Skip to Content

Dr. Münir Derman

HAKK'IN EMRİ

Hakk’ın emri: Nefse ait istek ve arzuların zıddı ve aksidir.

Yalan gürültü yapar. Hakikat sakindir.

Yıldırım, gök gürültüsü duyulmadan evvel çoktan düşmüştür.

Güneşe arkasını dönen, gölgesinin peşinden yürür.

Gayb, görülemeyen değil, görünmeyendir. Bu cümleyi bir-iki defa okuyup düşünmenizi rica ederim.

Sabır, zilleti izzete tebdil eder, bilir misiniz?.. Ruh alemini zeka kadrosuna sığdırmaya çalışmak en büyük beşer hamâkatidir.

Kaynak: wwww.tasavvuf.info

GARİB

Hacı Bektaş-ı Veli hazretlerine bir gün bir garip gelmiş.

“-Ya Sultanım, bana öğüt ver de yapayım.”

“-Hiç yapmadığını yap...” demiş.

Garib, “-Yapmadığım kalmadı. Yok...” demiş.

“-O halde bütün yaptıklarına tövbe et... Sonra gel kulağına bir şey söyleyeceğim...”

Garip adam gitmiş. Bir sene tövbe etmiş. Başkalaşmış, tekrar gelmiş Sultan’ın huzuruna, “-Efendim dediklerini yaptım. Kulağıma birşey söyleyecektin.. Buyurun.” demiş...

ELİNE - BELİNE - DİLİNE

"ELİNE - BELİNE - DİLİNE..."

Hacı Bektaş-ı Veli evlenmemiştir. Bu sözü ile evlidir.

Kadın.

Ev.

Harem.

Aile.

Allah'ın verdiği en büyük nimetlerdir. Dünyada en mukaddes bir ibadet mescididir.

Kadın; ailenin, devletin temeli, evin her türlü ziynetidir.

Kadını sevmek en büyük ibadetdir. Bu formül Resulullah'ın bildirdiği İslâm’ın vahdet ve birlik ilahi sembolüdür.

Erkek, kadının kölesi olursa; kadın erkeğin cariyesi olur. Erkek, kadının kölesi olmak mecburiyetindedir.

ANADOLU'NUN ÜÇ "HACI"SI

Anadolu'da hacılık ve veliliklerini aşikâra vuran ve ilan eden üç büyük güneş vardır: Hacı Bektaş-ı Veli, Hacı Bayram-ı Veli, Hacı Şaban-ı Veli...

Bu merkezler Anadolu'nun manevi gücünün menbalarıdır. Onların ve onların yetiştirdiği büyüklerin manevi kudret ve dualarıyla duruyoruz.

Kabirlerini ziyaret ediniz. Orada arşa yükselen pencereler görebilirsiniz.

Boş taraflarınızı onların haykırdığı "ALLAH" ile doldurunuz.

Ruhaniyet-i Resulullah ile yıkanınız. O zaman ne ölür, ne kurur, ne yıkılırsınız.

KARADUT

KARADUT

Y E M İ N

YAZILMAMIŞ SIRLARIN İLKİ
YAZILACAK SIRLARIN SONU

MÜNİR DERMAN (ks)
 

 
YEMİN: İnsanın mânevî varlığının, lekesiz, dürüst köşesinden hakikati söylemenin en büyük mukaddes şâhid olarak gösterdiği ke­lâmdır.
Bütün insanlarda bu mevcuttur.
Sözle, hareketle, işaretle tezâhür eder.
En asil kudsalından başlıyarak muhtelif şekil ve sözlere bürünmüş­tür.

Dr. Münir Derman


1910 yılında Trabzon'da annesi Şehvar Hatun ve babası Ahmed Rasim Efendi'nin ailesine doğdu, Baba tarafından büyük dedesi Kafkasya'dan Şeyh Şamil, ana tarafından büyük dedesi Hâcegân silsilesine mensub Ahmet Ziyaeddin Gümüşhanevi'dir. Büyük ninesi yöresinde "evliya kadın" olarak bilinen Gül Hatun'dur.

Trabzon'da 4 yaşından itibaren Buharalı hocası Ömer İnan Efendi'nin manevi eğitiminde ilerlemiş ondan feyz almış, 9 yaşında hafız olmuştur.

KABİR TAŞIM

DR. MÜNİR DERMAN

DR. MÜNİR DERMAN

Kabirleri Ankara'nın 15 Kilometre kuzey batısında Memlik köyündedir.

ALLAH DOSTLARINDAN HATIRALAR

Öyle hâtıralar var ki bende, insanı yerinden sarsar... Geçenlerde bir mektup aldım, levha halinde.. 80 lik bir îhtiyar muhteremden: Halimi merak etmis, görmeden.. Dua ediyor bana, Islâm dilinden...

Bana hocam söylemisti, yıllarca evvel.. Seni ancak ben görebilirim... Bakası göremez... Niçin der gibi mübarek gözlerine baktım.. Gülerek bana:

- Görünmezsin de ondan... demişti..

BİR RÜYA

Rüyamda Kâbe’yi tavaf ediyordum.

Sarıya meyyal beyaz sakallı cüsseli ve gayet küçük gözlü bir zat sağ omuzuma dokundu...

“Oğlum! Sana bir gün soracaklar, Kâbe nedir? Cevabın şu olsun... Kâbe: Kevni hakikatlerle ilâhi hakikatlar arasında bir geçit... Görünenlerle görünmeyenler arasındaki geçit... Onun için namazda ilâhi hakikatlerin zuhuruna vatan olan Kâbe’ye dönmek lâzımdır.

İçeriği paylaş


İLAHİ & ZİKİR

Anket

SİTEMİZİN İÇERİĞİ HAKKINDAKİ DÜŞÜNCENİZ NEDİR?:

ARŞİV LİSTESİ

Hz. Pİr Mevlana

Restoran, kafe, çay bahçesi, otel,
halıcı, kasap, döviz bürosu çoğunlukta
olmak üzere farklı iş yerlerinin özellikle
''Mevlana'' kelimesini kullanmaları bizi
rahatsız etmektedir, rahatsızlığımızın sebebi
ise isim olarak bilinen aslen sıfat olan
kelimenin taşıdığı anlam ve önemi idrak
edilmeden ticari faaliyetlerde kullanılması
ve bunun devamı olarak kelimenin taşıdığı asıl
manevi değerini kaybetmeye başlamasıdır.
--->> Devamı