Skip to Content

Zikir

Zikir, Peygamberimizin Allah’ı Zikredişi ve Zikir Çeşitleri

 

Zikir, bir şeyi unutmamak, hatırda tutmak, şânı yüce Allah’ı yüceltmek, takdis, tesbih, tevhid ve kendisine mahsus bütün hamd sıfatları ile onu senâ etmek demektir.

Zikir iki türlüdür: Dil ile zikir ve kalp ile zikir.

Zikir Allah’a Yaklaşmağa Vesiledir

 

Peygamberimizin açıkladıklarına göre şânı Yüce Allah “Ben, kulumun zannı indindeyim. Hakkında, inancına göre işlem yaparım. Kulum, beni zikrettiği zaman, ben onun yanındayım. Eğer o, beni, kendi nefsinde zikrederse, ben de onu, kendi nefsimde zikrederim. Eğer o beni bir topluluk içinde zikrederse, ben de onu, içinde zikrettiği topluluktan daha hayırlı olan bir topluluk içinde zikrederim.

Allah’ı Zikredenle Etmeyenlerin Misali

 

Peygamberimiz buyururlar ki: “Rabbini zikredenle, zikretmeyenin misali diri ile ölüye benzer!”

“İçinde Allah zikredilen ev ile içinde Allah zikredilmeyen evin misali, ölü ile diri gibidir!”

[1]

Zikir Meclisindekilere Müjde

 

Enes bin Mâlik: “Resûlullah Aleyhisselâm ‘Hiçbir cemâat yok ki toplansınlar, Allah’ı zikretsinler ve bunda, Allah’ın rızasından başkasını istemesinler de semadan bir seslenici, kendilerine günahlarınız, hasenelere çevrilmiştir ve sizler, mağfiret edilmiş olarak kalkınız! diye seslenmiş bulunmasın!’ buyurdu.” demiştir.

Zikrin Efdallerinden Bazıları:

 
 

Cabir bin Abdullah’ın, Peygamberimiz den rivayetine göre “Zikrin efdal ve üstünü (Lâ ilâhe illallah), duanın ekmel ve üstünü de (Elhamdü lillahdır).”

[1]

Zikir Adabı

 

         Zikir yapılacağı zaman ağız misvaklanır, temizlenir. Kötü kokulu ağızla zikredilmesi mekrûhtur. Fakat haram değildir. Zikir tenha ve temiz bir yerde yapılır. Yüce Allah, güzel ve temiz yerlerden başka yerlerde zikredilmez. Zikrin mescid vesair şerefli yerlerde yapılması tercih edilir. Zikir, hutbe, namaz kıyamı ve uyuklama hâlleri dışında her zaman yapılabilir.

ZİKİR

Zikrin önemini Rasûl-i Kibriya sertâc-ı enbiya efendimiz şöyle beyan eder:

 

وعن أبى موسى رَضِى اللَّهُ عَنْهُ. أن النبىّ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قالَ: مَثلُ البيتِ الذي يُذْكَرُ اللَّهُ فِيهِ والبيتِ الذي َ يُذْكَرُ اللَّهُ فيهِ مَثلُ الحَىِّ وَالمَيِّتِ

ŞÜKÜR ve ZİKİR

Eş-Şeyh İmâmü’l-Hümâm İbni’l Ammadi’l-Hanbelî rahimehullah fıkıh kitabında der ki: “Tefekkür, nâfile namazdan ve oruçtan efdâldir. Zikir kalplerin râyihası mesâbesindedir. Zikir sebebiyle mahbûba ünsiyet hasıl olur.”

EHL-İ ZİKRİN FAZÂİLİ

Ebû Hureyre (r.a)’dan mervîdir ki: “Allah Teâlâ hazretlerinin bir takım melâikeleri vardır ki vazifeleri ehli zikri aramaktır. Zikir yapan cemâatı bulduklarında yek diğerine nidâ ederek “Geliniz aradığınız buradadır” diye toplanırlar. Tâ semâya kadar o mevkîyi kanatlarıyla çevirirler. Allah Teâlâ hazretleri ehl-i zikrin ibâdetlerini melâikeden ziyâde bildiği halde melâikeye hitaben “Ey melekler, benim kullarım ne diyorlar?” diye sual buyurur. Melekler de “Ya Rabbenâ o kulların seni tesbih, tekbir, tahmid ve temcîd ediyorlar” derler.

İçeriği paylaş