıktı
- Ana Başlıklar:
İstanbul'dan Hicaz'a 529 yıl boyunca gidip gelen Surre Alayı, bir asır sonra yeniden yola düşüyor. Topkapı Sarayı Müzesi Has Ahırlar bölümünde açılan Surre-i Hümayun sergisi, bu köklü geleneği surre devesi, Hicaz'a para götüren meşin torbalar, kutsal topraklara giden paha biçilmez hediyeler ve gravürler vasıtasıyla günümüze taşıyor.
Topkapı Sarayı Müzesi Has Ahırlar bölümü, Surre-i Hümayun adlı sergiye ev sahipliği yapıyor bugünlerde. Hemen hatırlatalım, surre, kelime olarak 'para kesesi' demek. Mekke'ye, Medine'ye ve bu şehirlerin yöneticilerine, ahalisine kırmızı meşin torbalar içinde gönderilen para ve hediyelere de surre deniliyor. Osmanlı'da 528 yıl süren bu gelenek, ilk defa bir sergiye konu oluyor. Topkapı Sarayı Müzesi Müdürlüğü ve Kültür AŞ işbirliğinde hazırlanan sergi, Surre Alayı'nın Topkapı Sarayı'ndan çıkışından kutsal topraklara varışına kadarki uzun yolculuğunu anlatıyor. Sergide, surre kesesi, surre defterleri, yazmalar, Mekke ve Medine resimleri, Mescid-i Nebevi'ye giden kıymetli hediyeler, Kâbe anahtarları, Kâbe kuşağı, zemzem sürahileri, kurban bıçağı, feraşet beratları, Kâbe çinileri, Hacerü'l Esved mahfazası, Mekkelilerin Kanuni'ye gönderdikleri teşekkürnâme, Hac vekâletnâmesi gibi eserler yer alıyor. Serginin küratörü Topkapı Sarayı Kutsal Emanetler Dairesi Şefi Sevgi Ağca, Surre-i Hümayun sergisini iki ay gibi kısa bir sürede hazırladıklarını söyleyerek, "Osmanlı'nın kutsal topraklara saygısını, Peygamber aşkını ve O'nun soyundan olanlara gösterilen hürmeti bu sergi vesilesiyle görmek mümkün. Sergide, ilk kez gün yüzüne çıkan pek çok önemli eser var. Serginin kurgusuyla gelenlere, kutsal beldelere yüzyıllar boyunca yapılmış o güzel yolculukları yaşatmak ve anlatmak istiyoruz." diyor. Ziyaretçileri zaman içinde gezintiye çıkaran sergiye, Surre Alayı'nı anlatan bir de kitap eşlik ediyor.
İstanbul'dan Harameyn'e yol gider...
Recep ayının on ikisi.... Şehri İstanbul'un cümle halkında bir telaş. Tellallar dört bir yana dağılmış, kafilenin Haremeyn'e yola çıkacağını ilan ediyor. Dillere destan bir alay, sarayın avlusunda padişahı bekliyor. Görkemli bir törenle uğurlanmaya hazır binlerce hacı adayı yola çıkmanın sabırsızlığını yaşıyor. Destur alındıktan sonra Harameyn'e doğru yolculuk başlıyor. Beşiktaş'ta toplanan kalabalığın dilinde dualar... Kutsal toprakların ilk adımı Üsküdar'a geçmek için çekdiriler bekleniyor. Büyük bir kalabalık tarafından iskelede karşılanan alay, gözyaşlarıyla getirilen tekbirler ve dualar eşliğinde Ayrılık Çeşmesi'ne kadar uğurlanıyor. İznik, Konya, Şam... derken Medine'ye ardından da Mekke'ye doğru yolculuk başlıyor... Tarifi pek mümkün olmayan bu Surre Alayları, tarihî kayıtlara göre Osmanlı'da ilk kez Edirne'den 1389 yılında gönderilmiş, 1917'de gönderilen son surre ile de sona ermiş. Ancak 1917 yılı surresi savaş sebebiyle yoldan dönmek zorunda kalmış.
Surre devesi yeniden süslendi
Sergi, surre yolculuğunu anlatan gravürlerle başlıyor. Sonrasında Topkapı Sarayı'ndan çıkış, surre alayının yolculuk anları, Medine ve en nihayetinde Mekke ile son buluyor. Her bölüm camekanlara yerleştirilmiş eserlerle anlatılıyor. Yere döşenen uzun sarı halı, çölde yolculuk hissini veriyor adeta. Surre Alayı'nın önünde seferlerde Peygamberimiz'in (sas) eşyalarının yüklendiği devenin hatırasını yaşatan surre devesi yer alırdı. Surre devesinin taşıdığı kıymetli örtülerle bezenmiş 'mahmil-i şerif'te, o yıl değiştirilecek yeni Kâbe örtüsü bulunurdu. Alayın en belirgin nişanesi olan mahmil, sembolik bir devenin sırtında ziyaretçilere sunuluyor. Serginin her yerinden görülen bu deve dört bir yanı kumlar ve sancaklarla çevrili bir halde yolculuğa davet ediyor. Kutsal beldelere gönderilen hediyeler ve paralar, meşin çantalara konulup deve ve katırlara yüklenirdi. Bu hediyelerin içinde, devletin gönderdiklerinin yanı sıra ileri gelenlerin hediyeleri de yer alırdı. Para ve hediyelerin kimden alındığı ile Hicaz'da kime gideceği detaylı bir şekilde kaydedilirdi. Yıllarca Mekke ve Medine'ye gönderilen hediyelerin bir kısmı, Hicaz Osmanlı'nın elinden çıktıktan sonra savaşta yağmalanmasın diye Fahrettin Paşa tarafından geri getirilmiş. Paşa'nın zimmet defteri ve Surre Emini'nin tuttuğu seyahatnameler de surre geleneğini tüm ayrıntısıyla anlatıyor. Hicaz ile İstanbul arasında 528 yıl boyunca sürmüş bu görkemli surre geleneği, 25 Mayıs'a kadar görülebilir.
Musa İğrek, Yasin Kılıç / Zaman
- İslam ve Tasavvuf blogu
- Yorum göndermek için giriş yapın veya kayıt olun
- 101 okuma
