SEYYİD ABDÜLKADİR GEYLANİ HAZRETLERİNİN GÜZEL HALLERİ

Seyyid Abdülkadir Geylani fakir ve çocuklarla oturmayı çok sever ve onlarla konuşmaktan zevk duyardı. Yolda kime rast gelirse ona selam verir, ondan selam alırdı. Rast geldiği kimse fakir ise üzerindeki elbisesini çıkarıp ona verir ve daha başka ne gibi ihtiyaçları olduğunu sorardı.
Kibirli ve gururlu kimselerden asla hoşlanmaz, onlarla asla ülfet etmezdi. Devlet kapısında çalışan kimselerle pek dost olmaz ve onlardan uzak kalmağa çalışırdı. Hayatında vezir vezir sultanın kapısına bir defa olsun gidip onlardan bir istekde bulunmadı. Onlara yaranmak için hiç bir çare ve desiseye basvurmadı. O, sadece Cenab-ı Hak ve ekmelittahiyya Hazret-i Fahri alem Efendimizin rızasını tahsil için çalıştı.
Şöyle anlatıyor:
Irak'ın çöl ve harabelerinde yirmibeş yıl tek başıma kaldım Hiç kimseyle tanışmadım ve tanışma da istemedim. Zaten kimse de beni tanımazdı. Ara sıra gaipden yanıma bazı kimseler cinniler gelir, gerçek yolu sorarlardı. Ben de onlara HAKka giden yolu tarif ederdim: Irak'a ilk girdiğimde Hazret-i Hızır Aleyhisselam ile karşılaştım. Ben onu tanımıyordum. Fakat o, bana kendisini tanıttı. Ve kendisine muhalefet etmememi bildirdi Kabul ettim. Sonra bana:
- Şurada otur ve beni bekle, dedi.
Dediği yerde oturdum ve üç yıl bekledim. Bu üç yıl zarfında bana üç defa uğradı. Fakat bu uğrayşları çok kısa oldu. Her gelişinde bana:
- Ben gelinceye kadar beni bekle, derdi.
***
Seyyid Abdülkadir, Taylasan bırakır ve kumaşın iyisinden elbise giyerdi. Dişi katıra biner, eğer örtüsünü kaldırtırdı. Yüksek kürsü üzerinde hitap buyurur, yüce hitapları süratli okurdu. Ağzından bir kelime çıkacak diye herkes pür dikkat kesilerek dinler, bir şey emir buyurduğunda derhal yerine getirilirdi.
Gavsül Azam Sultan Abdülkadir Hazretlerinin Cuma günü camiye gidecekleri saatte halk sokaklara dökülür ve onu vesile ederek Cenab-ı Haktan hacetlerini isterller, dileklerine delalet buyurmasını suret-i mahsusada rica ederlerdi.
Hazret-i Gavsül Azam için Cenab-ı Hak indinde bir derece şöhret, heybet, hasene ve dilediğini kabul etme var idi ki; tarifi mümkün degil. GavsüI Azam Abdülkadir Hazretleri bazi hallere aşk-i ilahiye gark ve envar-i ilahiye müstağrak idi ki; Mevlana Nureddin Abdurrahman Canai'nin telif eseri olan "Nefahatül Üns Min Hazeratül Kuds" adli kitapda beyan buyrulduğu üzere mesela kırk kile buğday ekmeği ile iki öküz etini yiyip kuvvet-i kudsiyeleri ile haz ve mahvederdi. Ve iki sene hiçbir şey yemeyip ayak üzerinde Cenab-ı Hakkin hu'zurunda duruş ve sonra Hazret'i Hızır Aleyhisselam gelip beraber süt içmişlerdi.
