Skip to Content

Yavuz Bahadıroğlu

Sultan Abdülhamid’in Kadir Gecesi Alayı

Yavuz Bahadıroğlu - Vakit

İman, mekân, Ramazan

Yavuz Bahadıroğlu - Vakit

Hatırlayamadığım bir tarihte, hatırlayamadığım bir yerde yazmış olsam bile, şimdi yeri geldiği için hikâyemi tekrar yazacağım…
1967 ya da 68 yılıydı… Köyde bir ev yapmaya karar vermiş, yerini belirlemiştik. Fakat mevcut arsa hayallerimin evine dar geliyordu. Yetmez gibi, rahmetli babam “Evin yönü ille de kıbleye dönük olacak” diye tutturmuştu. Bu durumda arsa daha da daralıyordu. Bu yüzden rahmetliye itiraz ettim: “Evi kıbleye döndüreceğimize kendimizi döndürsek olmaz mı?”

Osmanlı mutfak kültürü

Yavuz Bahadıroğlu - Vakit

Hocalara Ramaza’na ilişkin olarak genelde fıkhı sorular sorulur. Bendenizin payına ise Ramazan’ın tarihsel boyutunu anlatmak düşer. Bu arada mideye ilişkin farklı meraklar da oluşur tabii.
Bu çerçevede bazı dostlarımız padişahların ne yeyip içtiğini merak etmişler. örneğin Isparta’dan İzzet Mert bunu soruyor: “Padişahlar ne yer ne içerlerdi? Bugün yediklerimiz o günlerde de var mıydı?”
Bu da bir merak işte...

Ramazan karşılaması

Yavuz Bahadıroğlu - Vakit

Osmanlı asırlarında Ramazan, tıpkı şimdi olduğu gibi, mü’minler tarafından coşkuyla karşılanırdı...
Ama tabii dönemin şartlarından kaynaklanan bazı farklar vardı. Mesela marketler olmadığı için, Ramazan’a on, onbeş gün kala Ramazan alışverişi yapılır, kiler Ramazanlıklarla doldurulurdu.
Sonra çamaşırlar yıkanır, köşe bucak süpürülür, tahtaları fırçalanır, evler Sultan misafirliğe gelecekmiş gibi hazırlanırdı.
Bir anlamda gelmesi beklenen de bir sultandı: Onbir ayın sultanı!

Yavuz Bahadıroğlu İle Seyyid Muhammed Raşid Hz. ve Allah Dostları Hakkında Mülakat

Yavuz Bahadıroğlu İle Seyyid Muhammed Raşid Hz. ve Allah Dostları Hakkında Mülakat
FEYZ: Efendim, tarihteki Allah Dostlarının fetihlerdeki rolü ve etkinliği ne olmuştur? Bu fetih nasıl bir fetihtir? Allah Dostları, neyi nasıl fethediyorlar? İnsanlar da nasıl bir değişim oluyor? .

Her İbadet Bir Öğüttür

Batı felsefesi, hayatı salt bir “yarış ve tırmanış” olarak görürken, “kader”e yol veren İslam tefekkürü, hayatın “yarış” ve “tırmanış” olduğunu kabul etmekle birlikte, insanın “eşref-i mahlükat=yaratılmışların en yücesi) kimliğine ve insanın yaratılış hikmetine daha yakışan bir ekleme yaparak der ki: “Hayat bir yarış, tırmanış ve yakarıştır(dua-kulluk-ubudiyet)”
İşte buradan hareketle, bir yazımda şöyle bir söz sarf etmiştim: “Kimsenin yüreğine ve emeğine basmadan tırmanmalı.”

Sevmeyi bilmeyen hoş görmeyi bilmez

Fransız gezgin Brayer’e göre, Osmanlı insanı yabancılara (Türkiye’yi görmeye-gezmeye gelen Avrupalılara) “misafir” gözüyle bakar, onları asla küçümsemez, farklı davranışlarına asla gülmezdi.
O kadar müsamaha gösterirlerdi ki, ibadet konusunda son derece titiz olmalarına rağmen, ibadet esnasında camiye girmelerine bile göz yumarlardı.
Şimdi birbirimize müsamaha göstermiyoruz.

Ezana Özgürlük

Yavuz Bahadıroğlu - Vakit
ybahadiroglu@vakit.com.tr

17 Haziran 1950 tarihi, ezanın, tam 18 sene süren yakıcı bir ayrılıktan sonra, tekrar “Muhammedî” kimliğine kavuştuğu tarihti (1950). Araya başka konular girdi, değinemedik.
Memlekette açlığın, yokluğun, envai çeşit yoksulluğun kol gezdiği yıllarda, dönemin tek siyasi hareketi olan CHP, ezanı Türkçeye çevirmişti. Güya “Herkes ezanın manasını anlayacak”tı.

“Zalimler için yaşasın cehennem!”

Yavuz Bahadıroğlu - Vakit
ybahadiroglu@vakit.com.tr
2008-06-07
“Zalimler için yaşasın cehennem!”

Boğulmasını bekleyenler, bir de baktılar ki, Hazret-i Nuh tufanın ortasında sapasağlam...
Yanmasını bekleyenler, bir de baktılar ki, Hazret-i İbrahim Nemrut ateşinden gülümseyerek çıkıyor...
çölde ölmelerini bekleyenler, bir de baktılar ki, Hazret-i Hacer ile oğlu Hz. İsmail Mekke çölünde ölmemiş, kendilerine ikram edilen zemzemi içip hayatlarını devam ettiriyorlar...

Ayasofya, ah Ayasofya!

Yavuz Bahadıroğlu - Vakit
ybahadiroglu@vakit.com.tr
2008-06-03

1 Haziran tarihi, Ayasofya’da ilk Cuma namazı kılınışının 555. yıldönümüydü. Başka konular araya girdiği için günü gününe yazamadık. Ama tümüyle ıskalamak ahlâki olmayacaktır. çünkü Ayasofya bir “sembol mabet”dir. Fethin kalbidir.

İçeriği paylaş