MERHAMET
- Ana Başlıklar:
وعن أبى سعيد الخدري رَضِيَ اللَّهُ عَنه قال: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : مَنْ َ يَرْحَمِ النَّاسَ َ يَرْحَمُهُ اللَّهُ تَعالى
Ebu Saidi'l-Hudrî radıyallahu anh anlatıyor: Rasûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "İnsanlara merhametli olmayana Allah Teâlâ merhamet etmez."
Peygamberimiz aleyhisselâtü vesselâm:
“Yerdekilere merhamet edin ki, göktekiler de size merhamet etsin.”[2] buyurmuştur.
Cenâb-ı Hak kâdir-i mutlak ve tekaddes hazretleri peygamberimizin yüce şânını Kur’an’da şöyle zikreder:
وَمَا اَرْسَلْنَاكَ اِلَّا رَحْمَةً لِلْعَالَمينَ
(Rasûlüm!) Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.
“Merhamet” Hz. Peygamber’in şiârıdır. Çünkü o, “Merhamet etmeyene merhamet olunmaz.”[4] buyurarak ümmetini rikkat-ı kalb ve güzel ahlâka çağırmıştır. Peygamber efendimiz kendisi için değil Allah için olmak anlamına gelen fakrı da ihtiyar etmiştir. Allahu Teâlâ bütün yeryüzünün hazinelerini teklif etmiş O fakru zarureti tercih etmiştir. Ve yine dâvetine karşı gelen hatta daha ileri giderek mübârek vücûdunu kanrevan içinde bırakan müşriklere beddua etmemiştir.
Kadiri mutlak ve vahidü’-l kahhar olan Allahu teâlâ ve tekaddes hazretleri, hazreti Muhammed aleyhisselam efendimizin mü’min erkek ve kadınlara merhametini Tevbe sûresinde şöyle beyan buyurmaktadır:
لَقَدْ جَاءَكُمْ رَسُولٌ مِنْ اَنْفُسِكُمْ عَزِيزٌ عَلَيْهِ مَا عَنِتُّمْ حَرِيصٌ عَلَيْكُمْ بِالْمُؤْمِنِينَ رَؤُفٌ رَحِيمٌ
“Andolsun size kendinizden öyle bir Peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, mü’minlere karşı çok şefkatlidir, merhametlidir.”
Rahman çok merhamet eden, rahmeti herşeyi kuşatan, ihsanı herşeye vâsi demektir. Rahman’ın rahmeti, ezelî rahmettir. Bu rahmetten iyi de, kötü de, mü’min de, kafir de nasiplenir. Varlıklar zarurî olarak bu rahmetten yararlanıp vücut alanına çıkmışlardır. Her varlık bu rahmetin içindedir. Rahman, bütün mahlukatı merhametiyle büyüten, besleyen, sevk ve idare eden manasınadır. Rahîm ise iradeleriyle çalışanları yaratılış gayelerine götürür. Rahîm sıfatının muhtevasında iki şey mündemiçtir (gizlidir). Birincisi Lütf-u İlâhî, ikincisi ise, Adl-i ilâhîdir.
Cenab-ı Hak Muhammed’i aleyhisselâtü vesselâm rahmet sireti ile bezedi ve O’nun hem bizatihi varlığı, hem iç ve dış ahlâkı halka rahmet oldu. O’nun rahmetinden kendine isabet edenler iki alemde sevmediklerinden ve korktuklarından kurtuldukları gibi, yine iki alemde sevdiklerine ve umduklarına kavuştular.
“Rasûlüllah aleyhisselâtü vesselâm mü’minlere de, kafirlere de rahmettir. Çünkü onlar “kafirler” peygamberlerini tekzib eden ümmetlerin mus’ab oldukları muaccel azabdan masum bırakılmışlardır.” buyurdular.