Hazret-i Abdülkadir ekseri gün oruçlu olurdu. Erbabinin malumu olduğu üzere tarikata girmiş bir yol tutmuş kimselerin kalplerinin duyğu ve hassaları LA HAVLE VELA KUVVETE İLLA BİLLAH iledir. Ve aşıkların kalplerinin duygu ve hassaları da La ilahe illallah iledir. Gavsül A'zam Sultan Şeyh Abdülkadir Hazretleri bir sene kadar ayak üzerinde ibadet ve Batini ilimIerle meşgul iken Cenab-ı Hakdan şu merkezde emir ve ferman geldi:
- Ya Gavsül A'zam! Bunca zamandır meşakkat ve eziyete nefsini alıştırmış, kıyama durmağı adet haline getirmişsin. Bunun sebebi nedir? Hazret-i Bazül 'Esşhep Sultan Abdülkadir şu yolda münacaatda bulundu:
Her şeyi bilen ve hacetlerine yerine getiren Ya Rabb! zat-ı uluhiyetine ne malum değildir ki; zat-i ecellü sübhaniyenin mahbub ve aşıklarıyla alemin yüzü uzun uzadiya doludur. Buna binaen ayağımı uzatmama edebe aykrı olduğundan utanıyorum.
Bu hal üzerine Cenab-i Hak o vakit:
- Ya Gavsül Azam ayağını diğer Evliya-i Kiram kaddesallahü esrarehüm hazeratinin omuzları üzerine koy! diye kati ferman buyurdu. Cümle evliya-i kiram hazerati omuzlarını uzatıp Şeyh Abdülkadir Hazretlerinin mübarek ayakları kendi omuzlarına koymalarını arzuladılar.
***
Cenab-ı Gavsül Azam Hazret-i Sultan Şeyh Abdülkadir Geylani hiç nazırı, benzeri olmayan bir büyük veli idi. Kendisinde ilim tevazuu,-aşk, harikulade haller görünürdü. Aktab-ıerbaa (Dört kutup)dan biri idi. Bunlar Abdülkadir Geylani Ahmed-i Rufai, İbrahim Düsüki ve Ahmed-i Bedevi'dir.
Hazret-i Ahmed-er Rufaiden keramet, İbrahim Dusukiden ilim,Ahmed-i Bedevi'den aşk tecelli etmis idi. Cenab-ı Gavsül Azam Hazret-i Abdülkadir Geylani'de ise ilim, keramet, ask olmakla beraber imdada koşma, koruma, dediğini kabu etttirme kuvveti fazlaydı. Kendisini imdada çağıranlara kuvve-i ilahiyye ile bir hızır gibi yetişirdi. Bugün bile ruhaniyetinden istimdat olunur.
***
Ebi Medyen Şuaybül Dekali ~Radiyallahü Anh Hazretleri buyuruyor ki:
- Ben Hızır Aleyhisselam'a bir gün mülaki olarak mağrip maşrıkdan, meşayihden ve daha sonra Hazret-i Gavsül Abdülkadir Efendimizden sorduğumda Hızır Aleyhisselam;
-" Hazreti Gavsü Azam Cenab-i Abdülkadir İmam-ı Sıdıkiyn, Hüccet-i Aliyyil arifiyn ve Ruh-u marifetdir. Evliya-ı kiram beyninde şanı ali, gavsiyeleri azidir, diye buyurdu.
Şeyh Seyyid Abdülkadir Geylani Hazretlerinin 49 evladı olmuşdur. Bunların yirmiyedisi erkek, yirmiikisi kızdir. Bunlar içinde Abdürrezzak ve Abdülvehhab çok meşhurdur.
Hazret-i pir zamanın en büyük alimi ve en büyük adamıdır. Lakapları Muhyiddin, Gavsülazam, Sultanül Evliya, Kutbul Azam, Kutbür Rabbani, Baz-ül Eşheb ve Gavsüssakaleyn'dir.
Gökte oturanlar ona Baz-ül Eşheb ve Gavsüssakaleyn der ler.
Diğer lakaplarını yeryüzündekiler söylerler.
Hazret-i Şeyh Abdülkadir, Hızır Aleyhisselam ve Şeyh Hammad Dabbas ve Ebül Vefa TacüI Arifiyn ve Ebü Salih ile sohbet ettiler.