Mİ’RAC  NAMAZI

 

Yirmi dört saatte bir defa iki rek’at olmak üzere bazı guruplar tarafından kılınan bu namazın da çok büyük özellikleri vardır;

 

“Namaz mü’minin mi’racı’dır” buyuran Efendimiz, gerçek namazın, sahibini her halde bir yerlere getirmesi lazım geldiğini ifade etmiştir.

 

Ömrünün epey bir zamanım namaz kılarak geçiren kimse, bu zaman zarfında kendisinde ruhsal bir gelişme meydana gelmemişse, geriye dönüp ne yaptığına bakması lazım gelmektedir.

 

Acaba: Kılınan namaz gerçekten hakkıyla yapılan ibadet mi?...

yoksa sıradan yapılan adet hükmünde bir iş mi?..

 

Bu öz eleştiriyi acilen yapıp, yerimizi tespit edip gereğini yerine getirmek dünya ve ahret hayrımıza olacaktır.

Namaz,      “dinin direği”dir,

Namaz       “mü’minin mi’racı”dır.

Namaz       “uykudan hayırlıdır”, ve diğerleri gibi.

Ayet, ha­dis, dini hükümlerle bir çok defa hatırlatılan bu muhteşem ibadeti, kendine yakışır bir şekilde ifa etmeye çalışalım. Böylece mi’raclarımızı oluşturmuş olalım.

 

Namazın sadece şekli ve zahir ifadeli olmadığım, an­layıp baştan beri çok azını ifade etmeye çalıştığımız özellikleriyle oluşturmağa çalışalım imkanımızı kısaltmaktadır.

 

Her geçen gün Mantığı ve gönlü çalışan her ibadet ehli bunları ve bunların çok daha değişik, daha derin başka, başka özellik ve güzelliklerini ortaya çıkarıp yaşayacak du­rumda dır. Bunlar bir zevk işidir. Genel bir hüküm değildir irfani ve zevkidir, kimseyi bağlamaz.

 

Bir de  “Surei Kevser” (108/2) de

 fesalli li’rabbike 

artık/bu halde rabbin için salat/namaz kıl

“Rabbin için namaz kıl” ayetine kısaca bakalım ve yaptıklarımızla karşılaştıralım.

Acaba bu işleri

gerçekten menfeat beklemeden Rabbimizin rızası için mi yapıyoruz?....

yoksa nefsimizin rızası için mi?...

yani gelecekte nefsimize menfaat temini için mi?...

 

Efendimiz, bir başka yönden namazın değerini be­lirtmek için,

“iki rek’at namaz dünya ve dünyada olan şeylerden hayırlıdır”

buyurmuşlardır.

 

Bu hadis-i şerifi Hz. Mevlana “FİHÎ MA FİH” inde Milli eğitim 1985 baskısı 31 inci sayfasında izahını yapmıştır dileyen oraya ba­kabilir.

 

Risale-i Gavsiyede de buyruldu:

[ Dedim ki;

- “Ya Rabbi, hangi namaz sana daha yakındır.”

- “O namaz ki içinde benden başkasının kal­madığı, kılanın onda kaybolduğu namazdır.” ]

 

Burada küçük bir hatıramı da yazmadan geçemiyeceğim.

(15/12/1984) senesi Mevlana ihtifali se­bebiyle Konya’ya gitmişük, bu arada Hz. Şems’i de ziyaret etmiştim. Orada bir miktar namaz kıldıktan son­ra, Hz. Şems’in ruhaniyetine yinelip bir takım sorular sormuştum. Bunlardan bazıları şunlardı.

Soru: “Keşfin açılması nasıl olur?”

Cevap: “Ortada kapalı yok ki açılması olsun, sen or­tada var oldukça kapalısın, sen kalkınca iş biter.”

 

Soru: “Salat nedir?”

Cevap: “Salat bir andır. Ezel ve ebed söz konusu ol­mayan bir andır. O da tek varlığa mahsus, tek varlığın alemdeki çokluk şeklinde görünen tek hareketidir.”

 

Sözlerinden biri. “Hür ol, hürlerle ol, hürlükle yaşa” İla ahır...

Rasullüllah S.A. efendimiz, miraca çıktığında, kendisine bütün perdeler açıldı; ancak bir perde kaldı... O bir perdenin açılmasını dilediği zaman kendisine:

- “Dur, Rabbin namaz kılıyor...” dendi *(16)

 

*(16) Adülkerim Ceyli “İnsan-ı Kamil” Sayfa 67.

 

Bunu bizzat Rasulüllah S.A. efendimiz anlatmıştır.

Bu olay büyük bir sırdır, ancak yaşamak suretiyle anlaşılır. Yeri olmadığından izahına geçmedik.

 

Cenab-ı ALLAH’tan niyazımız kullarım gafletten kurtarıp kendine ve habibine yaraşır bireyler olmalarımızı mümkün kılmasıdır.

 

Bu mevzuumuzu da burada bitiriyoruz. Okuyanlara, bir miktar hareket verebildikse bahtiyarız. Cenab-ı Hak hazmını ve anlama gücünü versin, çalışmak bizden, yardım ondan dır.