Skip to Content

Haberler ve Çeşitleri

         Muhaddisler, râvilerin durumlarını incelemek, vüsuk ve itimat derecelerini tespit ve tayin etmekle kalmamışlar, aynı zamanda onlar tarafından rivayet olunan haberlerin de birçok yönlerden incelemelerini ve ilmî tasniflerini yapıp onların dahi vüsuk ve itimat derecelerini kat’î sûrette belli etmişlerdir.

         Bir haber, ilk devirdeki râvi sayılarına, yani şüyû’ derecesine göre önce iki kısma ayrılır :

1)   Mütevatir

2)   Haber-i vâhid

 

         Yalan üzere birleşmeleri mümkün olmayan bir cemaatin, görülmüş veya işitilmiş bir vak’aya dair verdikleri habere mütevatir denir ve mütevatir olan haber sahih derecesinde kabul edilir.

         Tevatürün birtakım belli şartları vardır. Tevâtür derecesini bulmayan habere, râvileri müteaddit olsa dahi haber-i vâhid denir. Haber-i vâhid de ya meşhur (müstefîz) yahut aziz veya garip olur. En az üç tarik ve isnatla naklolunan habere meşhur (müstefîz) denir.

         Bir râvi, bir hadisi, Zührî ve Katâda gibi rivayetleri toplanmış meşhur imamların birinden rivayet etmekte münferit kalırsa, o hadise garip, münferit olan râviler iki veya üç olursa aziz, rivayet edenler bir cemaat olursa, o hadis meşhur derecesine yükselir.

         Garip, bir tek şahsın rivayet etmekte yalnız başına kaldığı, diğer râvilerde nazîrine rastlanmayan haber demektir. Buna fert de denilir. Bunların da iki çeşidi vardır. Garip bir hadisin başka tariklerden de rivayet edildiği sabit olursa, gariplikten kurtulur, derecesine göre aziz veya meşhur mertebesine çıkar.

         Meşhurun şöhreti ne kadar artarsa artsın, tevatür derecesini bulamaz. Çünkü mütevatir olan haberde tevatürün birinciden sonuncaya kadar bütün tabakalarda hususiyle ilk tabakada bulunması şarttır. Meşhurun şöhreti azalırsa aziz, daha azalırsa garip mertebesine iner. Haber-i vâhidlerin makbûlleri de merdutları da vardır.

         Hadis ıstılahları: Haberin sahih, hasen, zayıf kısımlarından bahseder. Ayrıca bunların da her birinin kendi aralarında kaç çeşide ayrıldıklarını izah eder. Râvide bulunması gereken şartların neler olduğunu mervinin (rivayet olunan metnin) durumunu, illetleri, şazları, sema ve zabıt keyfiyetlerini açıkladığı gibi muhaddis ile talib-i hadisin afâtlarını da anlatır.

         Hadis terimlerinin açıklanması

1)   Adl: Kendisinden bir mâsiyet görülmeyen salih Müslümanın sıfatıdır. Böyle kimselerin âdil olmalarında bir şüphe yoktur. Bir müphemlik, kapalılık söz konusu değildir. Cerh edilmemiştir. Ne aynen ne hâlen meçhûl değildir. Zayıflıkla da tanınmamıştır.

2)   Zâbıt: Hâfız ve müteyakkız (uyanık) bulunan kimse demektir ki rivayet ettiği hadislerde yanılgıya düştüğü çok az görülür.

3)   Şazz: Sikâ bir râvinin kendisinden daha sikâ olan birine muhalif olan rivayeti demektir. Veya kendisinden daha kalabalık bir sayıya muhalif rivayette bulunmasıdır.

4)   Hasen Sahih: Bu ifade senetteki sıdk (doğruluk) sebebiyle hasen metindeki hıfz ve itkan itibariyle de sahih olduğuna işarettir. Eğer zayıf bir hadis rivayet etmek istiyorsan metinde veya senette bir illet taşıması itibarı ile kesin ifade etmemek kaydıyla şöyle söylemek daha iyi olur: “Bize şöyle ulaştı. Şöyle vârit oldu veya şöyle rivayet olundu.” gibi ifadeler kullanılmalı. Hiçbir vakit Resûlullah şöyle buyurdu diye malum sika ile rivayette bulunmamalıdır.

 

    İlim erbabı, mevzu hadislerin dışında zayıf gibi hadislerin isnadında kolaylığı caiz görmüşlerdir. Ayrıca akîdeye taallûk eden (iman ve Allah’ın sıfatları gibi) hadislerle ahkama bağlı bulunan (helâl ve haram gibi) hadislerin dışında öğüt vermek, amellerin faziletlerine ve kıssalara bağlı olan rivayetlerle amel etmeyi de caiz görmüşlerdir.

5)   Kaviyy: Bazen hasen ve bazen de sahih karşılığı olarak kullanılan terimdir. Bu tabirlerin kullanılmasına sebep hadisin sahih veya hasen olduğu hususunda tereddüde düşülmesindendir.

6)   Makbûl: Kendisiyle amel etmek caiz olan hadistir. Vakıa her ne kadar onu haber veren kimsenin doğruluğu tercih edilmiyor ise de başka yollardan kabul edilir olduğu hususunda şartlar taşıması sebebiyledir. Bundan dolayı makbûl hadis ile amel etmek caizdir.

7)   Mütevâtir: Adet itibariyle yalan üzerine birleşip ittifak etmeleri mümkün olmayan büyük bir topluluğun yine kendileri gibi bir topluluktan senedin başından sonuna kadar rivayet ettikleri hadis veya haberdir. Senedin herhangi bir tabakasındaki topluluğun bozulmaması gerekir.