Skip to Content

Hâce Bahaeddin Nakşibendi (K.S)

HOCA BAHAEDDİN NAKŞİBEND (K.S)


Hicrî 718 senesi Muharrem ayında dünyaya geldiler. Azizan lâkabiyle meşhur Hoca Ali Ramitenî Hazretlerinin vefatı 721 ta­rihinde olduğuna göre demek ki onun devrinde vücuda geldiler. Doğdukları ve defnedildikleri yer «Kasr-ı Ârifan» isimli köy.. Ariflerin sarayı mânasına «Kasr-ı Ârifan» adını taşıyan köy Buhara'ya l fersah mesafede..

Evliya Müjdesi

Abdullah S. DEMİRTAŞ • Nisan 2008

Evrad-ı Bahaiye

Süleyman KÖSMENE

Evrâd-ı Bahâiye, Bahâeddin Şah-ı Nakşıbend Hazretlerinin Peygamber Efendimiz’in (asm) manevî ruhaniyetinden mânâ âleminde ders aldığı kuvvetli ve tesirli bir duâ metnidir. Bedîüzzaman Hazretleri genellikle “Evrâd-ı Kudsiye” nâmıyla andığı bu duâ metni için, “Şah-ı Nakşıbend’in kudsî bir evrâdıdır ki, Hazret-i Peygamber Aleyhisselâtü Vesselâm’dan âlem-i mânâda ders almış”1 demektedir.

BİR KALP BİR SEVGİ...


Şah-ı Nakşibend k.s. Hazretleri anlatır:

Seyyid Emir Külal k.s. Hazretleri'ni görme arzusu gönlümü sarmıştı.Onu bir kez daha görebilmek için Nesef şehrine doğru yola koyuldum.Ciran Ribatı'na ulaştığımda,elinde uzun bir sopası ve başında da keçeden yapılmış bir külahı bulunan bir atlıyla karşılaştım.Bu kişi bana yaklaştı,elindeki sopasıyla bana hafifçe dokunup:

-Halil'i gördünmü,diye sordu.

YARIN NE OLACAĞINI ALLAH BİLİR

Şükür Yâ Rabbi Elhamdülillah, Allah bizi şükreden kullarından eylesin.

"Tarikatuna sohbetun ve hayru fi cemiyye"

HACE BAHAEDDİN NAKŞiBENDİ ŞEMALİ VE HALLERİ

Hace Bahaeddin Nakşibendi Hazretleri orta boyluydu. Fakat kısa boylu gibi görünürdü. Mübarek sakal-ı şerifleri kır idi. Beyazı siyahindan daha fazlaydı. Mübarek yüzleri değirmi olup, yanakları kırmzıya yakındı. İki kaş arası açıkdı. Bıyıkları düzgün ve kırkıkdı. Gözleri sarı renk ile ela renk karışık olan kestane renginde idi. Ne hızlı, ne de ağır yürürdü. Konuşmaları Hazret-i Hatemül Enbiya Efendimiz gibi tane tane ve muhatablarına dönmüş, oldukları halde olurdu.

HACE BAHAEDDİN NAKŞiBENDİ HZ. ANLATIYOR

Cezbe gelip kararsız düstüğüm günlerde Buhara'da dolaşır bazı büyük evliyaullahın kabr-i şerifini ziyaret ederdim. Bir gece hangi kabri ziyareete gittiysem baş ucunda bir kandilin yandığını gördüm. Yanan kandillerin yağ fitilleri vardi. Lakin şevksiz yanıyorlardı. Eğer fitilleri çıkanrıp ihtimamla islah edilse ziyaları artacak ve parlak ışık verecekdi. Ben ise kandilleri o halde bıraktım.

REŞEHAT KiTABININ MÜELLİFİNİN BEYANI

Hace Mahmud İnciri Fağnevi Kuddise sırrahu Hazretlerinden Hace Seyyid Emir Külal Hazretlerine gelinceye kadar Hacegan Hazeratının hepsi de zikr-i cehri (açık zikir) ile"zikr-i hafiyi (gizli zikir) birlikte yaparlardı. Hace Bahaeddin Nakşibend Hazretleri, zikr-i hafi ile memur olup, zikr-i cehri ile meşgul bulunmazlardı. Bu hal üzerine Hace Emir, Külal hazretlerinin diğer müridleri Emir Külal'a gelerek şikayette bulundular. Emir Külal dahi bunlara hitaben şöyle buyurdu:

ŞÂH-I NAKŞİBENDİ HZ. MÜRİDLERİNDEN BİRİSİ ANLATIYOR

Kasr-ı Ârifan'da bir bostan ekdim. Sulama vakti geldi. Fakat sular kesildi. Bostanı sulayamadım. Yağmur da yağmadı Bostan iyice kurudu. Bu sırada Hâce Hazretleri bostanıma teşrif buyurdu ve bana:

Bostanın sulama vakti geçmiş, dedi.

Ben dedim ki:

Sular kesildi.

Hâce Hazretleri dedi ki:

İçeriği paylaş