Skip to Content

Kulların nefsânî arzu ve cehâlet felâketinden kurtulmaları ve ma’rifetle kendilerini yetiştirebilmeleri için sadece ilmi çalışmalar yapmak veya kitap okumak kâfi değildir. Muhakkak bir âlim-i âmilin, bir mürebbî-i kâmilin halaka-i tedrîs ve terbiyesinde bulunmaları zarûreti açık bir hakikattır. Bu tedrisin nihâyetinde mürşidi kâmil yetiştirdiği ehliyet ve liyâkat sahibi hulefâlarına, ruhâni işaret ve mânevi emirle icâzetnâme diye de bilinen tahkik beratı verir. devamı--->

FUSUS-EL HİKEM

ŞEYH MUHYİDDİN İBN-İ ARABİ
Çeviri: Ersin Balcı
ÖNSÖZ

Rahman ve Rahîm olan Allahın adıyla. Her ne kadar ümmetlerin çeşitliliğinden dolayı dinler ve mezhepler birbirinden farklı ise de; hikmetleri, dosdoğru yolun ahadiyeti ile ilk makamdan (yani, ahadiyet mertebesinden) kelimelerin (yani, herbiri Rahmanın Nefesi ile yaratılan birer kelime olan bütün mevcudatın) kalpleri üzerine indiren Allaha hamdolsun. Ve Allahın rahmeti ve selamı, ihsan ve cömertlik hazinelerinden sözün en doğrusu ile himmetlere yardım eden Hz. Muhammede (sav) ve onun ailesi üzerine olsun. Bundan sonrasına gelince, 627 yılında Muharrem ayının sonlarına doğru Şam kentindeyken, rüyamda [mübeşşire] Resulallahı (sav) gördüm. Elinde bir kitap vardı ve bana şöyle buyurdu: Bu kitap, Fusus el-Hikemdir. Bunu alıp insanlara götür ki ondan faydalansınlar. Ben şöyle dedim: İşitip itaat edilecek olan, Allah ve Resulü ve aramızdaki emir sahipleridir ve biz de emrolunduk. Dolayısıyla, bu kitabın herhangi bir fazlalık veya eksiklik olmaksızın, Resulallahın (sav) bana getirdiği sınırlar içerisinde ortaya konması için isteneni yerine getirdim ve niyetimi arılaştırdım ve kendimi (nefsanî) yönelim ve istemlerden yalıttım. Ve Allahu Tealadan bu kitabı ortaya koyarken ve bütün hallerimde beni şeytanın söz geçiremediği kullarından kılmasını; parmaklarımın yazdığı ve dilimin söylediği ve kalbimin içine aldığı bütün herşeyde ilahi korumayla, beni, kalbimin tabiat alemine dönük yüzünde [ru-i nefsî] ahadiyet mertebesinden gelen ilhamlara [ilka-i Subbuhî] ve ruhun üflenişine özgülemesini; bu şekilde, kendi hükümlerimi dayatıcı değil yalnızca tercüman olmayı; öyle ki, kalb sahibi olan ehlullahtan bu kitabı anlayan kişinin, onun aldatıcı nefsin garazlarından münezzeh bulunan takdîs (yani, ahadiyet) makamından indiğini mütehakkık olmasını istedim ve bunun için duacı oldum. Ve Hak Tealanın duamı işittiğinde, seslenişimi kabul etmesini umarım. İmdi ben, ancak bana verilen şeyi verdim. Ve ben bu kitap içerisinde, ancak benim üzerime inen ilmi indirdim. Ve ben nebi değilim, resul de değilim; yalnızca ahireti için çalışan bir vârisim. İçindekileri görmek için linklere tıklayınız.

ÂDEM KELİMESİNDEKİ HİKMET-İ İLAHİYYE

ŞİT KELİMESİNDEKİ HİKMET-İ NEFESİYYE

NUH KELİMESİNDEKİ HİKMET-İ SUBBUHİYYE

İDRİS KELİMESİNDEKİ HİKMET-İ KUDDUSİYYE

İBRAHİM KELİMESİNDEKİ HİKMET-İ MÜHEYYEMİYYE

İSHAK KELİMESİNDEKİ HİKMET-İ HAKKİYYE

İSMAİL KELİMESİNDEKİ HİKMET-İ ALİYYE

YAKUB KELİMESİNDEKİ HİKMET-İ RUHİYYE

YUSUF KELİMESİNDEKİ HİKMET-İ NURİYYE

HUD KELİMESİNDEKİ HİKMET-İ AHADİYYE

SALİH KELİMESİNDEKİ HİKMET-İ FÜTUHİYYE

ŞUAYB KELİMESİNDEKİ HİKMET-İ KALBİYYE

LUT KELİMESİNDEKİ HİKMET-İ MELKİYYE

ÜZEYİR KELİMESİNDEKİ HİKMET-İ KADERİYYE

İSA KELİMESİNDEKİ HİKMET-İ NEBVİYYE

SÜLEYMAN KELİMESİNDEKİ HİKMET-İ RAHMANİYYE

DAVUD KELİMESİNDEKİ HİKMET-İ VÜCUDİYYE

YUNUS KELİMESİNDEKİ HİKMET-İ NEFSİYYE

EYYUB KELİMESİNDEKİ HİKMET-İ GAYBİYYE

YAHYA KELİMESİNDEKİ HİKMET-İ CELALİYYE

ZEKERİYA KELİMESİNDEKİ HİKMET-İ MALİKİYYE

İLYAS KELİMESİNDEKİ HİKMET-İ İNASİYYE

LOKMAN KELİMESİNDEKİ HİKMET-İ İHSANİYYE

HARUN KELİMESİNDEKİ HİKMET-İ İMAMİYYE

MUSA KELİMESİNDEKİ HİKMET-İ ULVİYYE

HALİD KELİMESİNDEKİ HİKMET-İ SAMEDİYYE

MUHAMMED KELİMESİNDEKİ HİKMET-İ FERDİYYE



Anket

SİTEMİZİN İÇERİĞİ HAKKINDAKİ DÜŞÜNCENİZ NEDİR?:

ARŞİV LİSTESİ