Fahri Kainat aleyhisselâtü vesselâm ashabına veda ettiği gün şöyle buyurmuştur:
“İki zayıftan sakının. İki zayıfın hakkına riayet edin bunlar, yetim ve kadın”
Ailedeki saadet için asli sebep, eşler arasındaki muhabbet, sevgi, samimiyet, şefkat ve merhamettir. Letafet ve merhamet zaten kadının tabiatındandır.
Bir gün bir bedevi gelmiş, Peygamberimiz aleyhisselâma:
“Siz çocuklarınızı öper misiniz? Biz çocuklarımızı öpmeyiz,” deyince Peygamberimiz aleyhisselâtü vesselâm ona:
“Allah celle celâlühu senin kalbinden merhameti çekip almışsa ben senin için ne yapabilirim ki?” buyurmuştur.
Buhari ve Müslim, Hz. Âişe’den Allah ondan razı olsun naklediyorlar: “Bana yanında iki kızıyla birlikte bir kadın geldi, benden bir şeyler istedi. Ancak yanımda tek bir hurmadan başka hiçbir şey yoktu. Ben de hurmayı o kadına verdim. Hurmayı aldı iki kızı arasında paylaştırdı. Kendisi bundan hiçbir şey yemedi. Sonra kalktı ve iki kızıyla birlikte çıkıp gitti. Bu sırada Peygamberimiz aleyhisselâtü vesselâm geldi. Ona o kadının durumunu anlattım. Buyurdular ki: “Kime imtihan olarak kız evladı verilir de onlara güzel bir şekilde davranırsa o kızlar onunla Cehennem ateşi arasında perde olur.”[9]
Müslim’in Hz. Âişe’den Allah ondan razı olsun yaptığı diğer bir rivayet şöyledir: “Bana taşıdığı iki kız çocuğuyla birlikte yoksul bir kadın geldi. Onlara üç hurma ikram ettim. Anneleri kızlarından her birine birer hurma verdi. Üçüncü hurmayı yemek için ağzına götürürken çocukları onu da istediler. Kadın yemek istediği bu hurmayı iki kızı arasında paylaştırdı. Onun bu hali hoşuma gitmişti. Kadının yaptığını Rasûlullah’a aleyhisselâtü vesselâm anlattım. Buyurdular ki:
“Allah celle celâlühu bundan dolayı o kadına Cennet’e girmeyi vacip kılmıştır. Ya da bu sebeple onu Cehennem’den azad etmiş, kurtarmıştır.”
Ebu Hureyre’den Allah ondan razı olsun rivayet edildiğine göre Peygamberimiz aleyhisselâtü vesselâm şöyle buyurmuştur: “Kimin üç kız evladı olurda onların geçimine, sıkıntıları ve sevinçlerine tahammül ederse Allah celle celâlühu o kimseyi kız evladına merhameti sebebiyle cennete koyar.” Ashabdan biri:
“Yâ Rasûlullah!... Ya iki kız olursa?” dedi. Efendimiz:
“İki kız olursa da böyledir,” buyurdu. Bir başkası:
“Yâ Rasûlullah!... Ya bir kız olursa?” dedi. Efendimiz:
“Bir kız olursa da böyledir,” buyurdu.
Peygamberimiz’in aleyhisselâtü vesselâm rahmeti bütün alemi kuşatacak kadar geniştir. Bu rahmet-i nebeviye kız çocukları yanında kız kardeşleri de kuşatıyordu. Ebu Said El- Hudrî’den rivayet ettiği hadis-i şerif’te peygamberimiz aleyhisselâm şöyle buyurmaktadır:
“Bir kimsenin üç kızı yahut üç kız kardeşi varsa ve bunlara karşı iyilikle davranıyorsa cennete girer.”
[8] Hadis, Buharî, Müslim
[9] Hadis, Müslim
[10] Hadis, Hakim Müstedrek
[11] Hadis, Hakim.
[12] Hadis, Tirmizî
- Yorum göndermek için giriş yapın veya kayıt olun
- 73 okuma
