Bilindiği gibi İslâmın ana kaynakları dört tanedir. Bunlar Kitap, Sünnet, icma ve kıyastır. Bunlara biz “Edille-i Şeriyye” diyoruz. Sünnet, Kitap’tan (Kur’ân-ı Kerîm’den) sonra İslâm dininin en önemli ikinci kaynağıdır. Sünnet Hazret-i Peygamber aleyhisselâtü vesselâm söz ve davranışlarıdır. Bunu dikkate alınca, açıkça görülmektedir ki Kur’ân’ı bize bütün yönleriyle tanıtan, dinin emirlerini bize uygulamalı bir şekilde öğreten şüphesiz Peygamberimiz aleyhisselâtü vesselâmdır. Sünnet, Kur’ân-ı Kerîm hükümlerini açıklayan ve uygulamalı olarak gösteren bir özelliğe sahiptir. Kur’ân-ı Kerîm’in hükümlerine aykırı, ona ters düşecek hiçbir hüküm ve uygulama katiyen ortaya koymaz. Bu hususta âyet-i kerîme’de Allahü Teâlâ Hazretleri şöyle buyurmaktadır: “Peygamber size neyi verirse onu alınız, sizi neden yasaklarsa ondan vazgeçiniz .” (Haşr: 7)devamı--->
NECMEDDİN KÜBRA (K.S)
Tevbe Zühd Tevekkül Kanaat Uzlet Devamlı Zikir Tamamen Allah'a Yöneliş (Teveccüh) Sabır Murakabe Rıza
Kaynak: Necmettin Kübrai Tasavvufta On Esas, Bedir Yayınları
ben dünya denen dikenli yolda aciz ve garib bir kulum bizede şu Allah dostlarının talebesi olmak nasib olur inşallah
allah bıze de onlara uyanlardan eylesın amın
Amin Yarabbel Alemin
"La ilahe illallah ala muradillah"
Tevhid-i Ef’al: Varlıkta Allah’tan başka hakîkî bir müessir olmadığının hakikatine ulaşmak. Bu tevhide birinci mertebedir. Alâmeti tam bir tevekküldür. -->devamı
Kulların nefsânî arzu ve cehâlet felâketinden kurtulmaları ve ma’rifetle kendilerini yetiştirebilmeleri için sadece ilmi çalışmalar yapmak veya kitap okumak kâfi değildir. Muhakkak bir âlim-i âmilin, bir mürebbî-i kâmilin halaka-i tedrîs ve terbiyesinde bulunmaları zarûreti açık bir hakikattır. Bu tedrisin nihâyetinde mürşidi kâmil yetiştirdiği ehliyet ve liyâkat sahibi hulefâlarına, ruhâni işaret ve mânevi emirle icâzetnâme diye de bilinen tahkik beratı verir. devamı--->
Muhakkıkîn katında şeyh üç kısımdır. Sohbet şeyhi, zikir şeyhi, Hırka şeyhidir. devamı-->
Ey Aziz! Malumunuz olaki şu anda elinizdeki bu muazzam kitap Füyûzât-ı Rabbanî ve Letâif-i Sübhanî deryasından terennüm eden hoş nağmeli bir eser-i şahanedir. İçerisinde hukuk-ı İslâmiye ışığında muaşeret ve adaba ait mühim meseleleri ihata eden bu eser, Kur’an ve ehadis-i şerifede beyan buyrulan ve hayatımızı tenvir edecek misalleri de muhtevidir.--->devamı
-Hasan Basri Hazretleri buyuruyur ki: "Bir gün Basra Sokaklarında abid bir genç ile dolaşırken ansızın bir tabibe rastladık. Bir kürsi üzerinde oturmuş, etrafında erkek, kadın ve çocuklardan kalabalık bir cemaat var. Her biri kendi hastalığına yarayacak bir ilaç soruyordu. devamı-->
İmamı Malik hazretleri buyurmuşlardır ki; "Kim ki fakih olurda mutasavvuf olmazsa, fasıktır. Kim de mutasavvuf olur da şeriatı yaşamazsa zındık olur. devamı--->
Tasavvuf, sofunun sofu değil, sefasıdır.Kesret aleminde vahdet müşahede eden urafa-yı muhakkıkin o sermedi zevki söze sığdırmak, tarif etmek için hususi bir lisan ile konuşmuşlardırki onun adına tasavvuf denir.
Bir velinin kapısına gelenler ve onu tasdik edenler asla mahrum olmazlar. Ama Allah dostlarını tanınıyabilmek için mücevverden anlıyan sarraf olmak gerek.
Asıl mesele biat edilen kamil insan vesilesiyle, Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) Efendimizi tanımaktır. O'nu kabul etmekten maksat ise Allah Teala'ya itaattir. Bu tevhide uzanan yoldur. Tevhiddeki inceliği anlamak için, bir mürşidin terbiyesi altında bulunmak gerekir. devamı--->
Tarikatın birinci şartı: Kalbi Allah’tan gayrisinden tamamen temizlemektir. İkincisi: Namazda tahrîme makamına kaim; mecrasına cari olan kalbin zikrullah ile istiğrakıdır. Üçüncüsü: Cenab-ı Hakk’ın muhabbetinde tamamen fâni olmakdır. Dördüncüsü: Zaruret olmadıkça konuşmamaktır. Zîrâ Afât-ı lisan pek çoktur; gıybet, nemîme, hümeze, lümeze, kizib, iftirâ, istihzâ gibi.devamı-->
Akıl, ruhun dili ve basiretin nurudur. Ruh için basiret kalbin marifeti, lisan ise aklın tercümanıdır. Akıl iyi ile kötünün, güzel in arasını ayırt eden bir kuvve-i kutsiyyedir. Akıllı olan kimse, baki olanı fani olana tercih eder ve seçer. İnsan aklı, hayrı-şerri tefrik eden ve ilimIeri anlayan, sebeplerden neticeleri çıkaran, müessirden eser sahibine intikal eden, çabuk hisseden, düşünme ve anlama kabiliyetidir. devamı--->
E-Posta Adresiniz:
İslam Ve Tasavvuf Grup
http://www.kitsan.com/index.php?do=catalog/product&pid=1266
Yorumlar
ben dünya denen dikenli
ben dünya denen dikenli yolda aciz ve garib bir kulum bizede şu Allah dostlarının talebesi olmak nasib olur inşallah
allah bıze de onlara
allah bıze de onlara uyanlardan eylesın amın
Amin Yarabbel Alemin
Amin Yarabbel Alemin
Amin Yarabbel Alemin
"La ilahe illallah ala muradillah"
"La ilahe illallah ala muradillah"